Sol Parti’de sorun nedir? Sular neden durulmuyor?

YÜCEL ÖZDEMİR

Sol Parti’de (Die Linke) bir süredir sular durulmadığı gibi fırtınalar kopuyor, taşlar yerinden oynuyor. Eylül 2021’deki genel seçimlerde oyu yüzde 4,9’a kadar düşen, yüzde 5 barajını ise ancak doğrudan seçilmeyi başaran üç milletvekili sayesinde paypass edebilen Sol Parti’de iç tartışmalar derinleşerek devam ediyor. Yaz tatili öncesinde Ukrayna’ya silah gönderme, Rusya’ya nasıl tutum alınması gerektiği konusunda ortaya çıkan görüş ayrılığına bir de parti içindeki taciz olayları eklenince epey bir sarsılma yaşanmıştı. Ancak son bir kaç haftadır süren tartışmalar, Erfurt Kongresi’yle yapılmak istenen “yeni başlangıcın” da fiyaskoyla sonuçlandığını gösteriyor. Aynı kongrede hükümetin Rusya’ya yönelik aldığı yaptırım kararlarına destek verilirken, Almanya’nın Ukrayna’ya ağır silah vermesi yönünde de konuşmalar da yapılmıştı.

Yaz dönemini, artan hayat pahalılığı ve enerji fiyatlarına nasıl tepki verilmesi gerektiği tartışmasıyla geçiren Sol Parti yönetimi ve önde gelen simaları, sonunda sokağa çıkmama konusunda anlaşmaya vardılar. Gerekçe olarak da eylemlere aşırı sağcıların katılıp provokasyon yapacakları gösterdiler.

Yönetim kurulunun bu tavrına rağmen, Leipzig milletvekili Sören Pellmann’ın 5 Eylül’de eylem çağrısında bulunması tartışmaları yeniden körükledi. Pellmann’ın eyleme konuşmacı olarak, şu anda milletvekilliği dışında partide bir görevi bulunmayan Wagenknecht’i davet etmesi, kanatlar arası çatışmayı yeniden alevlendirdi. Sonuçta, yönetimin isteği üzerine Pellmann, Wagenknecht’i davet etmekten vazgeçti. Yerine “realo” kanadının temsilcileri Gregor Gysi ve aynı kanattan yeni Eşbaşkan Martin Schirdewan davet edildi.

Leipzig’de konuşturulmayan Wagenknecht buna tepki olarak sosyal medya üzerinden “istenmediğim yerde kalmam” mealinde bir mesaj yayınlarken, 39 kişilik federal parlamento grubunda ciddi bir karşı hamleyle buna yanıt verdi. Meclis grubunda, 8 Eylül’de parlamentoda ekonomi bakanlığının bütçesinin ele alındığı oturumda grup adına konuşma hakkı elde etmeyi başardı.

Uzunca bir süredir parti adına konuşmayan, ancak medyada sık sık şahsi fikirleriyle boy gösteren Wagenknecht’in bu yolla mecliste konuşması da beklendiği gibi parti içinde sert tartışmalara yol açtı. Wagenknecht’in kenara çekileceği beklentisi içinde olanlar bu duruma öfkelerini sosyal medya üzerinden dile getirdiler. Dolayısıyla, kamuoyunda zaten tartışmalı hale gelen parti daha da tartışılır oldu.

SORUN NEDİR, TARAFLAR NEYİ SAVUNUYOR?

Sol Parti’de ‘gemi su almaya’ başladığında kılıçlar bilenip, eleştiriler sertleşti. Var olan durumu soğuk kanlı değerlendirip, doğru çıkış yolları aramak ise genellikle tali plana itiliyor. Bunun da elbette maddi temeli, siyasal ve ideolojik nedenleri var.

Her şeyden önce Sol Parti, kurulduğundan beri içinde çok fazla farklı akımın, eğilimin, ideolojik yaklaşımın, hatta sınıfsal katmanın olduğu bir parti olma özelliği taşıyordu. Bu nedenle, tartışmaların yıpratıcı düzeyde uluorta yapılması da gayet normal. Güç toplayan, kitlelerin dikkatini çeken “sol muhalif” bir parti olma özelliğini de uzun bir süredir yitirdiği için, birleştirici ortak payda da ortadan kalkmış görünüyor. Bundan elbette partinin tabanında “sol muhalif kesimlerin kalmadığı” sonucu çıkarılmaması gerekiyor. Tersine, partideki kopuşların bir nedeni tutarlı, ilerici, antikapitalist bir muhalefetin yapmamasından kaynaklanıyor.

Gelinen aşamada, Sol Parti’deki grupların bir arada durma isteği ve yeteniğini yitirdiğini gösteriyor. Partiye yakınlığıyla bilinen Neues Deutschland gazetesinde Marx Zeising’in yazdığına göre, Wagenknecht ve çevresinin partiden istifa edeceği söylentisi ciddi bir şekilde dolaşıyor. Gelişmeler hem meclis grubu ile parti yönetimi hem de kanatlar arasındaki çelişkilerin bundan sonra da sertleşeceğini gösteriyor. Bu nedenle, Sol Parti’nin bölünmesini arzulayan, böyle bir partinin varlığından rahatsız sermaye basınında “Sol Parti’nin bölünmesinin an meselesi” haberleri yayınlanıyor. Bu nedenle Doğu Almanya’daki eyaletlerden bir grup eyalet milletvekili Wagenknecht’in meclis grubundan atılması için yönetime açık mektubu veriyorlar.

