Grev hakkına saldırı

Foto: Pixabay

AB Komisyonu, AB iç pazarını korumak için kriz dönemlerinde grevleri yasaklayabilmek istiyor.

Dikkat, tuzak! AB Komisyonu yeni bir yasal düzenleme çerçevesinde üye ülkelerde grev hakkını kısıtlamak istiyor. Teklifle ilgili tuzak nokta ise, kriz zamanlarında AB iç pazarının korunmasına ilişkin bir tüzük teklifinin metninde bundan bahsedilmemiş olmasıdır. Ancak yeni yönetmelik, grev hakkını açıkça güvence altına alan 1998 tarihli mevcut bir yönetmeliğin yerini alabilir. Anlaşıldığı kadar, bu hüküm gizlice bertaraf edilmek isteniyordu. Bunu fark eden Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun (EGB), hafta başında bir basın açıklaması yaparak konuyu kamuoyuna duyurdu.

SMEİ = İŞ PAZAR ACİL DURUM ARACI

Plana, “girişimci özgürlüklerine müdahale edildiği” iddiasıyla sermaye kurumları tarafından da sert eleştiriler geliyor. Planın arkasında, Komisyon’un mal ve hizmet ticaretini, SMEI (“Single market emergency instrument”) adı verilen “iş pazar acil durum aracı” yardımıyla stratejik öneme sahip malların tedarikini tehlikeye atan krizlere karşı daha “dayanıklı” hale getirme çabaları yer almaktadır. Planlar, uluslararası tedarik zincirlerini tamamen durma noktasına getiren pandemi deneyimine ve Ukrayna’daki savaşın neden olduğu mevcut ekonomik çalkantılara dayandırılıyor.

SAVAŞ EKONOMİSİNE DOĞRU

Euractiv portalının 13 Eylül günü yazdığı gibi, AB’nin gelecekte benzer durumlarda alabileceği olası önlemler arasında, şirketlerin tedarikçileri ve belirli mal ve hizmetlerin mevcudiyeti hakkında yetkililere bilgi verme zorunluluğu da yer alıyor.

Ayrıca Komisyon, belirli ticari mallarda eksiklik olması halinde şirketleri belirli siparişlere öncelik vermeye zorlayabilecek. Örneğin, bir aşı üreticisi AB’den gelen siparişlere Afrika ülkelerinden gelenlere göre öncelik vermek zorunda kalabilir. Uyulmaması halinde 300.000 Euro’ya varan para cezası uygulanabilecektir.

Makine Üreticileri Birliği Başkanı Thilo Brodtmann’a göre, “bu tür bir kriz politikası, Avrupa’nın bir iş merkezi olarak itibarına ve Avrupalı şirketlerin rekabet gücüne zarar vereceği için kabul edilemez.” Birliğin pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu “kırmızı çizginin” aşılmaması gerektiğini belirtti. Söz konusu planlarla AB’ye üye devletlerin ulusal egemenlik hakları bir kez daha tartışmaya açılıyor. Korona dönemindeki gibi sınırların kapatılması ya da „işçilerin serbest dolaşımı“ üzerindeki olası kısıtlamalar gibi diğer „iç pazarı sekteye uğratacak” eylemler yasaklanabilir. Görünüşe göre, Komisyon’un müdahaleleri yakında sınır tanımayacak. Grev hakkı da bu kapsamda Alman anayasasında yer almasına ve AB İnsan Hakları Sözleşmesi ve AB Temel Haklar Şartı ile güvence altına alınmasına karşın hedef haline getiriliyor

İŞÇİ HAKLARINA SAYGI…

Avrupa Sendikalar Konfederasyonu, SMEI girişimi kapsamındaki işyerlerinde yapılan eylemleri ve grevleri gelecekte bir “kriz” olarak değerlendirilebileceğinden ve gerekirse yasaklanabileceğinden endişe ediyor. Tam da olağanüstü hal dönemlerinde işçi ve emekçiler için işini kaybetme ve ücret kesintileri nedeniyle normal dönemlerden daha fazla etkilenmektedirler ve buna karşı mücadele etme eğilimine girmekteler.

EGB Sekreteri Isabelle Schömann’a göre pandemi ve Ukrayna’daki savaş, “bu tür krizlerde çalışanların ve vatandaşların ihtiyaçlarını dikkate alan dirençli bir ekonomi sağlamak için sendikaların imzaladığı toplu sözleşmelerin önemini göstermiştir. İşçi haklarına saygı AB’deki sosyal piyasa ekonomisi için temeldir ve asla iç pazarın işleyişinin önünde bir engel olarak görülmemelidir.”

Schömann’ın tarif ettiği “işçi haklarının temel alındığı” bir AB’nin olmadığını birliğe üye olan ülkelerin ileri işçileri ve mücadeleci sendikacıları defalarca yaşadılar. En son olarak İtalya’da savaş gemilerini ve uçaklarına yükleme yapmayı reddeden, göçmenlerin haklarını savunan sendikacıların “terör estirdikleri” gerekçesiyle mahkemelerde yargılanmasına başlanmıştı. (YH)