‚Trafik Lambası’ndan sermayeye yeşil, emekçilere kırmızı!

Foto: Yeni Hayat

Almanya’da Eylül 2021’de yapılan genel seçimlerden sonra SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan ve partileri sembolize eden kırmızı, yeşil ve sarıdan adını alan “Trafik lambası koalisyonu”nun kurulmasının üzeriden tam bir yıl geçti. Seçimlerin ardından her üç parti arasında yapılan pazarlıkların ardından kurulan hükümet, ilk etapta halk arasında güçlü beklenti ve destek görmştü. Zira SPD, sosyal konuları öne çıkararak seçimlerden az bir farkla birinci parti olarak çıkarken, doğa ve iklim konularına dikkat çeken Yeşiller ise oylarını bir önceki seçimlere kıyasla iki katına çıkararak üçüncü parti olmuştu. Böylece, Yeşiller 1998-2005 döneminin ardından ikinci kez koalisyon ortağı olma şansı elde etmişti.

İki sözde sol ve bir liberal partinin kurduğu koalisyon hükümetinin daha önce biriken ve ağırlaşmakta olan sorunları devraldığı, bu nedenle işlerinin hiç de kolay olmayacağı az çok görülebiliyordu. Bunlara beklenmeyen Ukrayna savaşı ve ona bağlı artan enerji fiyatları eklendiğinde halkın biriken sorunlarına yanıt vermeye dair beslenen umutlar da gelinen aşamada sönmüş durumda. “Daha fazla ilerleme için cesaret” (Mehr Fortschritt wagen) sloganıyla kurulan hükümetin halktan aldığı destek, sorunlara yanıt bulamadığı için sürekli azalıyor.

HÜKÜMETE DESTEK AZALIYOR

Kamuoyu araştırma şirketi “Civey” tarafından t-online için yapılan yoklamaya göre, halkın yüzde 67’si “trafik lambası koalisyonu”nun ülkenin en önemli sorunlarını aşabilecek yetenekte olmadığı görüşünde. Sadece yüzde 21’lik bir kesim hükümetin olumlu yönde çalışmalar yaptığı görüşünde. Bu da her üç partiye oy veren seçmenler arasında da bu partilere desteğin azaldığı anlamına geliyor.

Halkın güvensizliğini derinleştiren sorunların başında, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırmasından sonra hükmetin aldığı tutum geliyor. Araştırmaya katılanların yüzde 79’u hükümetin bu dönemde sorumluluklarını yerine getirmediği görüşünde. Savaştan üç gün sonra 27 Şubat pazar günü olağanüstü toplanan mecliste Başbakan Olaf Scholz, 100 milyar euroluk silahlanma paketini ilan etmişti.

Aynı araştırmada hükümete güven kaybının bir diğer önemli nedeni de koronavirüs konusunda takındığı olumsuz ve belirsiz tutum. Bu nedenle hükümetin halk ile iletişiminin “kötü” ya da “çok kötü” olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 71 olarak saptandı.

ÜÇ PARTİ SALT ÇOĞRUNLUĞU KAYBETMİŞ GÖRÜNÜYOR

Ekonomik ve sosyal konularda vaat ettiklerinin çoğunu yerine getirmeyen, ortaya çıkan sorunları ise bir seferlik küçük ödemelerle geçiştirmeye çalışan “Trafik lambası koalisyonu” partileri bu nedenle toplamda oy kaybına uğramış durumda. ARD televizyonu tarafından yapılan en son “DeutschlandTrend” araştırmasına göre genel seçimlerde yaklaşık yüzde 26 oy alan SPD’nin oyu yüzde 18’e kadar düşmüş bulunuyor. Yine yüzde 11,5 oy alan FDP’nin oyu ise yüzde 6’ya kadar inmiş görünüyor. Koalisyon ortaklarından sadece Yeşiller’in oyu yüzde 14,8’den yüzde 18’e çıkmış. Yeşiller’in oyunun kamuoyunda popülaritesi yüksek görünen Federal Ekonomi Bakanı Robert Habeck ve Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock sayesinde yükseldiği de ifade ediliyor. Anketlerde dikkat çekici bir diğer nokta ise ise aşırı sağcı, milliyetçi AfD’nin oyunun yüzde 15’e kadar yükselmesi. Sol Parti’nin oyu ise halen yüzde 5 civarında. Hayat pahalılığı ve savaşa rağmen partinin oyunda bir değişimin olmaması, izlenen politikadaki yanlışlığı özetliyor. Anamuhalefet CDU/CSU’nun oyu da hükümet bu denili güven kaybettiği halde yüzde 27 civarında. Krize rağmen bu partinin de oylarını artırmadığı anlaşılıyor.

SERMAYE PARTİLERİ GÜÇ KAYBETMEYE DEVAM EDECEK

Ekonomik ve siyasi gelişmelerin seyri Almanya’da hükümetin ekonomik sorunlara ciddi bir çözüm getiremeyeceği öngörülerini kuvvetlendiriyor. Halkın önemli bir bölümü de bu yönde görüş belirtiyor. “DeutschlandTrend”in araştırmasına göre halkın yüzde 42’si önümüzdeki yıl içinde yüksek enflasyon ve durgunluk nedeniyle ekonomik durumunun bugünle kıyaslandığında daha kötü olacağına inanıyor. Bu durum en fazla düşük gelirli işlerde çalışanları etkiliyor. Dolayısıyla geniş emekçi kesimleri arasında hükümete karşı güven kaybı daha da hızlanarak sürecek görünüyor. Nitekim aylık geliri 1500 euronun altında olan her iki kişiden birisi 2023’de durumunun çok daha körüleşeceğine inanıyor.

Geride bıraktığımız dönemde Almanya’da başta enerji ve silah olmak üzere bir çok alanda tekeller ise karlarına karlar kattılar. Uluslararsı alanda artan çatışma ortamı, ekonomik durgunluk eğilimi ve ülkeler arasında kızışan rekabet nedeniyle hükümetin büyük sermaye çevrelerine daha fazla destek sunma politikasına ağırlık verdiği gözlenirken, bundan dolayı emekçiler lehine ciddi düzenlemeler yapması beklenmiyor. Sadece bazı kırıntılar ya da tek seferlik yardımlarla krizin etkisini hafifletme yoluna başvurmaya ve beklenti yaratmaya devam edecek. Enerji krizi, Ukrayna savaşı vb. gibi “elde olmayan nedenler yüzünden yaşanan sorunlar” nedeniyle halktan fedakarlık yapmaya razı olması istenecek.

Bütün bu tablo içinde, ciddi bir toplumsal hareketin kendisini bu güne kadar sokakta ciddi bir şekilde göstermemesi ise en büyük sorun. Bunda sendikaların, son bir yıl içinde hükümetle “Uyumlu Eylem Planı” çerçevesinde uyumlu hareket etmesinin rolü ise büyük. (YH)