GELİŞMELERİ İKİ EĞİLİM BELİRLİYOR

Bölünmenin olup olmayacağı ya da ne zaman olacağından bağımsız olarak bugün iki ana çizginin gelişmelere damgasını vurduğu söylenebilir. Birincisi büyük çoğunluğu Doğu Almanya’da bulunan, eski PDS’ten gelen grup. SPD ve Yeşiller ile eyaletler ve federal düzeyde koalisyon hükümetleri kurarak sistemin parçası olmanın çabası içinde olan bu gurubun işçi sınıfı, emekçilerin somut durumunu çok fazla dert etmediği söylenebilir. Artık her açıdan sosyal demokratlaşan bu kesim her geçen süreçte daha fazla kapitalist-emperyalist sistemle uzlaşma çabası içerisinde. Partinin, NATO, yurtdışına asker gönderme ve yurtdışına silah satışı gibi temel konulardaki politikasını bu nedenle değiştirmek istiyorlar.

Wagenknecht ile de bağlantılı olan, kendilerini kimi zaman anti-kapitalist, şimdilerde “Popüler Sol” (Populäre Linke) diye tanımlayan kesimler ise Sol Parti’nin kuruluş ilkelerini ve “başlangıç ayarlarına” dönülmesini savunuyorlar. Ancak daha önce Oskar Laofonteine, şimdi de Wagenknecht hiç gizleme ihtiyacı duymadan açıktan orta sınıfların, ulusal sermayenin çıkarlarını öncelleyen bir yaklaşımı öne çıkarıyorlar. Büyük tekellerden daha fazla vergi alınması, yoksullara daha fazla yardım edilmesi gibi doğru taleplere değinmekle birlikte, aşırı sağın yedeklediği kesimleri kazanma adına “ulusal vurgulara” dikkat çekmeye de özen gösteriyorlar.

Örneğin, Wagenknecht, 8 Eylül’de parlamentoda yaptığı 5,5 dakikalık konuşmasında Rusya’nın enerji ambargosu nedeniyle “sanayinin ana dallarının iflasla karşı karşıya olduğunu” ifade ettikten sonra şunları söyledi: “Bu gidişle güçlü orta ölçekli Alman sanayisi yakında sadece anı olarak kalacak. (…) “Ülkemize en fazla enerji satan ülkeye ticaret savaşı (Wirtschaftskreig) ilan etmekle sanayimizi mahvediyoruz. Enerji, ekonomimizin varlığı için vazgeçilmezdir. (…) Hoşunuza gider gitmez bilemem, eğer sanayi ülkesi olarak kalmak istiyorsak Rus enerjisine ihtiyacımız var, hem de uzun bir süre daha. Bu nedenle Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımlara son verilmeli. Rusya ile doğal gaz alımının devam etmesi için görüşmeler yapmamız gerekiyor.” (1)

Kısa konuşmanın bel kemiğini, “hükümetin izlediği Rusya politikasının Alman sanayisine büyük zararlar verdiği” olduğu için, eleştiri olarak hükümete izlenecek yol konusunda “akıl verme” geriye kaldı. Aynı yaklaşım youtube üzerinden yayınladığı videolarda çok daha belirgin bir şekilde kendisini gösteriyor. Benzer sol-ulusalcı bir ideolojik yaklaşım, Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üçüncü olan Jean Luc Melenchon’da da mevcut.

NE YAPMALI?

Sol Parti’nin kendisinde ve onun politikasına yön veren aktörler arasında ne yazık ki, işçi sınıfı ve emekçilerin acil talepleri etrafında biraraya gelerek her alanda mücadele etme eğiliminde olanların sayısı yok denecek kadar az. En önemlisi de Sol Parti mevcut haliyle, artık biriken toplumsal muhalefeti “sol” adına bünyesinde toplayacak bir mecra olmaktan çıkmış bulunuyor. Bu nedenle merkezden ziyade tabanda, emekçi halkın acil talepleri için mücadeleyi parlamentoya sıkıştırmadan esas alan kesimleri önemsenmeli. Bu, Almanya’da, ilerici toplumsal muhalefetin toparlanıp güç kazanması açısından da önemli bir ihtiyaç. Böylesi ilerici toplumsal muhalefet odağının oluşması için de, kapitalizmden, emperyalizmden umudunu kesmiş bütün kesimlerin harekete geçmesi gerekiyor.


Ulrich Schneider ve Fabio De Masi partiden istifa etti

Sol Parti’de yaşanan tartışmalar şimdilik iki tanınmış simanın istifasına yol açtı. Almanya’nın en saygın kurumlarından biri olan Paritätischen Wohlfahrtsverband Genel Müdürü Ulrich Schneider ve daha önce Avrupa Parlamentosu ve Federal Parlamento milletvekilliği yapan Fabio De Masi’nin istifasına yol açtı. Schneider, istifasına Wagenknecht’in meclisteki konuşmasını gerekçe olarak gösterdi. Partinin finans politikaları konusunda kamuoyunda tanınan De Masi ise, tartışmalara tepki göstererek, mevcut yönetim ve aktörlerin halkı yüzüstü bıraktığın söyleyerek ayrıldı. De Masi, daha sonra Junge Welt’e yaptığı açıklamada, istifasında partinin Ukrayna konusunda hükümetin politikalarına destek vermesinin de rol oynadığını sözlerine ekledi. (YH)