Bu kış soğuk geçecek

YÜCEL ÖZDEMİR

Almanya’da halkın bu kışı soğukta geçireceği artık net olarak görülüyor.

Federal Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede kışın, hastaneler ve yaşlı bakım yerleri dışında, tüm kamu binalarında sıcaklığın en fazla 19 derece olabileceği belirtiliyor. Dahası ayrıntılı olarak yapılacak işlere göre bina ısısı öneriliyor. Örneğin, eğer kol gücüyle ağır bir iş yapılıyorsa sıcaklık en fazla 12, orta dereceli ağırlıkta bir iş yapılıyorsa 16, oturarak hafif bir iş yapılıyorsa 17, sadece oturularak bir iş yapılıyorsa 19 derece binaların ısıtılabileceği tarif ediliyor.

Aynı genelgede koridorların ısıtılmaması, gereksiz yere ışıklandırmalardan kaçınılması da isteniyor.

Rusya’dan alınan doğal gazın azalmasıyla, hükümet yetkilileri ve değişik düzeydeki siyasetçilerden her gün yeni bir duş-banyo önerisi geliyor. Birisi beş dakikadan fazla duş alınmamasını ya da soğuk/ılık duş alınmasını, bir diğer ıslak bezle silinmenin yeterli olabileceğini söylüyor.

Halk için bu önerileri ortaya atan beyler ve bayanların, sıcak odalarında, günlük konforlarından bir adım geri adım atmayacakları, hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edeceklerinden kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü, onlara göre asıl kısıtlama yapması gerekenler sıradan vatandaşlardır. Kendileri ise kabarık faturaları ödeyebilecek dolgun maaşlara sahip oldukları için “Şahsen bana dokunmaz” diyorlar.

Enerji fiyatlarındaki fahiş artışlar elbette iyi kazananları, üst sınıfları teğet geçecek. Ancak ay sonunu zar zor getiren milyonlarca emekçinin belini bükecek, daha fazla borçlanmaya, daha fazla çalışmaya mahkum edecek.

Geçen hafta hükümet tarafından doğal gaza getirilen kilovat saat başına 2.4 sentlik “katkı payı”yla (Gasumlage) her ailenin sırtına 500-600 avroluk ek faturalar bindirildi. Bu para, asıl olarak giderlerin arttığını, iflasla karşı karşıya olduğunu ileri süren enerji tekellerinin kasasına akacak. Bu artışa gelen tepkiler üzerine bu sefer hükümet gazdan aldığı katma değer vergisini bir süreliğine yüzde 19’dan yüzde 7’ye düşürdü. Bu da devletin kasasına daha az vergi gireceği anlamına geliyor. Sosyal demokrat SPD, Yeşiller ve liberal FDP’den oluşan aynı hükümet enerji tekellerinin rekor kârlarına ise bütün çağrılara rağmen dokunmadı ve dokunmamaya kararlı görünüyor.

Alman basınında yer alan haberlere göre ülke genelinde gaz dağıtımı yapan 12 şirket hükümete başvurarak, savaş nedeniyle toplam 34 milyar avroluk ek gider oluştuğunu ileri sürdü. Bunun ne kadar gerçekçi olduğundan bağımsız olarak, hükümet hemen tahmini giderlerin yüzde 90’ını tüketicilere fatura etti.

Halbuki aynı enerji tekelleri son yıllarda kârlarına kâr kattılar. Almanya’nın en önemli enerji tekellerinden biri olan, aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok ülkede faaliyet sürdüren RWE, bu yıl toplamda 5 ila 5.5 milyar avro arası kâr elde edeceğini ilan etti. Temmuz sonunda tekel tarafından yapılan basın açıklamasında daha önce tekelin yıl sonu kârının 3.6-4 milyar avro arası olacağı tahmin edilmişti. Bu “olağanüstü sonuç” nedeniyle şimdilik doğal gaz katkı payından feragat eden tekelin, fiyatları artırarak yüksek maliyetleri dengede tutması bekleniyor. Böylece kârdan zarar etmeme politikası izleyecek.

Benzer durum Avrupa’nın diğer enerji tekelleri için de geçerli. “Stern” dergisinde yer alan habere göre, İngiliz-Hollanda enerji tekeli Ukrayna savaşının başlamasından sonra nisan-haziran ayları arasındaki kârını geçen yılın aynı dönemine göre beş kat artırarak 18 milyar dolara (17.6 milyar avro), Fransız enerji tekeli TotalEnergie iki kat artırarak 5.7 milyar avroya, İspanyol enerji tekeli Repsol da iki kat artırarak 2.5 milyar avroya çıkardı. Önümüzdeki günlerde bilançolarını açıklamaları beklenen ExxonMobil, Chevron ve BP gibi tekellerin de “rekor düzeyde” kâr ettikleri tahmin ediliyor.

Enerji tekellerinin aşırı kâr etmesinin nedeni elbette savaş öncesinde ucuza aldıkları petrol ve doğal gazı aşırı yüksek fiyattan satmalarından kaynaklanıyor. Örneğin geçen yıl varilini 75 dolardan aldıkları petrolü bu yıl 100-110 dolardan satmaya başladılar. Benzer bir durum doğal gaz için geçerli. Hal böyle olunca halkın cebinden enerji/yakıt için çıkan para doğrudan tekellerin kasasına aktı.

Halkın zorunlu ihtiyaçlarının başında gelen enerji yoksullar için en önemli gider haline gelmeye başladı. Bu durumda yapılacak tek şey, enerji tekellerine el konularak kamulaştırılmasıdır. Bu talep son haftalarda cılız da olsa dillendiriliyor. Hayat pahalılığı arttıkça, kış bastırınca, faturalar gelmeye başlayınca emekçi sınıflar arasında daha fazla karşılık bulacağı açık.

Kışın, emekçiler için soğuk geçmemesinin yolu, biriken tepkileri sokağa taşıyarak, sonbaharın sıcak geçmesini sağlamaktan geçiyor.