En alttakilerin örgütlenmekten başka çaresi yok!

FOTO: FAU Ruhr

Thyssen Krupp Steel Duisburg’da Bulgar bir kiralık işçinin işyerinde şüpheli ölümü üzerine özellikle Bulgar göçmen işçiler arasında  patronlar tarafından yapılan haksızlıklara ve güvencesiz iş koşullarına karşı bir tepki hakim. Hayatını kaybeden işçi IG Metall sendikasının örgütlü olduğu bir taşeron işletmesinin yetki verdiği bir kiralık firmada çalışıyordu. IG BAU sendikası da Thyssen’de bazı taşeron sanayi temizlik şirketlerinde sorumlu ve yine bunların birinde güçlü sendikal örgütlenmeye sahip. Bu güçlü örgütlenmenin hakim olduğu taşeron sanayi temizlik firmasında uzun yıllardan beri çalışan ve işçi temsilcisi aynı zamanda IG BAU Duisburg şube yönetim kurulu üyesi olan ve ATIF Eşbaşkanlığını yürüten Süleyman Gürcan ile Bulgar göçmen işçilerin durumu hakkında konuştuk.

MAHİR ŞAHİN /DUISBURG

Thyssen Krupp Steel’de sanayi temizliğinde taşeron ve kiralık şirketlerde çalışan Bulgar göçmen işçilerin durumu hakkında bilgi verir misiniz?

ThyssenKrupp Steel’de üç katmanlı işçi çalışmaktadır. Birinci katmanda kendi öz işçileri, ikinci katmanda taşeron işçiler ve üçüncü katmanda kiralık işçiler. Taşeronda ve kiralık şirketlerde çalışanların toplamı öz işçilerin toplamından daha fazladır. Tabii bunların ücretlenmesi de aynı şekilde yapılmakta. En ağır iş koşullarında çalışan ve en ucuz saat ücretine sahip olanlar kiralık işçilerdir. Avrupa Birliği’nin 1 Mayıs 2011’de yürürlüğe koyduğu yönelim yasalarından biri olan “İşçi serbest dolaşım yasası” ile birlikte Doğu Avrupa ülkelerinden Almanya’ya yoğun işçi akımı oldu. Bulgar işçilerin çoğu da ağır sanayiye sahip şehirlerden biri olan Duisburg’a geldi. Yeni ucuz iş gücü olarak görülen Bulgar arkadaşlar kiralık şirketlerde çalışmaktadırlar. ThyssenKrupp Steel’deki taşeron şirketlerin çoğu da bu kiralık şirketlerden işçi kiralayıp çalıştırmaktadırlar. Bulgar işçiler Almanca diline hakim olmadığından, her türlü haksız uygulamalarla karşılaşmaktadırlar.

Ne tür sorunlar yaşıyorlar?

Birçok sorunla karşılaşıyorlar. Bunların başında biraz önce belirttiğim gibi dil sorunu geliyor. Yeteri derecede dil bilmedikleri için, iş mukavelesinden başlayarak, iş yerindeki uygulamalara kadar devam eden haksızlık zinciri ile karşılaşmaktadırlar. İşe başlamadan önce iş güvenliği eğitimi almaları gerekiyor, bu eğitim iş yerinin tehlikeli olmasından dolayı çok önemlidir. Fakat bu eğitim Almanca olduğu için anlamamaktadırlar. Kendi ana dillerinde yapılmadığı için iş yerinde davranışları, tehlikelere dikkat etmeleri, iş güvenliğinde uymaları gereken kuralları anlamadıkları için yoğun sorunlarla karşılaşıyorlar. Buna ek olarak, ırkçı ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. En ağır ve pis işlerde çalıştırılmaktadırlar. İş yerinde zorunlu olan iş kıyafetleri kendilerine iki katı fiyatla verilmektedir. Çalıştıkları saatleri sürekli kesilmekte, ücretleri düzenli ödenmemektedir. Bu sorunları çoğaltabiliriz. Kısacası “En Alttakiler” kitabında yazılanların hepsini Bulgar kiralık işçiler yaşamaktadırlar.

İşçi hakları konusunda bilgileri ne düzeyde?

İşçi hakları konusunda bilgileri yok denecek kadar az. Genellikle kulaktan duyma bilgilere sahipler. Sadece benim çalıştığım şirketteki gibi bazı şirketlerde işçi temsilcilerinin kendilerine yardımcı olmak için anlattıkları bilgileri biliyorlar. Fakat endüstride çalışan birçok taşeronda sendikal örgütlenme olmadığı için, kiralık işçilerin hakları da göz önünde bulundurulmamakta. Bulgar işçiler de haklarını bilmediği için bu uygulamalara boyun eğmektedir. Tabi bir de işsiz kalma tehlikesinden kaynaklı olarak uygulamalara ses çıkarmamaktadırlar.

