Çin’den uzaklaşmak neredeyse imkânsız

Foto: Pixbay

Gesamtmetall” başkanı Stefan Wolf, Çin’e olan ekonomik bağımlılığın kısa vadede azaltılmasının neredeyse imkânsız olduğunu söyledi. Wolf, dpa’ya verdiği demeçte “Böyle bir şey düşünülemez bile” dedi. Çin’in Tayvan’a yönelik tehditkâr tutumları ve ağır insan hakları ihlalleri raporları nedeniyle Çin ile ekonomik ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi talepleri Alman kamuoyunda daha fazla gündeme geliyor. Metal patronlarının sözcüsünün sözleri, Alman sermayesi içindeki dış politika konusundaki çatışmayı da yansıtıyor.

Alman sermayesinin dış ticaret ağırlıklı kesimi üzerinde çok yönlü baskı artıyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla enerji ve kimya şirketleri üzerinde yoğunlaşan baskılar giderek Çin ile ticaret yapan kesime doğru yaygınlaşıyor.

Rusya ile ticaret kapsamı gaz ve petrol dışında (toplam hacim 59,8 milyar Euro dolayındayken Rusya’dan ithal hacmi 33,1 milyar Euro ve Almanya’dan ihraç hacmi ise 26,6 milyar Euro dolayındaydı) görece sınırlı olan Almanya’nın Çin ile ticareti çok farklı bir boyutta.

ALMANYA’NIN EN ÖNEMLİ TİCARET PARTNERİ

2021 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, altıncı kez Almanya’nın en önemli ticaret ortağı oldu. Federal İstatistik Dairesi (DESTATİS) tarafından açıklanan ilk sonuçlara göre, iki ülke arasında ticaret hacmi bir önceki yıla oranla yüzde 15,1 artarak 245,4 milyar Euro değerinde gerçekleşti.

2015 yılından bu yana Almanya’nın en fazla mal ihraç ettiği ülkelerin başında gelen Çin, geride bıraktığımız yıl bu pozisyonunu daha da güçlendirdi. DESTATİS raporuna göre Almanya’nın Çin’den ithalatını yüzde 20,8 artarak 141,7 milyar Euro’ya çıkardı. Almanya’nın Çin’e ihraç ettiği malların hacmi ise yüzde 8,1 artarak 103,6 milyar Euro hacmine çıktı. Çin, Almanya’nın en fazla mal sattığı ülkelerin ikinci sırasında geliyor.

Çin ile ticari ilişkilerin gözden geçirilmesi, bağımlılıkların en asgari düzeye çekilmesi gibi talepleri değerlendiren Metal İşverenleri Birliği, “Gesamtmetall” başkanı Stefan Wolf, “Çin ile ticari ilişkilerimizle Rusya ile olan ilişkimiz tamamen farklı, bu ilişkiler çok muazzam” dedi. DPA ajansına, “Batı ile Çin arasında bir ekonomik savaş çıkması halinde pek çok yerde sanayi felç olacaktır” diye konuşan Wolf, “Bugün Çin’den Avrupa’ya gelen her şeyi aniden kestiğimizi hayal edin – Bu hayal bile edilemez” dedi.

ÇİN’İN YERİNİ DOLDURMAK ZOR

Alman ekonomisinin Çin ile böyle (Rusya tarzı) bir çatışmaya hazırlanmasının neredeyse imkânsız olduğunu söyleyen Wolf, “Bunun için hazırlık yapamazsınız. Çin’den gelen her şeyi birdenbire başka bir yere taşımaya başlayamazsınız. Çin’den gelen her şeyi düşündüğümde, öncelikle büyük miktarlarda parça ve bitmiş ürün görüyorum. Bu öyle basit bir şey değil” dedi.

Kamuoyunu yanıltacak tarzda söylentilerin yaygınlaştığına dikkat çeken Wolf, “Sık sık şu söylenir: Bugün Çin’den aldığımızı başka bir yerden alabiliriz. Evet ama nereden. Asıl buna yanıt verilmeli” dedi. Ayrıca Çin’e bağımlılığın çok daha derin olduğunu da sözlerine ekleyen Wolf, “Alman şirketleri Çin’de çok sayıda fabrika işletmekte. Bunların da üretim yerlerini değiştirmeleri yönünde çağrılar yapılmaktadır. Bu ne anlama geliyor? Bu, dünyanın dört bir yanındaki büyük üretim kapasitelerinin boş ve kullanılmadan durduğu ve bizi beklediği anlamına gelmekte. Bu tamamen yanıltıcıdır, böyle bir durum yok” dedi.

SERMAYENİN EN SALDIRGAN KESİMİ

DESTATİS yayınladığı ilk sonuçlara göre, 2021 yılında da Almanya’nın en fazla mal ihraç eden üç işkolu önceki yıllar gibi aynı kaldı: Otomotiv, makine ve kimya sanayisi Almanya’nın en fazla ihracat yapan işkolları.

