Avrupa’da gözler İtalya’daki aşırı sağda

İtalya aşırı sağcıları: Salvini, Meloni, Berlusconi

YÜCEL ÖZDEMİR

Avrupa’da bu hafta dikkatler 11 Eylül’de İsveç’te yapılan genel seçimlerde aşırı sağcı partinin ikinci büyük güç olmasından sonra 25 Eylül Pazar günü İtalya’da yapılacak erken genel seçimlerde.

İsveç’te 11 Eylül’de yapılan genel seçimlerin kesin sonuçlarına göre muhafazakar Moderatlar Partisi liderliğinde kurulan dört partili seçim bloku 176 sandalye kazanarak geçimlerin galibi oldu. Moderatlar Partisi Lideri Ulf Kristersson liderliğinde bir sağ-muhafazakar hükümetin kurulmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak hükümet kurma görüşmelerinin uzun sürmesi bekleniyor. Zira seçimlerde en büyük sürprizi yağan aşırı sağcı İsviçre Demokratlarının bazı konularda taleplerini hükümet programına geçirmek isteyeceği ifade ediliyor.

İsveç Demokratları yüzde 20.5 oyla, yüze 30.3 oy alan Sosyal Demokrat Partiden sonda ikinci büyük güç olmuştu. Özellikle göçmen ve İslam düşmanlığı yaparak güç toplayan aşırı sağcılar AB’ye de bazı konularda eleştiriler yöneltiyorlar. Yeni hükümeti kuracak Moderatlar ise yüzde 18.8 oy aldı. Bu arada NATO’ya üyelik başvurusu yapan İsveç, 1 Ocak’tan itibaren AB Dönem Başkanlığını Çekya’dan devralacak.

İTALYA’DA DA AŞIRI SAĞ GÜÇ TOPLADI

İsveç Demokratlarının ülkede ikinci büyük güç olmasından sonra dikkatler şimdi de bu pazar günü erken genel seçimlerin yapılacağı İtalya’da.

Seçim öncesinde yapılan anketlerin tümünde aşırı sağcı-faşist Fratelli D’Italia (İtalya’nın Kardeşleri) partisi önde görünüyor. 45 yaşındaki Giorgia Meloni’nin liderliğini yaptığı partinin oyu yüzde 25 görünüyor. Aynı anketlerde diğer sağcı parti Liga Nord’un (Kuzey Ligi) oyu yüzde 12, Silvia Berlusconi’nin Forza İtalya’nın (İleri İtalya) oyu ise yüzde 8 civarında görünüyor.

Genel olarak anketlerde sağ-aşırı sağ blokun oyu yüzde 45 civarında görünürken “sol ittifak” olarak adlandırılan sosyal demokrat partilerin oyu ise yüzde 27 civarında. Geçtiğimiz seçimlerin birinci partisi olan 5 Yıldız Hareketinin (M5) oyu ise yüzde 13-14 arasında görünüyor. Kendilerini ne sağ ne sol gösteren partilerin oyu ise yüzde 7 bandında.

Bu tabloda en çok dikkat çeken ise elbette Fratelli D’Italia’nin oylarını neden bu denli hızlı bir şekilde artırdığı. 2013’teki seçimlerde yüzde 1.96 oy alan faşist parti, 2018’de yapılan genel seçimlerde orta-sağ ittifakın parçası olarak seçimlere katılmış ve yüzde 4.3 oy alarak senatoya 21, parlamentoya ise 37 milletvekili göndermişti. Aynı partinin Avrupa Parlamentosunda ise 8 milletvekili var.

MUSSOLİNİ’NİN TAKİPÇİSİ

Giorgia Meloni ve partisi Fratelli D’Italia’yı diğer ırkçı-aşırı sağcı partilerden ayıran en önemli özelliklerden birisi, uzun yıllar açık olarak faşist bir parti olarak bilinmesi. Mussolini’nin faşist görüşlerini devam ettirmek üzere 1946’da kurulan faşist Movimento Sociale Italiano (İtalya Sosyal Hareketi – MSI) hareketinin devamı olan Fratelli D’Italia’nın kısa sürede güç toplaması, Meloni’nin 10 Ağustos’ta İngilizce, İspanyolca ve Fransızca selamlama yaptığı kısa videoya bağlanıyor. Bu hafta yayımlanan Der Spiegel dergisinde yer alan haber-analizde yer alan bilgilere göre, Meloni söz konusu videoda partisinin demokrasi için tehdit olmadığını, reformların sürdürülmesinden yana olduğunu ifade ettikten sonra AB’nin entegrasyon sürecine tam destek verdiğini ifade ediyor. Meloni’nin, daha sonra İtalyan işverenleri huzurunda yaptığı konuşmada sermayenin korkularını giderecek mesajlar verdiği, aşırı devlet borçlanmasından yana olmadığının güvencesini verdiği kaydediliyor.

85 yaşındaki multimilyarder Silvio Berlusconi ve daha önce koalisyon ortağı olan Liga Nord ve lideri Maro Salvini’den umudunu kesen İtalyan sermayesinin bir bölümünün bu kez faşist Meloni’ye şans tanımak istediği anlaşılıyor.

MUHAFAZAKAR-FAŞİST DEĞERLER KAMPANYAYA DAMGASINI VURUYOR

Giorgia Meloni’nin seçim kampanyası boyunca öne çıkardığı konuların başında göçmen düşmanlığının yanı sıra muhafazakar-faşist talepler geliyor. “Suçlu bir yabancı, solcular için İtalyan kadınlarından daha değerli” şeklinde faşist bir söyleme sarılan Meloni’nin öne çıkardığı sloganlar arasında, “Doğal aileye evet, LGBTQ lobisine hayır”, “Üniversitelerde haç sembolüne evet, İslamcı şiddete hayır”, “Halkların kendi kaderini tayinine evet, Brüksel bürokrasisine hayır” dikkat çekiyor.

Kullanılan sloganlar, öne çıkarılan konular, Meloni’nin “İyi bir politikacı” olarak gördüğü Mussolini döneminde kullanılan “tanrı, ana vatan, aile” sloganını olduğu gibi içeriyor.

Daha önce Avrupa Merkez Bankası Eski Başkanı Mario Draghi liderliğinde kurulan geçiş hükümeti üzerinden AB’yi sert şekilde eleştiren Meloni’nin seçim kampanyası sırasında AB’ye yönelik eleştirilerini yumuşatması da samimi görülmüyor. Meloni’nin Salvini ve Berlusconi ile birlikte yayımladığı 15 maddelik seçim programında ise “Avrupa’nın parçası” olunduğuna dikkat çekiliyor.

Kampanyada artan hayat pahalılığı ve enflasyon konusu ise pek öne çıkarılmıyor. Fratelli D’Italia ve Meloni’nin Rusya’dan maddi yardımlar aldığı da iddialar arasında.

YENİ BİR ANTİFAŞİST MÜCADELEYE İHTİYAÇ VAR

İsveç ve İtalya’daki gelişmeler daha önce aşırı sağcı olarak tanımlanan partilerin faşist yüzlerini bir adım daha öne çıkardıklarını gösteriyor. Ekonomik sorunların arttığı günümüzde ırkçı-faşist partilerin sosyal sorunları ve konuları da güçlü bir şekilde kullanabilecekleri görülüyor. Özellikle Almanya’daki aşırı sağcı partilerin propagandası da buna işaret ediyor. Avrupa genelinde ekonomik-sosyal sorunlar temelinde antifaşist bir mücadeleye ihtiyaç açık.