Almanya’nın yeni enerji arayışları

YÜCEL ÖZDEMİR

Rusya-Ukrayna savaşı tabiri caiz ise Almanya’nın “enerji dengesini” bozdu.

Doğal gaz ve petrol ihtiyacının çok önemli bir bölümünü, hem de ucuza, Rusya’dan karşılayan Almanya, bu seçenekten vazgeçmek zorunda kalınca, ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak üzere birçok ülke ve bölgede harekete geçti. İlk etapta Norveç ve Hollanda’dan alınan petrol ve doğal gaz arttırıldı. Sonra Putin’e diktatör diyen Federal Ekonomi Bakanı Robert Habeck, Arap Yarımadası’ndaki diktatör şeyhlerin önünde el pençe durarak, petrol talebinde bulundu. Onlar da doğal olarak “Ver parayı al petrolü” dediler.

Sonra, aynı Habeck, Başbakan Olaf Scholz ile birlikte Kanada yolunu tuttu. Sıvılaştırılmış doğal gaz ve yeşil hidrojen için bazı anlaşmaların altına imza atıldı. Basında “tarihi” olarak nitelenen Kanada enerjisinin nasıl ve ne zaman geleceği konusunda somut bir veri bulunmuyor.

Bir umut kapısı olarak görülen İspanya üzerinden Kuzey ve Batı Afrika’daki doğal gazı MidCat (Midi-Catalonia) boru hattıyla Orta Avrupa’ya ulaştırma projesine Fransa geçen ay takozu koyunca, Almanya’nın “enerji paniği” iyice arttı. Akdeniz’in altından Barcelona’dan Marsilya’ya doğal gaz taşımak üzere temeli 2013’te atılan hattın inşaatı 2019’da durmuştu. Bugünkü veriler üzerinden bakıldığında, MidCat sadece Fransa-İspanya arasında “yeşil enerji koridoru” olarak inşa edilecek.

MidCad hayali kısa sürede bitince, Almanya yönünü bu kez Güney Doğu Avrupa, Orta Asya ve Ortadoğu’ya çevirdi. Başbakan Scholz hemen Yunanistan’ı ziyaret etti. Doğu Akdeniz’den çıkacak doğal gazın Almanya’ya ulaştırılmasını konuştu. Bu ziyaretin ardından Yunanistan Başbakanı Mitsotakis Mora (Peloponnes) Yarımadası ve Girit Adası’nda doğal gaz arama çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Almanya’nın Doğu Akdeniz’den çıkan doğal gazı Avrupa’ya ulaştırma çabaları somutlaştıkça, Türkiye-Yunanistan hattında gerilim de artacak gibi görünüyor.

Federal Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ise geçen hafta Kazakistan ve Özbekistan’ı ziyaret etti. Buradaki görüşmelerin merkezinde de Almanya’nın enerji ihtiyacı vardı. Almanya, geçen yıl ihtiyaç duyduğu petrolün yüzde 10’unu Kazakistan’dan satın aldı.

Baerbock’un temaslarının akabinde Mısır’da devam eden BM İklim Konferansına katılan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, burada Kazakistan ile bir enerji anlaşması imzaladı. Yine AB ile Mısır ve Namibya arasında da aynı konferansta doğal gaz ve yeşil hidrojen anlaşmalarının altına imza konuldu. AB/Almanya’nın hedefleri arasında Kuzey Afrika’nın yanı sıra Senegal ve Nijerya da var.

İki gün önce ise Almanya’da hükümet tarafından kısa bir süre önce kamulaştırılan gaz tedarik şirketi Uniper, İsrail şirketi NewMedEnergie ile bir ortaklık anlaşma imzaladı. Anlaşmada iki şirketin bölgede doğal gaz çıkarma ve üretilecek yeşil hidrojen gazını Avrupa’ya taşıma bulunuyor. İsrail kıyılarındaki Levant havzasındaki doğal gazın yüzde 45’ini NewMedEnergie işletme hakkına sahip.

Bütün bunlar olurken, Almanya’da son haftalarda en çok öne çıkan enerji seçeneklerinin başında “yeşil hidrojen” (Grüne Wasserstopf) geliyor. Sudaki iki hidrojen ve bir oksijenin (H2O) elektrikle ayrıştırılmasıyla elde edilen hidrojen gazının yanıcı özelliği bulunuyor. Çevreye zarar vermeyen, geleceğin enerjisi olarak adlandırılan “yeşil hidrojen” yakın gelecekte daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Bazı değerlendirmelere göre, yakın gelecekte Avrupa’da elektrikli arabaların yerini hidrojenli arabalar alacak. Halen piyasaya sürülen çok sayıda araç Almanya’da mevcut. Dünyadaki 500 hidrojen istasyonunun 100’ü Almanya’da.

Kullanıldığında çevre dostu olan hidrojen gazının üretiminde çevreye zararlı sera gazları salan enerji kaynaklarının kullanılması en büyük eleştiri.

Görüldüğü gibi enerjide “Rusya’dan bağımsızlaşma” adına Almanya’da peş peşe atılan adımların bir taraftan aciliyet diğer tarafta seçenekleri artırma olduğu anlaşılıyor. Bu agresif enerji arayışına tepki gösteren Power Shift Africa Adlı Kuruluşun Direktörü Mohamed Adow, BM İklim Konferansında Scholz’un “enerji sömürgeciliği” yaptığını söyleyerek tepki gösterdi. Adow ayrıca Avrupa’nın Afrika’ya “benzin istasyonu” gözüyle baktığına da dikkat çekti.

Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip Almanya’da ağır sanayinin çarklarını enerji olmadan çevirmek mümkün değil. Üstelik ihtiyaç duyulan enerji az buz değil. Gelişmeler, Almanya’nın kısa sürede Rusya’dan aldığı enerjinin yerini doldurmaması durumunda ekonominin sarsılacağını açık olarak gösteriyor. Ekonomi enstitüsü Ifo, şu ana kadarki “enerji krizinin” Alman ekonomisine maliyetinin 110 milyar avro olduğunu açıkladı. Kriz uzadıkça maliyet büyüyecek. Bu maliyetin temelinde ise Ukrayna’da ABD’nin belirlediği stratejiye yedeklenme bulunuyor.

“Enerji krizi” uzadıkça faturasının yüksek enerji fiyatları, hayat pahalılığı, düşük ücretle çalıştırma, işten atmalar şeklinde asıl olarak işçi sınıfı ve emekçilere çıkarılacağı ise ortada.