Sığınmacılar işgücü açığını kapatıyor

Foto: Kamer Arslan / Berlin

Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in davetiyle eyalet içişleri bakanları ve belediye temsilcilerinin katılımıyla yapılan “Mülteciler Zirvesi”nde asıl olarak ülkeye gelen mültecilerin barınması ve Balkanlar üzerinden gelişlerin durdurulması ele alındı. Zirvede Ortadoğu, Asya ve Afrika’dan gelecek sığınmacılara kapı kapatılırken, Ukraynalılara sonuna kadar açıldı.

11 Ekim’de Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in davetiyle eyalet içişleri bakanları ve belediye temsilcilerinin katılımıyla yapılan “Mülteciler Zirvesi”nde asıl olarak ülkeye gelen mültecilerin barınması ve Balkanlar üzerinden gelişlerin durdurulması ele alındı. Daha çok Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçen mültecilerin kullandığı Balkan Rotası’nın kapatılması çerçevesinde, Avusturya ve Çekya sınırlarındaki kontrollerin altı ay daha uzatılması sonucu çıktı.

Resmi verilere göre bu yıl içinde, Ukrayna’dan gelenler dışında, 135 bin mülteci Almanya’ya gelerek sığınma başvurusunda bulundu. Gelenlerin bir bölümünün Dublin II anlaşması çerçevesinde geldikleri son AB üyesi ülkesine gönderilmesi ele alındı.

Avrupa dışından gelen sığınmacılara kapıların kapatıldığı zirvede Ukrayna’dan gelen sığınmacılara ise kapıların sonuna kadar açık kalacağı bir kez daha vurgulandı. Bu kapsamda gelenlerin mülteci kampları yerine daha uygun alanlarda barındırılması da ele alındı. İçişleri Bakanı Faeser, federal hükümete ait bazı barınma alanlarının da bunun için ayrılabileceğinin mesajını verdi. Mültecilerin barınma masraflarının karşılanması için eyaletlerle fedaral hükümet arasında görüş birliği sağlanamadı. Kasım başında bu konuda yeniden görüşmeler yapılacak.

Açıklamalara bakılırsa Almanya, bundan sonra Ortadoğu, Asya ve Afrika’dan gelecek sığınmacıların yüzüne kapıyı daha sert kapatacak. Zira, bugüne kadar ihtiyaç duyduğu “sığınmacı işgücü”nü bundan sonra Ukrayna’dan gelecek mültecilerden karşılayacak. Faeser’in verdiği bilgiye göre savaşın başlamasından bu yana yaklaşık olarak bir milyon Ukraynalı mülteci Almanya’ya geldi. Kış aylarında yeni bir dalganın olması bekleniyor.

İŞE YARAYAN-YARAMAYAN MÜLTECİ AYRIMI

Son Mülteciler Zirvesi’nin kararında da görüldüğü gibi Alman sermayesinin çıkarlarına bağlanan mülteci politikasında, her zaman “işe yarayan-yaramayan”, “vasıflı olan-olmayan”, “entegre olabilen-olmayan”, “Hristiyan Batı değerlerini kabul eden ve etmeyen” anlayışı egemen. Daha önce milyonlarca Suriyelinin yollara düştüğü bir dönemde Almanya’da Hristiyan azınlık üyelerine öncelik verilmesi gerektiğini savunanların sayısı hiç de az değildi. Yine, Almanya eski başbakanı Angela Merkel’in 31 Ağustos 2015’te yaptığı “Wir schaffen das” (Yapabiliriz) açıklamasının arkasında her ne kadar ileri sürüldüğü gibi “insani nedenlerin” olduğu ileri sürülse de, gerçekte Alman sermayesinin ihtiyaç duyduğu yeni genç işgücü ihtiyacının karşılanması için adeta fırsat kollanmıştı. Nitekim bu temelde, büyük çoğunluğu Suriye’den olmak üzere, 2015’de 476 bin, 2017’de 746 bin mülteci Almanya’ya gelerek sığınma başvurusunda bulundu. Özellikle Suriye’den gelenlerin büyük çoğunun kalifiye, meslek sahibi, yüksek okul mezunu olduğu yetkili makamlar tarafından pek çok kez ifade edildi. Federal Çalışma Ajansı tarafından bir süre önce yayınlanan bir raporda, daha önce Almanya’ya gelen mültecilerin iş yaşamına dahil olmasının önünde bir çok engelin bulunduğuna dikkat çekildikten sonra, “2018’in ilk yarısında gelindiğinde 2013-2016 arasında iltica başvurusunda bulunanların yüzde 35’i bir işte çalışıyordu”1 deniliyordu. Aynı raporda oturum süresi 5 yıl olan mültecilerde çalışma oranı yüzde 49 olarak gösteriliyor. Bu demektir ki, ülkeye genel her iki mülteciden birisi üretim sürecinde dahil olarak, kısa sürede mülteci olmaktan çıkıp işçi sınıfının bir parçası haline geldi.

