Alman-Fransız ‚ekseni‘ tekliyor

Foto: Pixabay

Yücel ÖZDEMİR

Avrupa Birliği’nin (AB) “motor” ülkeleri olarak bilinen Almanya-Fransa arasında bir süredir baş gösteren rekabet, 26 Ekim’de yapılması planlanan ortak bakanlar toplantısının iptal edilmesiyle adeta zirveye ulaştı. AB’nin ekonomik ve siyasi olarak entegrasyonunu hızlandırmak amacıyla her iki ülke arasında uzun yıllardır yapılan ortak bakanlar kurulu toplantısının iptal edilmesine gerekçe olarak, bir süredir devam eden anlaşmazlıkların aşılmaması gösterildi.

Belli ölçüde AB Zirvesi’ne de yansıyan Almanya-Fransa ilişkilerindeki gerilimi düşürmek için, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un 26 Ekim’de Paris’e yaptığı ziyaret de sonuçsuz kaldığı gibi gerilimli bitti. Üç saat süren görüşmenin ardından Alman basınında Scholz’un Elize Sarayı ziyaretiyle ilgili yer alan haberlerde, ortak çalışma yemeğinin ardından Almanya tarafının hemen ortak basın toplantısı düzenleneceğine dair bilgiler paylaştığı, ancak Fransa’nın bunu kabul etmeyerek toplantıyı iptal ettiği ifade edildi. Basın toplantısının Fransız tarafıyla görüşülmeden Alman tarafınca tek yanlı olarak duyurulduğu da haberlerdeki satır arlarında yer alıyor. Almanya’nın ortak basın toplantısı yönünde yaptığı bütün ısrarlara rağmen Fransız tarafının yanaşmadığı da belirtildi.

Toplantıdan sonra sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Olaf Scholz, “Bugün Avrupa’nın enerji ihtiyacı, hayat pahalılığı ve ortak savunma projeleri için iyi ve önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Almanya ve Fransa yakın durmaya devam edecek ve zorluklara karşı birlikte mücadele edecek” dedi. Macron’un resmi hesaplarından ise herhangi bir açıklamanın yapılmaması ise dikkat çekti. Scholz bir gün sonra ise Almanya’nın enerji ihtiyacını karşılama girişimleri kapsamında Yunanistan’ı ziyaret etti.

ÖNE ÇIKAN DÖRT ÖNEMLİ KONU

Alman basınında da son günlerde üzerinde epey durulan ve her iki ülke arasında ilişkilerin gerilmesine neden olan çelişkiler şu şekilde sıralanıyor:

1- Geçen hafta Brüksel’de toplanan NATO savunma bakanları toplantısında Almanya’nın öncülüğünde 15 ülke tarafından imzalanan Ukrayna’ya ortak hava savunma sistemi kurulması kararında Fransa, Almanya’nın özel olarak Paris’i dışarıda tuttuğunu savunuyor. Zira, hava savunma sisteminin asıl olarak Alman tekelleri tarafından, ABD ve İsrail ile işbirliği içinde kurulması planlanıyor. Daha çok NATO üyesi Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinin imzaladığı bu anlaşmanın dışında tutulan bir diğer önemli ülke de İtalya. Polonya ise benzer bir savunma sistemini İngiltere ve ABD ile kurmak istediğini belirterek Almanya’nın öncülük ettiği sisteme dahil olmadı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasını gerekçe göstererek kurulmak istenen ortak savunma sistemlerinde her ülkenin kendi silah ve savunma alanında faaliyet sürdüren tekellerini düşündüğü anlaşılıyor. Savaşın silah tekelleri için yarattığı devasa olanaklar aynı zamanda Almanya ve Fransa arasındaki rekabeti de körükledi.

2- Bunu en iyi Almanya ve Fransa tarafından başlatılan ortak savaş uçağı ve panzer üretim projelerinin durma aşamasına gelmesi gösteriyor. Dört yıl önce Alman ve Fransız basını tarafından “tarihi proje” olarak adlandırılan “geleceğin savaş uçağı sistemi” (FCAS) ve panzer sistemi (MGCS) projelerinin toplam maliyetinin 100 milyar euro olması öngörülüyordu. Projeye daha sonra İspanya da dahil olurken, Almanya askeri harcamalar için oluşturduğu 100 milyar euroluk “özel fon”dan bu alana yeterli derecede bütçe ayırmayı şimdilik gündeme almamış durumda. Bunun yerine ABD tarafından üretilen ve nükleer silah da taşıyabilen F-35A uçaklarını almayı planlıyor. Proje kapsamında üretilecek savaş uçaklarının 2040’ta devreye girmesi hedeflenirken Almanya’nın ABD’den savaş uçağı satın almayı planlaması Paris tarafından kapalı kapılar arkasında tepkiyle karşılandı. Zira, uçakları asıl olarak Fransız Dessault tekeli ile Airbus’un Almanya kolu üretecek. Ortak planda Leopard ve Leclerc panzerlerinin yerine geçecek panzerleri ise Alman tekeli üretecek.

