Metalde reel ücret kaybı

Foto: Sinan Özbolat

Almanya’nın en önemli işkolu olan metal ve elektro sanayisinde TİS süreci reel ücret kaybı ile sonuçlandı. Sendika yönetimi matematik cambazlığı yaparak sonucu olumlu göstermeye çalışırken metal patronları gerçeği kısaca ortaya koydular: “Sonuç olumlu – çünkü IG Metall’in talebini yarıya indirdik.” Mercedes Untertürkheim ve Porsche Zuffenhausen’de sendika temsilcilikleri TİS sonucunu reddetti. Diğer bölgelerden eleştiriler gelmesine karşın örgütlü bir tepki yok. BW Büyük TİS Komisyonu 29 Kasım günü büyük bir çoğunlukla onaylandı.

SERDAR DERVENTLİ

Dört milyon metal ve elektro işçisini kapsayan TİS süreci 18 Kasım gününün ilk saatlerine sonuçlandı. O güne kadar 900 binden fazla metal işçisi Almanya’nın dört bir yanında uyarı grevlerine katılarak “12 aylık bir sözleşme dönemi için yüzde 8 ücret artışı” taleplerinin arkasında durduklarını ortaya koymuşlardı.

Yapılan bütün eylem ve uyarı grevlerinde metal işçileri, “Yüzde 8’den aşağısı olmaz”, “12 aydan uzun sözleşmeye hayır” sloganlarını haykırdılar.

Elde edilen sonucu değerlendirirken öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Eğer 900 binden fazla metal emekçisi uyarı grevleri ve eylemlere katılmasaydı bu sonucu da elde etmek mümkün olmayacaktı. Eleştirilecek birçok yanı olan bu sözleşmeyi elde etmek için yüzbinlerin kararlılığı gerekiyordu.

KADEMELİ ÜCRET KESİNTİSİ!

Gazetemizin bir önceki sayısında metal sözleşmeleriyle ilgili yazımızda, “Gazetemizi baskıya hazırladığımız günlerde ulaşan bilgilere bakıldığında 17 Kasım günü yapılacak görüşmelerden işçilerin istemediği bir sonucun çıkma ihtimali yüksek görünüyordu” demiştik.

IG Metall’in ileri sürdüğü talep 12 ay için yüzde 8 ücret artışıydı. Elde edilen sonuç beklentilerin çok altında kaldı: 8 ay sıfır zam, 9. aydan (Haziran 2023) itibaren yüzde 5,3 ve 21. aydan (Mayıs 2024) itibaren yüzde 3,2 ücret zammı. Ayrıca Şubat 2023 ve 2024’te 1500 euroluk “enflasyon telafisi” adı altında tek seferlik ödemeler yapılacak. Çıraklara ve hem çalışıp hem üniversiteye gidenlere ise aynı tarihlerde 550 euro ikramiye ödenecek. Ödeme tarihleri sermaye tarafının talebiyle ertelenebilecek.

IG Metall yönetimi “kademeli ücret artışından” söz ediyor. Beş dakika zaman ayırıp, yüzde 10,4 olan aktüel enflasyon oranını gözeterek yukarıdaki rakamlarla birlikte ne anlama geldiğini hesaplayan herkes sonucun, “kademeli ücret kesintisi” olduğunu da görecektir.

Meslektaşlarımız için sonucun ne olacağını hesaplamaya hiç başlamadan önce, kısaca karşı tarafın tutumuna bakalım; Gesamtmetall’in başkanı Stefan Wolf, müzakere sonucu hakkında (sevinçle) şöyle diyordu: “IG Metall görüşmelere 12 ay için yüzde 8 talebiyle girdi. Bizde IG Metall’in talebini yarıya indirdik.” Wolf’un açıklamasında 8 sıfır ayı hesaba katmamasının iyi bir nedeni var – çünkü bu müzakere sonucunu ilk etapta mümkün kılan IG Metall yönetim kurulunu da ifşa etmek istemiyor.

Uyarı grevleri esnasında beklentileri aşağı çekmekle meşgul olan IG Metall’in NRW bölge Başkanı Knut Giesler, bir uyarı grevi sırasında, “toplu pazarlık görüşmeleriyle savaş zamanı enflasyonunu telafi etmenin mümkün olmayacağını” söyleyerek zaten sendika yönetiminin tutumunu ortaya koymuştu.