Dikkat çeken başka bir bilgi ise gelen mültecilerin önemli bir bölümünün vasıflı olduğuna dair: “Gelenlerin yüzde 65’i vasıflı, yüzde 6’sı yüksek vasıflı, yüzde 14’ü uzman, yüzde 16’sı yardımcı işçi.”2 Raporda gelen mültecilerin yüzde 32’sinin hammadde çıkarma ve üretimde, yüzde 26’sının ise ulaşım, lojistik ve güvenlik alanlarında çalıştığına da yer veriliyor.

YENİ UCUZ VE KALİFİYE İŞGÜCÜ: SAVAŞ MAĞDURU UKRAYNALILAR

Savaştan kaçan mültecilere Almanya başta olmak üzere bir çok AB ülkesinin vasıflı, düşük ücretli işgücü gözüyle baktığını, 24 Şubat’ta başlayan Rusya-Ukrayna savaşından sonra ülkelerini terk etmek zorunda kalan Ukraynalı sığınmacılara yönelik izlenen “özel yaklaşım” çarpıcı bir şekilde bir kez daha gösterdi. Normal koşullarda savaştan kaçanlara kapılarını kapatan AB, bu kez tersi yönde adım atarak, kapıları sonuna kadar açtı, Ukrayna-Polonya sınırından sığınmacıları taşımak üzere özel seferler düzenlendi, trenler ve toplu taşıma ücretsiz hale getirildi. Kimi tekeller ise, Tönnis et tekelinin yaptığı gibi, sınırda iş ilanları dağıttı.

UNCHR tarafından tutulan verilere göre ağustos 2022’ye kadar 6,3 milyon Ukraynalı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Tahminlere göre yıl sonuna kadar bu sayının 8,3 milyona ulaşması bekleniyor. AB ülkeleri arasında Ukraynalı savaş mağdurlarını almak için adeta bir yarış başlarken, Ortadoğu, Asya ve Afrika’dan gelen mültecilere reva görülen ayrımcı, aşağılayıcı uygulamalara bakılınca, burjuva siyasetinden medyasına kadar her alanda tam bir iki yüzlülük sergilendi.

Almanya, yıldan yıla büyüyen işgücü açığını şimdi Ukrayna’dan gelen ve kalıcı olmasını umduğu işgücüne bağlamış görünüyor. Gelenlerin özellikle sağlık, yaşlı bakımı, perakende gibi hizmet sektörlerinde çalışan kadınlar olması ayrıca iştah kabartıyor. Der Spiegel dergisi, Almanya’nın kalifiye işgücü ihtiyacını irdelediği bir yazısında şunları yazıyordu: “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaştan bu yana yüz binlerce Ukraynalı Almanya’ya geldi. Uzmanlar, geri dönmedikleri takdirde bu yeni gelenlerin uzun vadede işgücü piyasasına iyi bir şekilde entegre olacağından emin. Çünkü eğitim seviyeleri nispeten yüksek. Afganistan, Irak veya Somali gibi ülkelerden gelen mültecilerin durumu ise daha zor.”3

Bu saikle hareket eden Almanya ve kalifiye işgücüne ihtiyaç duyan diğer AB ülkeleri, Ukraynalı mültecileri, ülkenin batısında bir savaş olmadığı halde, tutmak için büyük bir çaba harcıyor. 31 Ağustos’a kadar hiçbir başvuru yapmadan, Ukrayna pasaportuyla AB içinde rahatça dolaşma, çalışma hakkına sahip olan Ukraynalılara, çeşitli sivil toplum örgütü, AB ve üye ülkelerin kasalarından epey maddi yardımlar da aktı. Keza AB düzeyinde yapılan bir düzenlemeyle savaştan kaçan Ukraynalılara üç yıla kadar AB’de kalma hakkı tanıdı.

Diğer ülke ve bölgelerden gelen mülteciler ekonomik ve barınma açısından zor ve insanlık dışı koşullarda yaşamaya mahkum edilirken, Ukraynalılar “birinci sınıf mülteci” kompartımanına alınarak el üstünde tutuldu, tutulmaya da devam ediliyor. Son Mülteciler Zirvesi’nde alınan kararlar da bunu bir kez daha gösterdi. (YH)

1 Instituts für Arbeitsmarkt- und Berufsforschung (IAB) Kurzbericht 4 / 2020 Sayfa 8

2  Sayfa 9

3 Der Spiegel, Nr. 28, 9.7.2022