Enflasyon göçmenleri daha sert vuruyor

Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi’nin (DeZIM) enflasyondan özellikle kimlerin etkilendiğine dair yaptığı bir anketin sonuçları, enflasyonun Alman pasaportu olmayanları daha fazla etkilediğini teyid etti.

Günlük eşyaların fiyatlarındaki artışlar, artan enerji fiyatları ve gaz vergisi halkın büyük kesimini rahatsız ediyor ve onlara yeni yükler getiriyor. 2022 için en az yüzde sekizlik bir enflasyon oranı bekleniyor. Benzin indiriminin ve 9 euroluk biletin kaldırılmasıyla bu oranın daha da artma riski var. Aynı zamanda Almanya’da borsada işlem gören şirketler, bu yıl hissedarlarına bir önceki yıla göre yüzde 50’lik bir artışla yaklaşık 70 milyar euro dağıttı. Yani bu ülkede yoksulların sayısı artar ve ellerindeki para daha da azalırken, zenginlerin serveti de artmaya devam etti. En azından şimdiye kadar, ekonominin büyük bir kısmı, özellikle petrol şirketleri, muazzam kazançlar elde edip karlarını katladılar.

PAKETLER ADİL DEĞİL

Federal hükümet kriz nedeniyle yardım paketleri hazırlıyor. Ancak bu paketler de adil değil. Karlarını artırmalarına rağmen büyük şirketlere milyarlar hediye edilir, Alman ordusuna özel fonlar verilirken krizin yükünü taşıyan yoksullara sanki ‘sadaka’ gibi sunulan paketler, yangını ertelemekten öte anlam taşımıyor.

Hükümet, artan öfke, hoşnutsuzluk ve muhalefeti bastırmak, büyüyen sosyal uçurumu en azından uçlaştırmamaya çabalamak için üç yardım paketi hazırladı. Sendikalar ‘yardım paketi 2’nin bazı kısımlarını doğru yönde atılmış bir adım olarak gördü, ancak emeklilerin ve öğrencilerin 300 euroluk enerji fiyatı sabit oranından muaf tutulmasını sert bir şekilde eleştirdi. Bu şimdi ‘yardım paketi 3’ ile düzeltildi. Ancak, fazla kar vergisi ve talebe göre gaz fiyatına bir üst sınır getirilmesi halen gerçekleştirilmedi. Hükümet sermaye sahiplerine dokunmaktan korktuğunu bir kez daha ortaya koydu.

Önlem paketi ayrıca orta ve oldukça düşük gelirli insanlar için daha fazla doğrudan ödeme içermiyor. Üçüncü yardım paketindeki önlemlerin birçoğu, konut ödeneğinin bir parçası olarak ısıtma maliyeti sübvansiyonu gibi erişim engellerine sahip. 18 Euro’luk çocuk parası zammı gibi diğer artışlar, çocuk parası tamamen gelir olarak sayıldığından, sosyal yardım alanlara hiç ulaşmayacak.

YA GÖÇMENLERİN DURUMU?

Kamuoyundaki tartışmalarda, enflasyondan özellikle hangi grupların etkilendiğine çok az dikkat edildi. Korona salgını toplumdaki sosyal bölünmeleri büyük ölçüde şiddetlendirmişti. Özellikle, düşük ücretli sektörlerde ve güvencesiz işlerde çalışanlar ve ayrıca sosyal yardım alanlar, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamaktan uzaklar. Birçok göçmen, zaten gelir kaybından özellikle en çok etkilenen insan grupları arasındaydı. Sendikalara yakın Ekonomik Sosyal Enstitü WSI tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ankete katılanlar ailelerinde göç geçmişi olmayan katılımcılara göre neredeyse yüzde altı daha fazla gelir kaybına uğradılar.

Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi’nin (DeZIM) enflasyonun sonuçlarından özellikle kimlerin etkilendiğine dair yaptığı anket de bu tabloyu doğruluyor. Alman vatandaşlığına sahip olmayan kişilerin, enflasyondan Alman vatandaşlığına sahip kişilere göre önemli ölçüde daha fazla etkilendiklerini belirttikleri açık. Alman vatandaşlığına sahip olmayan kişilere ek olarak, hanede çocuklarla birlikte yaşayanlar enflasyon konusunda daha büyük mali kaygılar taşıdıklarını dile getiriyorlar. Göç kökenlilerde çocuk sayısının daha yüksek olduğu dikkate alındığında enflasyonun mağduru oldukları bir kez daha belirgin.

Etkilenenlerin sayısını daha iyi sınıflandırmak için yabancı çalışanların oranının yıllardır arttığını belirtmek önemli: Bu oran 2021’de yüzde 13,4 idi. Bu, 2010’dakinin iki katıydı, 2021’de Almanya’da kayıtlı çalışan toplam 33,8 milyon emekçinin 4,5 milyonu Alman pasaportuna sahip değildi.

Diğer taraftan göçmen geçmişi olan kişilerin bireysel ortalama net geliri, göçmenlik geçmişi olmayanların neredeyse 300 euro altında. Mülteciler arasındaki fark ise özellikle açık. Net gelirleri, neredeyse 900 euro daha düşük. Veri raporundaki rakamların 2018 yılına ait olduğu, yani birçok çalışanın gelir durumunu kötüleştiren korona pandemisi öncesinde toplanmış olduğu hele de son krizle ilgili somut sayıların bulunmadığı ortada olduğundan Alman olmayanların şimdilerde enflasyondan etkilenmeleri ve yoksullaşmaları da ürkütücü boyutta.

KİMSE MAĞDUR OLMASIN DİYE

Korona salgını başladığında virüsün herkesi vurduğu, bu nedenle aynı gemide olduğumuz bilinciyle davranılması gerektiği söylenmişti. Halbuki korona hem kısa çalışma, hem izolasyon koşulları vb. nedeniyle yoksulları daha fazla etkiledi. Zenginler izolasyon sürecini geniş evlerinde ya da ıssız adalarda geçirirken, yoksullar daracık evlerinde ve düşük maaşlarıyla kaderlerine terk edildiler. Şimdiki ekonomik sorunların, enflasyon ve hayat pahalılığının yükü de eşitsiz dağılmış durumda. Yüksek gelirliler, yüksek fiyat artışlarını gözle görülür bir kayıp yaşamadan karşılayabilirken, durum diğer insanlar için bir ölüm kalım meselesi haline geldi. Zengin-yoksul bakmadan herkese yardım vermek yerine, yardım paketleri özellikle yüksek yaşam maliyeti ve enerji fiyatlarından etkilenen kişilere yönelik olmak zorunda. Bu, aynı zamanda kriz koşullarını AfD gibi sağcı partilerin kendi lehlerine kullanmaya çalışmasını önlemeye de yardımcı olacaktır. Yardım için yalnızca etkili sosyal önlemler, özellikle etkilenen tüm insanlar yani en alttakiler dikkate alınırsa olacaktır. (YH)