Almanya neden ve nasıl Türkiye’den havaalanı işçisi istedi?

Foto: Privat

Bu yaz Almanya’da tatil nedeniyle havaalanlarında gerçek anlamda büyük bir kaos yaşandı. Güvenlik kontrolleri yapan, bavulları yükleyen yeterli personel olmadığı için, özellikle yolcu yoğunluğu olan Türkiye gibi ülkelere yolcu taşıyan uçakların olduğu kapılarda saatler süren uzun kuyruklar oluştu. Örneğin, ülkenin en büyük havaalanlarından biri olan Düsseldorf’tan kameralara yansıyan görüntüler bunu net olarak gösteriyordu. Saatler süren uzun kuyruklar, rötar tapan uçaklar bu yazın sıradan görüntüleri haline geldi. Birçok uçak, yükleyen olmadığı için bavulları almadan uçtu. Örneğin, temmuz başında Düsseldorf’tan Elazığ’a uçan yolculara bavulları ancak bir hafta sonra teslim edilebildi.

Benzer tablo ülkenin diğer havaalanlarında da söz konusuydu. Güvenlik ve bagaj personeli eksikliği nedeniyle yaşanan ve halen devam eden bu kaosun giderilmesi için, yaz ortasında havaalanı yetkilileri ihtiyaç duyulan personelin Türkiye’den getirilmesini ortaya attı. Türkiye’deki basın tarafından “Almanya Türkiye’den işçi alacak” şeklinde verilen bu haber, özellikle işsiz, düşük ücretli işlerde çalışan emekçileri heyecanlandırdı. Ne de olsa, yüksek enflasyon ve ağır ekonomik sorunlar altında bunalan emekçiler için bir “umut kapısı” görünmüştü. Aynı yayın organlarında ayrıca bavul taşımak üzere gelecek işçilere 5-6 bin euro maaş verileceği ileri sürülmüştü. Türkiye’ye göre, kur farkının da etkisiyle, astronomik olan bu rakam doğal olarak heyecan yaratmıştı. Pek çok kişinin, Alman konsoloslukları üzerinden harekete geçerek ya da değişik yollara başvurarak bu nedenle Almanya’ya gelmeye çalıştığı sonradan anlaşıldı.

Federal Ulaştırma Bakanı Volker Wissing, İçişleri Bakanı Nancy Faeser ve Çalışma Bakanı Hubertus Heil de 29 Haziran’da düzenledikleri ortak basın toplantısında havalimanındaki şirketlere ülke dışından işçi getirmelerine imkan sağlanmasıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirmişti. Bu sorunun Kovid-19 salgınında havalimanlarında çalışan personelin işlerinden ayrılması nedeniyle yaşandığını söyleyen Wissing, hükümet olarak güvenlik ve yer hizmetlerindeki personel eksikliği problemine çözüm olarak ülke dışından personel getirme konusunda şirketlere yardımcı olacaklarını açıklamıştı.

Kimine göre 7 bin 500, kimine göre 2 bin işçinin havaalanlarında çalıştırılmak üzere davet edileceği ifade edilirken, sonuçta ne işçi getirilebildi, ne de kaos giderilebildi. Kısa sürede giderilebilecek gibi de görünmüyor.

SORUN NEDİR, NEDEN TÜRKİYE’DEN İŞÇİ TALEP EDİLDİ?

Düsseldorf Havaalanı’ndaki çalışanların sendikalaşmasında yer alan Birleşik Hizmet Sendikası (Ver.di) Kuzey Ren Vestfalya sekreterlerinden Özay Tarım, havaalanında bu yıl büyük bir kaosun yaşandığına dikkat çekerek, Türkiye’den işçi getirme önerisinin arkasında asıl olarak düşük ücretle çalışacak kiralık işçi arayışı olduğunu söylüyor. Tarım gazetemize konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Asıl amaç taşeron firmalar üzerinden işçi getirmekti. Türkiye’de bazı kişilerin 5 bin euroya çalışacak işçi götürecekleri söylenmeye başladı. Böylece hem Türk aracı firmalar, hem de Almanya’daki firmalar kiralık işçi getirerek, hiç bir sorumluluk taşımadan para kazanacaktı. Sendika olarak buna karşı çıktık. Geleceklerin barınma sorunun çözülmesini istedik. Bunun üzerine Çalışma Bakanı Hubertus Heil, getirileceklerin kiralık değil, Almanya’daki işçilerle eşit maaşla çalışacak şekilde olması gerektiği açıklamasını yaptı. İkinci olarak da, getirilecek işçilere ev bulunmasını ve getirileceklerin güvenlik soruşturulmasından geçmesi gerektiğini söyledi. Düsseldorf valiliği tarafından yapılan bu soruşturmanın tamamlanması için ise en az iki aya ihtiyaç var. Bu da yaz tatilinde bir tek işçinin getirilmeyeceği anlamına geliyordu. Sonuçta öyle de oldu. Koparılan o kadar gürültüye rağmen bizim eyaletimize Türkiye’den bir işçi dahi getirilemedi.”

AYLIK 5 BİN EURO MAAŞ İDDİASI KESİNLİKLE YANLIŞ

Özay Tarım, Türk basınında havaalanlarında çalışmak üzere gidecek işçilere 5-6 bin euro verileceği yönünde çıkan haberlerin hiç bir şekilde gerçeği ifade etmediğini de ifade ederek, “Bu kesinlikle doğru değil. Şu anda bagaj bölümüde çalışanlar saat başında 13-14 euro maaş alıyor. Toplam alacağı aylık net maaş, ödeyeceği vergiye de bağlı olarak, en fazla belki 1600 euro olabilir. Bence Türkiye’deki basın üç ay için getirme söz konusu olduğu için, alacakları toplam parayı bir aylık gibi gösterdi” dedi.

