22 Ekim eylemlerinin düşündürdükleri

Foto: Selçuk Kozan / Düsseldorf

ZEYNEP SEFARİYE EKŞİ *

22 Ekim günü altı şehirde, ana çağrıcının Birleşik Hizmet Sendikasının (Verdi) olduğu, şiarı ‘Sonbahar Dayanışması / Solidarischer Herbst’ olan eylemler gerçekleşti. Her şehirde eylemi düzenleyen gruplar farklılıklar göstermesine rağmen NGG sendikası, NRW’de IG BAU sendikasının yanı sıra Paritätische Verband, BUND, Campact, Finanzwende, ATTAC da düzenleyenlerdendi.

Çağrıcıların kitlesel gücü açısından, eylemlere katılabilecek iyi bir üye potansiyeli söz konusuydu. Sadece Verdi sendikasının bile toplam üye sayısı 1,9 milyon. Diğer sendikalar çağrı yapmamasına rağmen böyle bir eylem umut vericiydi.

Eylemlere katılım merkezi bileşim tarafından Berlin‘de 6 bin (beklenen 30 bin), Hannover’de 2 bin, Frankfurt’da 5 bin, Stuttgart’da 4 bin, Düsseldorf’da 5 bin ve Dresden’de 2 bin olmak üzere toplam 24 bin kişi olarak açıklandı. Ve ‘başarılı’ olarak değerlendirildi.

Eylemler beklentiye cevap olmadı!

Gerek bileşenlerin harekete geçirebileceği kitlenin büyüklüğü gerekse yaz aylarından beri oluşan politik atmosfer açısından değerlendirildiğinde eylemlere katılım zayıf oldu. Eylül ve ekim aylarında pekçok şehirde yapılan eylemlerdeki 200 ile 2000 arasında olan katılımlarla kıyaslarsak, göreceli bir ‘kitlesellikten’ bahsedebiliriz. Ama sadece 24 bin kişinin katılımı beklentiye cevap olmadı.

Halkın beslenmek ve barınmak için en temel ihtiyaçlarındaki pahalılığın 70 yılın rekorunu kırdığı ve halen durmasının beklenmediği bu koşullarda, emekçilerin hoşnutsuzluğu ve öfkesi de büyüyor. Önemli olan bunun nereye kanalize olacağı veya kimler tarafından yönlendirileceği. Hükümet partileri bu durumun farkında ve halkın öfkesinin kendilerine yönelmemesi için çabalıyor. Zira, eylemin örgütleyicileri arasında hükümetin yan kurumları olan BUND ve Campact’ın olması tesadüf değil.

22 Ekim eylemlerinin zayıflığını düzenleyenlerin neyi amaçladıklarından bağımsız değerlendiremeyiz. Eylemlerde yapılan konuşmalarda, hükümetin savaş ve silahlanma politikalarından, 100 milyar euroluk özel ordu fonundan hiç söz edilmezken, timsah gözyaşları gibi sahte bir ‘Ukrayna halkına destek’ ve  ne olduğu net olmayan soyut bir ‘dayanışma çağrıları’ vardı. Sahnede hükümeti desteklemeye varan veya önerilerde bulunan içerikte konuşmalar yapıldı. Yürüyüş kortejlerinde ama, savaşa ve silahlanmaya karşı pankart ve dövizler dikkat çekiciydi.

Başta Verdi sendikası olmak üzere bileşenlerin işçi ve emekçileri seferber etmeme (etmek istememesi!) tutumu ve sahne konuşmalarıyla birlikte değerlendirdiğimizde, eylemlerin  artan ve kanal arayan öfkenin yatıştırılmasının ve hoşnutsuzluğun giderilmesinin bir aracı olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.

Sokak mücadelesinin örgütlemesinde ısrarlı olmak!

Bugün, hükümetin izlediği savaş ve silahlanma politikalarına da karşı duran, artan pahalılığın bunlarla bağını kuran, talepleri net olan bir mücadele çizgisinde kitlesel mücadelenin örgütlenmesi dünden daha önemli. Bunun doğal olarak ilk adresleri, işçilerin kitle örgütleri olan sendikalardır. DGB çatısı altında 5,8 milyon işçi örgütlüdür. Ama sendika merkez yönetimlerinin  sınıf mücadelesinin kritik süreçlerinde, izlenen devlet politikalarına yedeklendikleri örnekler biliniyor. Bugün bu çizginin adı ‘uyumlu eylemlilikler’. Anlamı ise, yapılacak eylemlerin sermayeyi ve hükümetin izlediği politikayı ‘zedelenmemesi’! Bu strajiye uygun olarak diyebiliriz ki, zaten onbinlerce emekçinin sokağa taşınması da istenmiyordu.

Eylemin zayıflığından çıkarılacak sonuçlardan en önemlisi, ileri işçi, temsilci ve sendikacılara bu dönemde düne göre daha fazla sorumluluk  düştüğüdür. Zamların geri alınması, enerji fiyatlarının dondurulması ve savaşın durdurulması için, daha örgütlü ve aktif bir çabayla sendika merkez yönetimleri üzerinde baskı oluşturmaktır. Bunun için de ileri işçi ve sendikacıların daha örgütlü hareket etmesi mücadelenin ihtiyacıdır.

Ek olarak, yerel ve merkezi insiyatiflerin çalışmalarını yaygınlaştırması ve güçlendirmesinin de sendika yönetimlerini zorlayan etkisi olacaktır. DİDF olarak bunları yerellerde güçlendirme çabası içindeyiz.

*DİDF Genel Başkanı