Yapay zekâ, sanat ve telif

İSMAİL GÖKHAN BAYRAM

Yapay zekâ ve makine öğrenmesinin gelişmekte olan pratik uygulamaları pek çok alanda yeni tartışmalar yaratıyor. Sanat ve telif hakları çoğu birbiri ile çeşitli şekillerde kesişim halinde olan bu alanlardan ikisi. En popülerleri arasında Stable Diffusion, Midjourney ve Dall-E’yi sayabileceğimiz yüzbinlerce farklı görsel kullanarak “eğitilmiş” platformlar bir metin alanına girdiğiniz bir cümle ya da ifadeyi bir görsele kolayca çevirebiliyor. Bu şekilde üretilen görsellerin en azından bir kısmının oldukça başarılı görseller olduğunu da gözettiğimizde önümüzde birkaç soru beliriyor:

– Söz konusu sistemler ile yaratılan eserler telif yasalarına tabi midir?

– Eğer tabi ise telif hakları kime aittir?

Yapay zekâ ile görsel üretimine dek bilgisayarlar en iyi ihtimalde yoğun bir şekilde kullanıcı girdisine dayanan tıpkı bir fırça ya da kalem gibi birer araçtı. Şimdi tartışma konusu olan ise yüz binlerce ya da milyonlarca görsel ile eğitilerek basit bir girdiden oldukça detaylı sonuçlar üretebilen sistemler. Güncel telif yasalarının hemen hepsi “Eserin insan tarafından üretilmesi”ni telife tabi olması açısından şart koşuyor. ABD Telif Hakları Ofisi, daha önce pek çok kez bu gerekçe ile çeşitli eserleri telif yasalarının kapsamı dışında bıraktı. Cuma günü ise Ofisin bugüne kadarki teamüllerinin aksine bir karar çıktı. Kris Kashtanova tarafından görselleri Midjourney ile hazırlanan Zarya of the Dawn fotoromanının telif başvurusu onay aldı.

Telif hukukunun teknolojiye ne zaman ve nasıl yetişeceğini ya da yetişip yetişemeyeceğini birlikte göreceğiz. Ancak henüz teknolojiye yetişememiş hukuka dair ilk tedbirler de stok görsel siteleri Getty Images ve ShutterStock’tan geldi. Getty Images, “telif kaygıları” nedeni ile yapay zekâ ile üretilen görselleri yasakladı. ShutterStock ise Midjourney ile üretilen görselleri yayından kaldırmaya başladı.

Asgarisini söyleyecek olursak yapay zekâ ile üretilen görseller, bir görsele ihtiyaç duyulabilecek hemen her alanda giderek ciddi bir alternatif haline gelebilir. “Yapay zekâ geçimini görsel üretiminden sağlayan sanatçıların işini elinden alacak mı?” sorusunu da kapsayan bir tartışmanın yanı sıra sanatın ne olup ne olmadığı, insana özgü olup olmadığı gibi tartışmaların da bu sistemler ekseninde yeniden yapılması bir gereklilik olarak kendini zorluyor. Kolorado Eyalet Fuarı Güzel Sanatlar Yarışması’nda Midjourney kullanarak hazırlanmış “Théâtre D’opéra Spatial”ın birinci olması üzerine çıkan tartışmalar daha başlangıç.
Sanatın insanlık ekseninde gelişimi ve pratiğinin birikimli ilerlemesi ile yapay zekânın mevcut eserlerden öğrenmesi ve öğrendiklerini “Dönüştürerek kopyalaması” arasında bir benzerlik var. Yapay zekâya dair bu tartışmaları izlerken insanlık tarafından üretilmiş tüm eserlerin yoktan, sıfırdan bir anda var olmayıp kendinden önce gelen bilgi, kültür ve sanat birikiminin doğrudan bir sonucu olduğunu, “eserlerin” kendinden önce gelen eserlerin yaratıcı bir dönüşüm ve geliştirme faaliyetinin ürünü olduğunu yeniden hatırlamak için “Everything is a Remix”i izlemek faydalı olabilir.