Sendikal örgütlenmede durum nasıl?

Sendikal örgütlenme zaten genelde çok düşük. Bulgar işçiler arasında daha da düşük. Şimdi biz sendika olarak onlar arasında örgütlenme çalışması yürütüyoruz. Ne kadar başarılı olacağımızı süreç gösterecektir. Fakat arkadaşlara sorunlarına karşı ortak örgütlenmenin gerekliliğini anlattığımızda ve bunun da sendikal örgütlenmeyle mümkün olduğunu anlattığımızda olumlu karşılamaktadırlar. Şu an biraz ağır aksak yürüse de örgütlenme çalışması ilerliyor.

Sizin örgütlü olduğunuz IG BAU sendikanın ve çalıştığınız taşeron şirketin işyeri temsilciliğinin bu konuda bir çalışması var mı?

Yukarıda değindiğim gibi benim çalıştığım işletmede çalışan işçileri sorunlarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Onlara bir taraftan yaşadıkları sorunlara karşın sendikada örgütlenmeleri için bilinç taşımaya çalışırken, diğer taraftan da günlük yaşadıkları sorunlara çözüm üretmeye çalışıyoruz. Özellikle IG BAU sendikası olarak Bulgar işçilerle örgütlenme toplantıları yapıyoruz ve bu çalışma olumlu gidiyor

Taşeron, kiralık işçilerin örgütlü mücadelesinin ilerlemesi için sendikalar ve işçi temsilcilikler neler yapmalı?

İşçi temsilcilerinin en başta kiralık işçilerin de temsilcisi olduklarını bilince çıkarmaları gerekiyor. Onların işletmede yaşadıklarına, başta iş koşulları ve ayrımcılık konusu olmak üzere cevap olmaları önemlidir. Diğer önemli konu da kiralık işçilerin kolektif mücadele ile haklarını elde edebilecekleri ve bunun için de örgütlenmelerinin zorunlu olduğu bilincinin taşınmasıdır.

Tabi ki bu konuda en büyük görev sendikalara ve sendikalarda faaliyet yürüten ilerici işçilere düşmektedir. Özellikle de göçmen kökenli sendikacılar bu konuda daha duyarlı davranmalıdır. Çünkü, geçmişte birinci kuşak olan ailelerimizin yaşadıklarının aynısını şimdi Bulgar, Rumen vs. işçiler yaşamaktadır. İkincisi de özellikle Bulgar işçilerin çoğu Türkçe konuşmaktadır ve bundan ötürü önemli bir avantaja sahibiz. Bu avantajı onların örgütlenmeleri için değerlendirmeliyiz.

Fakat şunun altını çizmekte yarar var. Bugün Almanya’da kiralık şirketlerde çalışan ve çoğu hakkından mahrum bırakılan bir milyona yakın işçi varsa bu sendikaların işbirlikçi tutumlarından kaynaklanmaktadır. Toplu sözleşmelere sahip bir çok işletmede kiralık işçiler çalışmakta ve bunların hakları çoğu zaman sendikalar tarafından gözardı edilmektedir. Yani sendikalar da bu işçileri üçüncü sınıf işçi olarak gördükleri için buralarda örgütlenme çalışması yürütmemektedirler. Bazı sendikalar kiralık işçilerin sorunlarına ilişkin dönem dönem araştırmalar, yazılar yayınlamaktadır. Fakat sahada bu konuda hiçbir adım atmadıkları için yayınlanan rapor ve yazıların bir karşılığı yok. Bir de kiralık işçilik modern köleliktir. Buna karşı çıkmayarak, dolaylı olarak  bunu onaylamaları, bu modern köleliği onaylamaktır. Yani, eskiden kölelere hayatta kalmaları için ekmek ve su verilirdi. Şimdi de kiralık işlerde çalışan işçilere ekmek ve su alabilecek kadar ücret verilmektedir, bundan ötürü modern köle olarak değerlendiriyorum. Eğer sendikalar baştan beri taşeronlaşmaya ve kiralık işçiliğe karşı tutarlı bir duruş sergileseydi bugün bunları tartışmayacaktık. Bunu tersine çevirmek için ilerici sendikacılar, işçiler sendikalara baskı uygulamalı ve kiralık işçilerin özlük haklarının verilmesi talebini daha gür savunmalıdır. Kiralık işçiliğin ve taşeronluğun kaldırılması talebini sürekli gündemde tutmalıdır.