DAHASI DA VAR!

Daha önce imzalanan sözleşmelerde yer alan “T-Geld” ve “T-ZUG” maddeleriyle 2019’dan bu yana ek ödemeler yapılıyor. Varılan anlaşmaya göre bu yıl “T-Geld” aylıkların yüzde 18,4’ünden yüzde 27,6’sına çıkacaktı – yani aylığın yüzde 9,2 oranında yükselecekti. Bu zamdan vazgeçildi!

Aylığın yüzde 12,3’ü düzeyinde olan T-ZUG ödemesi yüzde 18,5’e çıkarıldı ama “farklılaştırma” şartıyla (“Differenzierung”, sözleşmenin 6. Maddesi): Buna göre ciroya endeksli net kâr marjı (“Nettoumsatzrendite”) yüzde 2,3’e düşerse bu ödemeden vazgeçiliyor! Ayrıca şirket yönetimi ödeme tarihinde dört hafta önce “ekonomik güçlükler” içinde olduğunu ilan ettiğinde durumda T-ZUG ödemesi bir sonraki yılın Nisan ayına kadar ertelenebilecek. Bunun için işyeri temsilciliğinin veya işverenin onayı bile gerekmez.

Diğer şart ise 8. Maddedeki “Enerji acil durum şartı” (“Energienotfallklausel”). Bu şartla sermaye tarafına ücretleri daha fazla kırpmak için büyük bir olanak sunuluyor. Eğer bir şirket yönetimi, “enerji acil durumu” olduğu kanısına varırsa 48 saat içinde işyeri temsilciliği ve bölgesel sendika yönetimi ile görüşüp, toplu sözleşmelerden muaf tutulmayı talep etme hakkına sahip. Eğer buradan bir sonuç alınmazsa dört işgünü içinde sendikanın ve işveren birliğinin eyalet yönetimiyle buluşma, ardından üç işgünü içinde gerekli önlemlerin alınması sağlatma hakkı elde eder.

Geçmiş yıllarda (2018) imzalanan sözleşmeleri haklı olarak, “çok komplike, fabrikada bürokratik işlerimiz artıyor ve her defasında avukata başvurma ihtiyacı duyuyoruz” diye eleştiren arkadaşların işi bu şartlarla daha da zorlaşacak.

DAHA FAZLA ESNEK ÇALIŞMANIN ÖNÜ AÇILIYOR!

İşçi ve emekçilerin başına bela olacak bir diğer sözleşme maddesi ise 7. Maddedeki “Yeni iş için görüşme yükümlülüğü” (“Gesprächsverpflichtung new work”). Anlaşıldığı kadar sermaye ve sendika bürokrasisi bu maddeyle, uzun bir süredir fabrikalarda “dönüşüm” (“Transformation”) ve “dijitalleşme” (“Digitalisierung”) adı altında devam eden üretimin “yeni çalışma metotları” (esnek çalışma) ve “yeni üretim araçlarıyla” (rasyonelleşme) yeniden örgütlenmesinde bir sıçramayı hedefliyorlar.

KOMİSYON ONAYLADI, İKİ TEMSİLCİLİK REDDETTİ!

Sonucun 29 Kasım günü nasıl onaylandığına değinmeden önce kısaca 18 Kasım sabahı Ludwigsburg’da olanlara değinmek gerekiyor; Her zaman olduğu gibi bu kez de, 17 Kasım günü, müzakere grubu “maraton görüşmelere” başladı. Gazetemize gelen bilgilere göre 18 Kasım 02.15 gibi Büyük TİS Komisyonu (BTK) üyelerinin önüne gelen IG Metall Baden-Württemberg Başkanı Roman Zitzelsberger, uzlaşma sağlandığını belirtti ve anlaşma içeriği hakkında bilgi verdi. Komisyon üyelerinin “oylama yapılmayacak mı” sorularına ise, bu saatte oylama yapmanın iyi olmayacağını, herkesin sözleşmeyi incelemesi ve ondan sonra karar vermesi için zaman tanınmasının daha doğru olacağını söyledi. Ardından “zaten Hoffmann ile görüşmeye gitmek zorundayım” diyerek gitti.

