Sol Parti’de dengeler karışık

Sol Parti içinde başlayan tartışmalar devam ediyor. En son Leipzig’de toplanan parti ve meclis grubu yöneticileri “birlik” çağrısında bulundu. Genel yaklaşımlarda ise bir değişim mesajı verilmedi. Sahra Wagenknecht etrafında toplanan grupların partiden kopma eğilimi ise her geçen gün artıyor. Kopuş takvimi olarak 2024 Avrup Parlamentosu seçimleri öncesi işaret ediliyor.

Almanya Sol Parti’de (Die Linke) kuruluşundan beri varlığını sürdüren kanatlar mücadelesi, son birkaç aydır iyice gerilmiş durumda. Girilen eyalet ve federal parlamento seçimlerinde sürekli oy kaybına uğranması da kanatlar arası mücadeleyi sertleştirmiş durumda. Oy ve güç kaybının nedenlerinden sonuçlar çıkarma yerine, tartışmaların kişiselleştirilmesi kopuş eğilimlerini de güçlendiriyor.

Genel olarak partinin yönetiminde etkili olan “reformcu” kanadın birçok açıdan partiyi sağa kaydırma, SPD ve Yeşiller ile hükümet ortaklığına uyumlu hale getirme çabası güçlü bir şekilde devam ediyor. Muhalefet kanadını oluşturan meclis grubu eski eşbaşkanı Sahra Wagenknecht etrafında toplanan kesimde ise, partiyi içeriden değiştirme yerine yeni parti kurma eğilimi her geçen gün biraz daha ağırlık kazanıyor. Partinin ya da grubun 2024’te yapılacak Avrupa Parlamentosu öncesinde kurulacağında dair değişik spekülasyonlar ortalıkta dolaşıyor.

Özellikle bir kopuşun olması durumunda partinin mecliste grup statüsünü kaybedebileceği için taraflar somut bir adım atmayı alabildiğince geciktiriyor. Eylül 2021’deki genel seçimlerde yüzde 5 barajını aşamayan Sol Parti, kazanılan üç doğrudan aday sayesinde parlamentoya 39 milletvekili gönderebilmişti. Mevcut gruptan üç milletvekilinin ayrılması durumunda, parti meclis grubu işlevi de yitirilmiş olunacak. Bunun farkında olan taraflar fırsat buldukça birarada kalma çağrısında bulunuyorlar.

Açıklamalara ve tavırlara bakıldığında “teknik zorunluluklar” dışında tarafların bir arada kalmasını gerektirecek bir politik zemin bulunmuyor. Özellikle Thüringen Başbakanı Bodo Ramelow’un temsil ettiği kesim, mümkün olduğu kadar SPD’ye yanaşmanın politikasını izliyorlar. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşın artından parti içindeki yarılma daha da derinleşti. Ramelow’un başını çektiği kesim her fırsatta, hükümet ve NATO’nun gözüne girecek şekilde Almanya’nın Ukrayna’ya ağır silah vermesi çağrısında bulunuyor. Genel olarak savaşta NATO ve Batının rolü hafifletiliyor. Wagenknecht ve ona yakın duran kesimler ise kesin olarak ağır silah gönderilmesine karşı çıkarken, Rusya ile müzakere yollarının aranmasını talep ediyorlar. Geçtiğimiz yaz Erfurt’ya yapılan parti kongresinde de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlanarak kınanmış ve AB’nin yaptırım kararlarına destek verilmişti.

Savaşı mahkum eden Wagenknecht, Rusya’ya yönelik yaptırımları, Alman ekonomisine zarar verdiği gerekçesiyle reddetiyor.

PARTİ YÖNETİMİ LEIPZIG’DE BULUŞTU

Parti yönetimi ile Wahenknecht çevresi arasında gerilim arttıkça, bölünme korku ve endişeleri de artıyor. Bunu bastırmak isteyen bir grup parti yöneticisi ve milletvekili daha önce Wagenknecht’in partiden atılarak sorunun kökten çözülmesi çağrısında bulunmuştu. Bunun üzerinde 3 Aralık’ta Berlin’de biraraya gelen bu çevreler ortak bir açıklama yayınladılar. Wagenknecht’in partiden atılmasını ise doğrudan gündeme getirmediler.

Bu toplantının ardından partinin federal ve eyalet üst düzey yöneticileri 10-11 Aralık’ta Leipzig’de bir kez daha toplandı. Parti yönetimi, meclis grubu yöneticiler ve eyalet eş başkanlarının içinde olduğu 64 kişinin katıldığı toplantının ardından “Leipzig Deklarasyonu” başlığı adı altında partiye bir açıklama gönderildi. İçeriye ve dışarıya karşı birlik çağrısının yapıldığı açıklamada, Wagenknecht konusuna girilmedi. Asıl olarak 2023’de Berlin, Bremen, Bavyera ve Hessen’de yapılacak eyalet seçimleriyle, Schleswig-Holstein eyaletinde yapılacak genel seçimlerde iyi sonuçların alınmasına bakılması istendi. Hedef olarak da Bremen ve Berlin’de Sol Parti’nin koalisyon ortağı olarak kalması belirlendi.

Sol Parti’nin çoğulcu bir parti olduğunun altının çizildiği deklarasyonda “Parti kurulduğundan bu yana dünya dönmeye devam etti. Sol; iklim felaketine, fosil kapitalizminin sonuna, ABD-Rusya-Çin arasında artan emperyal rekabete, Avrupa’da aşırı sağın güçlenmesine ve son olarak Rusya’nın Ukrayna’ya karşı saldırganlık savaşına yeterince hazırlıklı değildi” denildi.

Toplantı öncesinde yapılan açıklamalarda Sol Parti içinde farklı perspektiflerin olabileceği belirtilerek, Wagenknecht’in durumunun şimdilik belirleyici olmadığının mesajı verilmişti. Partinin ağır toplarından Gregor Gysi de Wagenknecht’in atılmasına karşı çıkan isimler arasında.

Parti içindeki gerilim ve tartışmanın tansiyonunu düşürmeye yönelik olan “Leipzig Deklarasyonu’nun içerideki tansiyonu ne kadar düşürmeye yarayacağı belirsiz. Zira, tansiyonun yükselmesine neden olan sorunların asıl olarak duruyor. Yaklaşık bir yıldır parti içindeki tartışmalarda önemli bir rol oynayan Ukrayna’ya ağır silah verilmesi konusunda bir politika değişikliği mesajı verilmedi. Yine artan ekonomik sorunlar, yoksulluk ve enerji fiyatları konusunda hükümete karşı ciddi bir mücadele mesajı da Leipzig toplantısından çıkmadı. Bu nedenle toplantıdan çıkan mesajların partiyi yeniden toparlamaya yetmeyeceği ifade ediliyor. (YH)