HAVAALANI İTFAİYESİ UÇAK BOŞALTMAK ZORUNDA KALDI

Havaalanı yöneticilerinin Türkiye’den eleman getirme planını arkasında asıl olarak, koronavirüsün yüksek olduğu 2020 ve 2021’deki işten çıkarmalar yatıyor. Pandemi nedeniyle aylarca uçuş yapılamazken, havalanları, devlet kısa çalışma parası verdiği halde bavul ve güvenlik bölümündeki çalışanların özellikle süreli iş anlaşması olanları maliyetleri düşürme adına işten attı. 2022’de durum normalleşirken, hatta iş daha da artarken, işten atılan personel geri alınmak yerine az personelle yüksek sezon idare edilmeye çalışıldı.

Tarım, “Bugünkü kaosun olacağı geçen yıldan belliydi. Hatırlanacağı gibi, geçen yıl Düsseldorf Havaalanı’nda Türkiye’ye giden Pegasus uçaklarında, personel yetersizliği nedeniyle Check-in sorunu çıktı. 1200 yolcu için sadece iki şalter açılabildi. Sonunda insanlar buna tepki gösterdi, olay çıktı. Yetkilileri 2022’de büyük kaosun yaşanacağı konsunda sürekli uyardık. Ancak işçi almak yerine işten çıkarmalar devam etti. Sadece Düsseldorf’ta şu anda 500 güvenlik personeli eksik. Bu da kuyrukların uzamasına neden oluyor. Güvenlik devletin işi olmaktan çıkarıldı, özel firmalara verildi. Bu firmalar da daha fazla kazanmak için sürekli personelden kesiyor. Bu yıl personel yetersizliği nedeniyle o kadar akıl dışı olayla karşılaştık ki anlatamam. Havaalanı itfaiyesi bir uçaktaki bavulları indirmek zorunda kaldı. Çünkü uçağı boşaltacak personel yoktu. Böyle bir şey olabilir mi?”

Almanya içinde düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları nedeniyle yeteri kadar personel bulamayan havaalanı yöneticileri, yazın bitmesiyle sorunun azalabileceğini umuyor. Ancak bu pek mümkün görünmüyor. Zira, havaalanları içinde bagaj ve güvenlik gibi önemli hizmetleri üstlenen firmalar sürekli yarım gün ve düşük ücretli eleman aradıkları için ülke içinde bunun temin edilmesi zor görünüyor. Yine AB üyesi İspanya, Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden getirilen emekçiler de ihtiyacı karşılayamıyor. Bu nedenle daha düşük ücretle çalılacak personelin ancak Türkiye gibi ülkelerden karşılanabileceğinden hareketle, önümüzdeki dönem konu gündemde olmaya devam edecek. Özey Tarım, sendika olarak güvenlik ve bagaj işinde çalışanların özellikle devletin elinde olması gerektiğini savunduklarını belirterek, bu alanda özelleştirmelerin geri alınmasını istediklerini dile getirdi. Havaalanı yönetimleri ile özel şirketler sürekli giderleri kesip, daha az çalışanla daha çok iş kurtarmanın hesabını yaparken, asıl mağdur olanlar yoğun baskı altında çalışanlar ve yolcular oluyor. (YH)


‚Türk sendikası işçi göndermek için beni aradı‘

Havaalanlarında çalışmak üzere Türkiye’den işçi getirmenin haber olduğu dönemde bir çok kişi Alman konsoloslukları üzerinde doğru bilgi almaya çalışırken, bir Türk sendikası ise doğrudan Ver.di sekreteri Özay Tarım’a başvurarak işçi göndermek istediğini bildirdi. Konuyla ilgili olarak gazetemize bilgi veren Tarım, “Bu sürede inanılmayacak olaylarla da karşılaştım. İnternetten beni bulan bir Türk sendikası İngilizce bir yazıyla işçi göndermek için yardım istedi. Böyle bir mantık olabilir mi? İşçinin temsilcisi olan sendikanın görevi işverene işçi bulmak, arabuluculuk yapmak olmamalı. Sendikanın görevi işçinin hakkını korumaktır. Oradaki sendikanın görevi de ülkesindeki işçilerin çalışma koşullarını düzeltmek olmalıdır.”


‚Nürnberg ve Münih’e 150 kişi getirilecek‘

Federal Havacılık Yer Hizmetleri İşverenler Birliği (ABL) Başkanı Thomas Richter yaptığı açıklamada, 30’u Nürnberg ve 120’si Münih havalimanlarında çalışmak için Türkiye’den toplam 150 kişinin ülkeye geleceğini söyledi. Richter, bunların bir kısmının hafta sonu, diğer bölümünün gelecek hafta işe başlayacağını ileri sürdü.

Ülkeye gelecek işçilerin, bagaj taşıma bölümünde çalışacağını bildiren Richter, bu kişilerin sözleşmelerinin 6 Kasım’da sona ereceğini, bu sürenin uzatılması imkanın bulunmadığını, bunun siyasi olarak da istenmediğini ifade etti.

Richter, Türkiye’den 2 bin kişinin gelmesinin öngörüldüğüne ilişkin soru üzerine, bunun teorik açıdan mümkün maksimum sayı olduğunu, daha sonra talebin 1300’e indiğini, konu somutlaştığında da 900’e düştüğünü anlattı. Ardından tatil döneminin başladığına işaret eden Richter, burada en büyük sorunun zaman konusu olduğunu söyledi. (YH)