Kendisi ve ekibi bu kadar komplike bir sözleşmenin pazarlığını maraton görüşmede yapabiliyor ama BTK üyeleri bunu değerlendirecek durumda değiller…

İlerleyen günlerde, 18-29 Kasım arası IG Metall yönetimi sözleşme taslağından söz etmek yerine sanki oylama yapılmış ve her şey sonuçlanmış gibi “pilot sözleşmenin sonuçlarını” bütün eyaletlerde yaygınlaştırmaya, kabul edilmesi için önermeye başladı. Sendika bürokrasisi kendini o kadar kaptırdı ki işçilere dağıtılan bildirilerde, Noel ve yıllık izin paralarını da sanki -iyimser bir değerlendirmeyle- “yeni elde edilmiş kazanımlar” gibi (fotoya bkz.) göstermeye başladılar. Aslında bu tutumlarıyla işçilere, “fazlasını istemeyin, bununla yetinin” mesajı verildi.

Şimdiye kadar gazetemize ulaşan bilgilere göre Mercedes Untertürkheim ve Porsche Zuffenhausen’da sendika temsilciliği içine yapılan tartışmalarda müzakere sonucu reddedildi. Her iki yerdeki sendika temsilcileri sözleşme süresinin uzun olması, kalıcı ücret artışının düşük olması (talep edilenin yarısı!) ve ağır şartlara (“klauseln”) onay verilmesini eleştirdiler.

Gazetemize gelen bilgilere göre komisyonda yapılan tartışmada çok sayıda söz olan ve sözleşmeye eleştiren oldu. Ancak 200 civarındaki komisyon üyelerinin çoğunluğu sözleşmeyi “karın ağrısı yaratıyor ama bundan iyisi an sağlığı” diyerek onaylamış!

“HELE BİR SORUN, NEDEN GREV YAPMADIK”

18 Kasım günü IG Metall Genel Başkanı Jörg Hoffmann ve Zitzelsberger, basına yaptıkları açıklamalarda, sendikanın büyük bir sorumlulukla hareket ettiğini “sadece işçilerin değil Almanya’nın konjonktürel durumunu da gözeten, üretim merkezinin rekabet gücünü artıran bir sözleşme imzaladıklarını” söylediler.

İlginç bir açıklama Zitzelsberger geldi. Untertürkheim’da sendika temsilcileri toplantısında tartışmalaraa katılan Zitzelsberger, “Grev yapabilirdik – o zaman neden yapmadığımızı soruyorsunuzdur herhalde?” deyip yanıtı kendisi şöyle vermiş: Dayanışma nedeniyle. Çünkü bütün işletmeler güçlü değil, zayıf olanları geride bırakmamak, ortak hareket etmek için greve çıkılmamış!

Sendikal dayanışma bunun tam tersini gerektiriyor: Örgütlenmenin en güçlü olduğu yerlerde mücadele edilir ve elde edilen sonuçtan zayıf yerlerinde faydalanması sağlanır! Zitzelsberger pekâlâ bunu biliyor – ama demagoji yapıyor! 2024 yılında IG Metall’in eşbaşkanı olarak Zitzelsberger, sermayenin çıkarlarını gözettiği için süresiz grev lehine tutum almadı – işçileri çok düşündüğü için değil!

ÖRGÜTLENMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK!

Bugün sınıftan yana olan tüm sendika temsilciler ve mücadele yanlısı işçileri, “kötü bir sözleşme imzalandığını tekrar tekrar tespit edip yakınmak” yerine eksiklerimizi tespit edip bunları bertaraf etmenin yol ve yöntemlerini geliştirmeliler.

Nitekim; ekonomik gidişat konusunda bugüne kadar yapılan tahminlere bakıldığında önümüzdeki ayların çok çetin geçeceği ve geniş emekçi kitlelerinin yaşam ve çalışma şartlarının kötüleşeceğini söylemek yanlış olmaz. Ve bu durumda 2023 yılı içinde “ek zam” talebi tabanda gündeme gelme ihtimali var. Fakat bu “ihtimali” beklemek yerine bunun olması için mücadele etmek, örgütlülüğü güçlendirmek gerekiyor.

Bu “ihtimal” gündeme gelmese bile, “TİS sonrası TİS öncesidir” diyerek örgütlenmemizi güçlendirmeye çalışmaktan başka yolumuz da yok.