İngiltere: İşçileri hedefine koyan Liz Truss tarih oldu, erken seçim kapıda

Foto: Arif Bektaş

Arif BEKTAŞ / Londra

İngiltere, 2022 yılında üçüncü, son genel seçimlerden bu yana ise dördüncü başbakanına hazırlanıyor. 7 Temmuz’da istifa eden Boris Johnson’ın yerine iktidar partisi Muhafazakar Parti’nin üyeleri tarafından seçilen Liz Truss, 44 gün Başbakanlık koltuğunda kalabildi ve tarihe “en kısa süre başbakanlık yapmış kişi” olarak geçti.
Muhafazakar Parti üyelerinin oyunu almak için yürüttüğü kampanyanın merkezine, sendikaların greve “kolaylıkla” çıkmasını engelleyeceği vaadini koymuştu. Liz Truss, sendikaların grev oylamalarının demokratik olmadığını savunuyordu.

TRUSS’I İŞÇİLER, SENDİKALAR, GREVLER İSTİFA ETTİRDİ
Her ne kadar hükümet cephesinde ve Muhafazakar Parti içinde, Truss’ın istifasının sebebi ekonomik sorunlara çözüm bulamaması olarak gösterilse de Johnson’ın bıraktığı yerden daha da işçi ve emekçi düşmanı politikaları hayata geçirmeye çalışması, başbakanlık koltuğundan eden asıl neden olarak öne çıkıyor. Truss’ın ekonomik sorunlara çözüm olarak zenginlerin verdiği vergilerde indirim yapmaya kalkması ve tüm faturaları halka kesmesi, halk tarafından üstünün çizildiği an olmuştu.
Hayat pahalılığının giderek artması, ücretlere zam yapılmaması ve Truss’ın grev oylamasını zorlaştırmaya çalışması, sendikaları ve işçileri harekete geçirdi. Birleşik Krallık ülkelerinde yaklaşık 3 milyon işçi ya grevde, ya grev oylamasında, ya da grev oylaması için hazırlık yapıyor. Her grev noktasında istifa çağrıları yapılıyordu. Hafta başında başlayan bir haftalık Sendikalar Konfederasyonu (TUC) konferansında tüm sendikalar istifa çağrılarını yeniliyordu. Halkta da büyük tepkiler birikmeye başlamıştı.
Sendikal yasalara göre, grev oylamasına en az işçilerin yüzde 50’sinin katılması ve katılanların en az yüzde 50’sinin de evet oyu kullanması gerekiyor. Truss, bunun kolaylıkla greve gidilen bir yol olduğunu savunarak, grev oylaması yapan sendikanın toplam üyelerinin en az yüzde 50’sinin grevden yana oy kullanması gerektiğini savunuyordu.
Liz Truss’ın grevler için getirmeye çalıştığı yasa, kendisinin başbakanlığına uygulanmış olsa, değil yüzde 50, sadece yüzde 0,2 oyla başbakanlık koltuğunda oturmuş olacaktı. Kendisi, Muhafazakar Parti üyesi 81 bin kişinin oyuyla başbakanlık yaptı.

ÜYELERİ BİLE DEVRE DIŞI BIRAKMAK İSTİYORLAR
Muhafazakar Parti liderliği yarışı, normal koşullarda üç turda sonuçlanıyor. Birinci turda, en az 20 milletvekilinin imzası ile isimler aday olabiliyor. İkinci turda bu sayı 30’a çıkıyor. En az 30 milletvekili desteği alan adaylar, tüm milletvekillerinin oyuna sunuluyor ve ilk iki sıradaki aday parti üyelerinin takdirine sunuluyor. Bu son ve üçüncü turda lider seçiliyor ve parti iktidardaysa bu lider doğrudan başbakan olarak ülkenin de başına geliyor. Liz Truss’ın da olduğu gibi.
Truss’tan boşalan Başbakanlık koltuğunun doldurulması için, bu sefer parti üyelerinin de devre dışı bırakılması planlanıyor. Aday olan kişinin en az 100 milletvekilinin imzasını alması gerekiyor. Birkaç aday çıkması ve sadece birinin 100 milletvekili desteği alması durumunda üyelere bile başvurmadan pazartesi günü başbakanlık koltuğuna oturacak. Birden fazla adayın 100 milletvekili desteği ile ortaya çıkması durumunda ise 28 Ekim gününe kadar parti üyelerinin elektronik yolla oylamasına sunulacak.

MUHALEFET ERKEN SEÇİM İSTİYOR
Bir süredir, sendikaların, işçilerin yanı sıra muhalefet partileri de Liz Truss’ın istifasını talep ediyordu. İstifa sonrası, Muhafazakar Parti harekete geçerek yeni bir lider ve dolayısıyla yeni bir başbakan belirleme çabasına girdi. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, şimdi bir seçim olsa en az 5 puan önde görünen İşçi Partisi, derhal bir erken seçime gidilmesini talep ediyor.
İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Muhafazakar Parti kaosundan ülkenin kurtulmasının tek yolunun erken genel seçim olduğunu söylerken, İskoçya Ulusal Partisi ve Liberal Demokrat Parti de derhal erken genel seçim talep etti.

SEÇİM KAÇINILMAZ
Birçok çevre, artık Muhafazakar Partinin yönetme yeteneğinin ortadan kalktığını ve erken seçimin kaçınılmaz olduğu yorumunu yapıyor. Liz Truss’ın yerine, yeniden Boris Johnson’ın aday olması bile gündemde. Adaylar arasında eski Maliye Bakanı Rushi Sunak, Savunma Bakanı Ben Wallace, Devlet Bakanı Penny Mordaunt ve birkaç gün önce istifa eden eski İçişleri Bakanı Suella Braverman’ın da olabileceği tahmin ediliyor.
Bu adayların herhangi birinin parti lideri ve dolayısıyla başbakan olmasının bir şeyi değiştiremeyeceği ve Haziran 2025’te yapılması gereken seçimlerin erkene alınacağı olacağı tahmin ediliyor.