Maliye Bakanı Lindner emeklilik kasasını talan ediyor!

Foto: dgb.de

ATTAC emeklilik primlerinin hisse senedine yatırılmasına karşı imza kampanyası başlattı. Emekliliğin özelleştirilmesine karşı mücadele önem taşıyor.

ZEYNEP SEFARİYE EKŞİ

Koalisyon hükümetinin sözleşmesinde, emeklilik primlerinin bir bölümünün hisse senedine yatırılması planı hayata geçiriliyor. Maliye bakanı Christian Lindner bu konuda 2022 yılında uygulamaya geçileceğini açıkladı. Buna göre, aktif çalışma hayatında olanların ödediği primin bir bölümü (ne kadarı veya tamamı mı olduğu henüz açıklanmış değil) direkt yatırım fonlarına yatırılacak. Primlerin hisse senedine yatırılmasına karşı, ATTAC, parlamentoya verilmek üzere yoksulluk alanında araştırmacı Profesör Christoph Butterwege, çalışma yaşamında sosyolog Klaus Dörre ve emeklilik uzmanı Holger Balodis’in de çağrıcılar arasında olduğu bir imza kampanyası (Petition) başlattı.

EMEKLİLİK PRİMLERİ RİSKE ATILIYOR

Milyarlarca euro tutarındaki emeklilik primleri şu andaki işleyişe göre emeklilik kasasına (merkez bankasındaki) yatırılıyor. Sermaye yanlısı partiler uzun zamandır biriken bu primlere göz dikmiş durumdaydı. ‘Emeklilik kasası sürekli açık veriyor, bunu güvenceye almak için faize yatırmalıyız’ gerekçesiyle milyarları sermayeye, yani kar getirecek bir araca dönüştürmek istiyorlar.

Aslında kriz dönemlerinde pazarın durgunluğu ve zayıflaması, paranın ve yatırımların, borsaların kar getirmemesi nedeniyle bankaların, fonların nasıl battığının örnekleri az değil. Almanya’nın ‘Hedge Fon’, 2008 krizinde Lehmann Brothers Bankası iflasları bunun en bilinen örneklerinden. Veya ABD’de bu tür prim ve yatırımların yönlendirildiği batan fonların sayısı az değil.

Halen güncel olan ve özel emeklilik uygulaması örneği olan Riester Rente uygulamasının şu anda geldiği sonuca bakarsak: Riester Rente uygulamasından özellikle düşük ücretli işlerde çalışanlar faydalanmalıydı. Her ay 50-100 euro gibi bir miktarı özel emeklilik için banka veya sigortalara yatırırlarsa, devlet de vergi indirimi sağlayarak yatırıma katkıda bulunuyordu. Öyle ki, bunun için devrede olan sadece banka ve fonlar değil, metal ve kimya işverenleri birlikleri bile özel Riester Rente fonları oluşturmuştu. Riester Rente uygulaması yeni başlayacaklar için durdurulmuş durumda. Sadece önceden başlamış olanlar devam edebiliyor. İlgi fazla olmadığı için istenilen kapasiteye ulaşılamadı. Nedenlerinden biri, zor geçimini sağlayan düşük ücretli işlerde çalışan emekçilerin ayda buraya ayıracak 100 eurosu olmaması! Ayrıca Rister Rente için fon işletim masrafları (Verwaltungsgebühr) çok yüksek oldu; yüzde 20! Kısacası, Riester Rente günümüzden canlı bir örnekti ve iflas etti!

EMEKÇİLERİN BİRİKİMİ SERMAYENİN KAR ALANI OLMAMALI

Söz konusu olan, sermayedarların ağzını sulandıracak kadar büyük olan bir tutar. Bunu anlayabilmek için şu veri önemli: Emeklilik kasasından ödenen yıllık paranın toplamı 340 milyar euro. 340 milyarı kar olarak elde edebilmek için gereken sermayenin ise 8,5 trilyon olduğundan bahsediliyor. Devletin bunu bir çırpıda belirlenecek olan fona ödemesi mümkün değil. Lindner’in planı net olarak açıklanmamış olsa bile, önce merkez bankasından 10 milyar euro özel fona yatırılacak. Çalışanlar da ödedikleri emeklilik primlerinin bir bölümünü direkt ödemeye başlayacak. Emeklilik priminin yarısını ödeyen işverenin payının ne olacağı da belirsiz. Ek olarak; şu anda yüzde 2 civarında olan emeklilk kasasının yönetim masrafları, özel fonlarda Riester örneğinde de olduğu gibi, yüzde 20 civarında olacak.

İçinde yaşadığımız süreçte ülke ekonomilerinde durgunluk ve büyüme oranlarındaki düşüşlere baktığımızda borsa, banka, hisse senetleri alanlarının istikrarlı bir süreçte olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kısacası, serbest piyasanın liberal sözcülerinden olan maliye bakanı C. Lindner’nın da ‘güvenceye almak’ gerekçesiyle bu birikime göz dikmesi, sözcüsü olduğu büyük kapitalistlere sermaye sağlamaktan başka bir amaca hizmet etmeyecektir. Hükümetin amacı emekçilerin birikimini değerlendirmek veya her gün daha da yoksullaşan emeklilerin rahat yaşamasını sağlamak değildir.

ATTAC’ın başlattığı ve asıl amacı halkı bilgilendirmek ve parlamentoya baskı yapmak olan imza kampanyası önemli. Talepleri, emeklilik kasasının özelleştirilmesini engellemenin yanı sıra, dayanışma kasası anlamı da olan emeklilik kasasına memurların ve serbest çalışanların da prim ödemesi. Bu talebe asıl sahip çıkması gereken sendikalarımız olmalı. Ve emekliliğin özelleştirilmesine karşı mücadeleyi örgütlemeli!