Die Welt gazetesinde yer alan bir haberde Almanya’nın savaş uçağı üretimini gerçekleştirecek FCAS projesinden çekilmesi durumunda Fransa’nın da panzer üretimini yapacak MGCS’den çekileceği, böylece “tarihi projenin” çökeceği konusunda uyarı yapılıyor. Bu elbette, sadece projenin tarih olması anlamına gelmeyecek, aynı zamanda AB’nin “moturu”nun büyük bir darbe alacağı anlamına geliyor.

3- Ukrayna savaşıyla birlikte artan doğalgaz fiyatlarının frenlenmesi konusunda Fransa’nın merkezinde olduğu ülkeler doğalgaz fiyatlarında tavan fiyatın belirlenmesini talep etti. Almanya ise, AB’ye danışmadan toplam 200 milyar euroluk bir “yardım paketi” açıkladı. Asıl olarak devletin doğalgaz konusunda sübvansiyonu anlamına gelen bu adım aynı zamanda Alman enerji tekellerinin piyasadan daha pahalıya doğalgaz satın almasının da önünü açıyor. Bu nedenle Almanya’nın doğalgaz depolarındaki doluluk oranı, Rusya’dan alınan gaz azaldığı halde yüzde 95’e kadar çıkarıldı. Geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde, miktar belirlenmese de bir tavan fiyat konusunda anlaşma sağlandı. Ancak bu, Almanya’nın maddi gücünü kullanarak diğer ülkelere karşı enerji tedarikinde avantajlar sağlamasının önüne geçecek gibi görünmüyor. Bu nedenle, tavan fiyatı belirleyen Fransa, bu konuda Almanya’dan net bir karar bekliyor.

4- Bu süreçte her iki ülke arasında rekabet enerji tedariki konusunda ise bir üst seviyeye çıktı. Almanya’nın Fransa’yı bir yana bırakarak Portekiz ve İspanya’yı yanına alarak, 2013’te temeli atılan ve 2019’de inşaatı durdurulan Midcat doğalgaz hattını ( Midi-Pyrénées-Catalogne) canlandırmak istedi. Portekiz ve İspanya üzerinden Cezayir, Nijerya ve diğer Afrika ülkelerinde çıkan doğalgazı Orta Avrupa’ya taşımayı planlayan Almanya, hattın geçeceği Fransa’yı ise muhatap almadı. Buna tepki gösteren Macron, geçen haftaki AB zirvesinde, İspanya ve Portekiz başbakanlarıyla Midcat’ı canlandırmak için imza attı. Böylece, Fransa enerji tedariki konusunda Almanya’nın sağlamak istediği üstünlüğü engelledi. Alman basını Macron’un bu hamlesini “Olaf Scholz’un yenilgisi” olarak nitelendirdi.

AB’DE EMPERYALİST REKABET

Dört başlık altında sıraladığımız çelişkilere elbette daha yenilerini de eklemek mümkün. Ancak, enerji ve silah alanında süren rekabet konusunda kalıcı bir uzlaşmanın sağlanması beklenmiyor. Zira, bu alanlarda ülkelerin birbirine sağladıkları üstünlük aynı zamanda AB içindeki dengeler bakımından önemli. Nükleer gücü sayesinde askeri olarak AB içinde ayrı bir yeri olan Fransa’nın silah üretimi ve pazarlamasında da avantaj elde etmesi durumunda Almanya’nın kıta üzerindeki etkisinin azalacağı biliniyor. Almanya ise bir taraftan Fransa’nın nükleer gücüne ortak olmayı gündeme getirirken diğer taraftan askeri harcamalar için ayırdığı 100 milyar euroluk özel fonla, askeri güç açığını kapatarak emperyalist rekabete militarist bir güç olarak da dahil olmayı hedeflerken, pazarda üstünlüğü Fransa’ya kaptırmamaya da özen gösteriyor. Ekonomide Fransa’ya karşı açık ara üstünlük sağlayan Almanya, Rusya’dan aldığı ucuz enerji sayesinde önemli bir avantaja sahipti. Bunu kaybedince yerine yenilerini koymak için ise yoğun bir çaba içerisinde. Fransa’nın Midcat hamlesi ise bunu şimdilik dizginlemiş görünüyor.

Macron-Scholz görüşmesinde belli alanlarda sınırların yeniden test edilmesi konusunda görüşmelerin derinleştirilmesi mesajının verilmesi bekleniyor. Ancak, her ülkenin kendi emperyalist çıkarlarını merkeze koyduğu bir yaklaşım önümüzdeki dönemde de devam edecek. Ve bu AB içinde yeni saflaşmalara, kamplaşmalara yol açabilir.