Otomotiv tekelleri 2021 yılında Almanya’dan 209,4 milyar Euro değerinde motorlu taşıt ve motorlu taşıt parçası ihraç etmeyi başardılar. Bu oran, ihracatın düştüğü 2020 yılına kıyasla yüzde 11,6 daha fazlaydı (2019’a kıyasla -%16,4). Böylece motorlu taşıtlar ve motorlu taşıt parçaları 2021 yılında da Almanya’nın en önemli ihraç malları olmaya devam etti.

İkinci ve üçüncü en önemli ihraç malları 194,4 milyar Euro ile (+%10,3) değerindeki makineler ve 136,3 milyar Euro (+%21,7) değerindeki kimyasal ürünler takip etti. Böylece metal ve kimya sermayesinin Almanya’nın en saldırgan kesimi olduğu söylenebilir. Dolayısıyla sahip olduğu pozisyonu son haddine kadar savunmaktan, Almanya’nın dış politikasını gözden geçirmesini sağlamaya kadar her şeyi deniyor.

SORUN DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDEN DAHA BÜYÜK

Diğer yandan Almanya’da üretimde kullanılan yarı iletkenlerin yüzde 50’sinin Tayvan’dan tedarik edildiğini hatırlatan Wolf, “Bölgedeki gerginliğin genel olarak yükselmesi de bizim durumumuzu olumsuz etkiliyor” dedi. DPA’ya verdiği demeçte ABD’nin tutumunu da gündeme getiren ve üstü kapalı eleştiren Wolf, “Benim görüşüme göre sorun şu: Eğer bir Tayvan krizi olsaydı, ABD hemen bir şekilde müdahale ederdi ama bunu Rusya’ya yapmadılar. O zaman Almanya’da gerçekten büyük bir sorunumuz olur. Şundan eminim böyle bir krizde Amerikalılar diyecek ki; Çin ile halen iş yapanlar artık ABD ile iş yapmayacak. Bu da bir pazar seçmemiz gerektiği anlamına geliyor” dedi.

Çok ciddi bir sıkıntılı döneme gidildiğini ise Wolf’un şu sözlerinden görmek mümkün: “Benim bakış açıma göre bu mesele neredeyse çözümsüz, çünkü Çin pazarı için ABD pazarından vazgeçemeyiz. Ama tersini de yapamayız.”

Çin’in Tayvan’ı Halk Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak gördüğünü ve neredeyse bütün ülkelerin de bunu kabul ettiğini söyleyen Baden-Württembergli otomotiv tedarikçisi ElringKlinger’in CEO’su Wolf, Çin’in Batı ile ekonomik bir savaştan uzak duracağına inanmak istiyor(!). “Çinliler ekonomilerinin büyük ölçüde Avrupa ve ABD’ye bağımlı olduğunu çok iyi biliyorlar. Ekonomiler birbiriyle çok yakından bağlantılı ve Çin, Avrupa’ya ve ABD’ye Rusya’dan kat kat daha fazla bağımlı. Dolayısıyla Çin’in bu ticaret yollarını açık tutmakta büyük bir çıkarı var” diye konuşan Wolf, aksi takdirde, dünya ekonomisinin ciddi bir çöküş riski içine gireceğini olduğunu söyledi. Wolf, “Bu konstellasyonda (ülkeler arası ilişkilerin durumu kastediliyor) dünya ekonomimiz tamamen bozulur. Bunun nasıl çözülebileceğini bilmiyorum” dedi.

JEOPOLİTİK RİSKLER GÖRÜLMEDİ”

Rusya ile çatışmalı durumun yakın zamana kadar öngörülebilir olmadığını söyleyen Wolf, Alman sermayesinin Rusya’dan enerji tedarikinin sonsuza kadar devam edeceğini düşündüğünü söyledi. “Bu da biraz saflıktı” diye konuşan Wolf, “Özellikle de soğuk savaş döneminde de bu tedarik zincirinin (enerji sevkiyatı) olması, iş dünyasındakiler olarak bizler de bu durumun sonsuza kadar böyle devam edeceğine inanmıştık” dedi.

Birçok Alman şirketinin Ukrayna’ya yatırım yaptığını, orada yan kuruluşlar kurduğunu ve orada üretim yaptığına dikkat çeken Wolf, “Doğu Avrupa’daki maliyet avantajları ve sübvansiyonlar bizim için belirleyiciydi. Ama jeostratejik konular dikkate alınmadı ve bana göre bu büyük bir hataydı” dedi.

Tüm gelişmelere karşın Rusya pazarına tamamen veda edilmemesi konusunda da politikacıları uyaran Wolf, “Makine ve tesis üreticileri şu anda Rusya pazarını kaybettikleri için sıkıntı çekiyorlar. Bu, gerçekten de bu pazarı kapatmanın bizim için doğru olup olmadığını düşünmemiz gereken bir konu” dedi. Wolf, Rusya pazarının şu anda, makine ve tesis inşaatı konusunda iyi olan ülkeler arasındaki Çin ve Türkiye tarafından ele geçirildiğini sözlerine ekledi.