Radikal iklim eylemleri tartışılıyor

Foto: Arif Bektaş / Londra

„Son Kuşak“ (Letzte Generation) adlı çevreci grubun sivil itaatsizlik eylemleri nedeniyle Almanya’da değişik tartışmalar devam ediyor. Federal İçişleri Bakanı Nancy Faeser konuyla ilişkin yaptığı açıklamada „Suç işleniyorsa ve diğer insanlar tehlikeye atılıyorsa, meşru protesto sınırı aşılıyor demektir. Bunların demokratik tartışmayla bir ilgisi yoktur. Failler hızlı ve istikrarlı bir şekilde yargılanmalıdır“ dedi.

Faeser, bu konuşmayı Son Kuşak adlı grubun 31 Ekim’de Berlin’de bir beton mikserinin altında kalan 44 yaşındaki kadın bisikletçiyi almaya gelen ambulansın kullanması gereken bir sokağı kapatmasının ardından yaptı. Bisikletçi 3 Kasım günü hayatını kaybetti. Kimileri eylem nedeniyle oluşan gecikmenin hastanın hayatına mal olduğunu söylerken, kimileri de hastanın ölümünden sadece eylemlerin sorumlu tutulup tutulamayacağını sorguladı. Berlin acil servislerinden yapılan açıklamada ise eylemciler nedeniyle yaratılan trafiğin hastanın ölmesine neden olduğu belirtildi.

„Letzte Generation“ yaptığı açıklamada kadının ölümünden büyük üzüntü duyduklarını ancak iki aktivist hakkında açılan polis soruşturmasına rağmen eylemle aralarına mesafe koyduklarını belirtti.

Buna rağmen bir çok politikacı yasaların sivil itaatsizlik eylemlerine karşı sertleştirilmesi gerektiği çağrısında bulundu. „Gelecek için Cumalar“ (Fridays for Future) yürüyüşleriyle karşılaştırıldığında Son Kuşak adlı grup, gazete manşetlerinde yer edinecek, daha görünür olan eylemleri tercih ediyor.

2022’de grup üyeleri onlarca otoyolu ve şehrin içinden geçen anayolları ve havalimanı pistlerini bloke etti, Katar’la enerji anlaşmasını protesto etmek amacıyla Ekonomi Bakanlığı’nın binasına zarar verdi ve üyeleri kendilerini petrol boru hatlarına bağladı. Yanı sıra Münih, Frankfurt, Potsdam ve Berlin’deki ünlü sanatmüzelerinde de eserlere yiyecek fırlattılar. Tablolar kalın bir camla korunduğu için zarar görmedi, ancak aktivistler kültüre saldırmanın mesajı iletmede iyi bir yol olup olmadığına ilişkin yoğun bir tartışma başladı.

RAF İLE PARALLİKLER KURULUYOR

Eylül başında Federal Kriminal Dairesi (BKA), bir gizli belgede nükleer santraller, gaz boru hatları ya da ağır yük trafiği gibi altyapılara yönelik saldırılar konusunda uyarıda bulunmuştu. ‚Terörizm uzmanı‘ Bettina Röhl (RAF üyesi Ulrike Meinhof’un kızı) „Son Nesil“ ile RAF arasında paralellikler görüyor: „Son Nesil zaten RAF’ın hedef hattında. Terörizm her zaman van Gogh’u kirletmek, yolları kapatmak ya da boru hattı şantiyelerine saldırmak gibi kendini ifade etme biçimidir.“

Röhl bir adım daha ileri giderek bu eylemlerde insan hayatının kasıtlı hedef alındığınu ileri sürüyor: „68 hareketi de sabotaj eylemleri ve pudingli saldırılarla başladı. Bunun üzerine pek çok kişi daha fazla ‚eylem‘ ve ‚devrim‘ için haykırdı. İklim aktivistleri söz konusu olduğunda, şiddet ve teröre varan bu histerik kırılma noktası çok hızlı bir şekilde gerçekleşebilir“ dedi.

Aşağı Saksonya Anayasayı Koruma Dairesi de, aşırı solcuların iklim koruma hareketini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştıklarının farkında olduklarını söyledi.

MUHAFAZAKARLARDA CEZALANDIRMA ÇAĞRISI

Muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU)  sivil itaatsizliğin cezalarının artırılmasını talep ediyor. Hristiyan Birlik partileri, gerekirse hapis cezası uygulanmasını istiyor. CSU Meclis Eyalet Grup Başkanı Alexander Dobrindt, Son Kuşak’ı „iklim anarşistleri“ olarak adlandırdı ve „radikalleşmenin daha ileri gitmesinin önüne geçmek için daha ağır cezalar hak ettiklerini“ söyledi. Hükümet ortakları Sosyal Demokrati Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) ise tartışmayı uzaktan izliyor. Aktivistleri eleştiriyorlar ancak cezaları artırma düşüncesini reddetiyorlar.  (YH)