Müzik halkçı köklerinden kopmamalı

ALİ ÇARMAN

Göç ve göçmenlik olgusu Almanya tarihinin ayrılmaz bir parçası. Yarım asrı aşkın bir zamandır yaşam kavgası verdiğimiz bu ülkede yaratılan bütün değerlerde biz göçmenlerin de azımsanmayacak katkı ve çabaları var. Zira, doğup büyüdükleri topraklardan genç yaşlarda kopup gelenler sadece umutlarıyla değil saz ve sözleriyle birlikte geldiler.

İşte bunlardan birisi, dengbej bir aile geleneğinden gelip büyük bir titizlik içinde çalışmalarını aralıksız sürdüren Dersimli Ali Baran’dır. Biz de, geçtiğimiz günlerde Ali Baran’nın evine konuk olduk. Evin eşiğinden adım atar atmaz otantik ve oryantalizm kokan Mezopotamya havasını teneffüs etmeye başlıyorsunuz.

Almanya’ya geliş serüveni ve sonrasında yaşanılanlar, Dersim tarihi, gelenekleri, 12 Eylül darbesi, güncel konular üzerine uzun uzadıya söyleştik. Halk deryasında demlenmiş imge yüklü sözler havada uçuştu durdu. Kâh hüzünlendik, kâh kırıla kırıla güldük.

DERSİMLİLERİN DENGBEJİ MAHMUT BARAN

Kürt halkının tarihinde dengbejlik geleneğinin çok özel bir yeri var. Dengbejler bir yanıyla halkın sesi-sözü olur diğer yanıyla kültürel zenginliklerin yok olmasına karşı direnirler. Çok az sayıda insan babasının adıyla yapışık vaziyette anılır. Ali Baran, sözü edilen şanslı insanlardan biridir. Baba oğul ilişkisinden öte; arkadaş, yol arkadaşı, erenler sohbetdaşları olmuşlar.

Dersim, Erzincan, Bingöl ve Elazığ şehirlerinde çocuklarına ekmek parası peşinde koşan Mahmut Baran, aynı zamanda birçok zorluğa katlanarak ısrarla baba mesleği olan dengbejliğe de devam eder.

Bu arada: Kürtçe-Zazaca-Türkçe okuduğu şarkıları Ankara radyosunda yayınlanır. Kulaktan kulağa yankılanır. Bunun üzerine büyük bir heyecanla Ankara radyosuna 1964 gider ama diksiyon bozuk Türkçe zayıf denilerek alınmaz.

Hayatın zorlukları, ülkenin içinde bulunduğu durum ve Dersimli olmanın binbir türden dışlanmışlığı Mahmut Baran’ı 1965’te Almanya’ya işçi olarak gelmesine neden olur. Almanya’da bir anda işçi olan Mahmut Baran, arkasında bıraktığı ailesini ihmal etmez onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenli olarak Mark gönderir.

Ali Baran’ın bu tarihlere ilişkin bir anısı babasını daha iyi anlatır bize: “Babam, Dersim katliamını bütün yanlarıyla biliyordu. Bunun için gözleri hep yaşlı idi. Bir keresinde sabah erkenden abimin evine gelir. ‘Oğul oğul bu sabah üç tane genci (Hüseyin- Yusuf-Deniz) astılar, senin haberin yok” diye hayıflanır. Abim ve hanımı şaşkınlık içinde kalır”

Mahmut Baran 1975’te izin dönemi geldiği Elazığ’da havaların sıcak olması ve biraz da arkadaşlarıyla hasret gidermek için Keban barajına gider: “Nerden bileceksin! Bu babamı son gördüğümüz olur.”

DENİZLERİN YOLUNU SEÇMEK

Ali Baran 1955’te Dersim/Hozat’ta dünyaya geldi. Dost sohbetlerinin, müzik tınılarının eksilmediği baba evinde çocuk yaşta davul çalarak müzisyenlerin dünyasına adım attı, ilk okulda öğretmen saz çalar o şarkılar okur. 12 yaşında saz-tembur çalmaya başlar.

Elazığ’da liseye giderken politik nedenlerle okuldan uzaklaştırılır. Bunun üzerine 1973’te babasının yanına Almanya’ya gider. 18 yaşında bir genç olarak Heidelberger Druckmaschinen fabrikasında çalışmaya başlar. Bir yıl çalıştıktan sonra işine son verilir. Baran, bunun üzerine Türkiye’ye döner.

Yeniden okul hayatına devam etmek için 1975’te Hozat lisesine kaydolur. Aynı yıllarda Almanya’da yaşayan 3 kardeşi var ama babasının ölümünden sonra, “babam orda yok” diyerek Almanya’ya gitmez.

“Dersim gibi ülkenin en politik şehirlerinden birinde doğmak, politik öykülere çocuk denecek yaşlarda kulak vermek insanı ister istemez bir yol seçmeye itiyor. Ben de o yıllarda idam edilen Deniz Gezmiş’in idam sehpasında haykırdığı ‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi’ sözlerini ilham alarak, onun yolunda yürümeyi, THKO’yu seçtim. O dönem ‘Heval’ adlı gizli dağıtılan bir dergi vardı onu topluca okurduk evlerde.”

Ali Baran, 1976’larda sazıyla-sesiyle tanınan bir gençtir. Birçok kez kısa sürelerle gözaltına alınıp bırakılır. “1977 Aralık ayında Diyarbakır Zafer sinemasında sahneye çıktım. Kürtçe beş parça okudum salon adeta yıkılacaktı. Polisler meğer kapıda beklerlermiş. Ben ise rahattım. Çünkü arkadaşlar seni arka kapıda çıkaracağız dediler. Beni ve Mehmet Erdoğmuş’u salonun arka kapısına getirdiler. Polis bu kapıyı da tutmuş. Tekrar sahneye geldik ve pencereden dışarıya atlamak istedim ama Erdoğmuş var. Yoldaşım Erdoğmuş‘u hiç bırakır mıyım!

Memleketin içinde bulunduğu durum buydu, benim sanatçı olarak çalışmalarımı nerdeyse ortadan kaldırıyordu. 1978’de abim izne gelmişti fırsatı buldum eski pasaportum işe yaradı birlikte arabayla sınıra gelip, yeniden ver elini Almanya dedim” diyor Ali Baran.

YERELDEN EVRENSELLİĞE

Karlsruhe Üniversitesi’nde kimya bölümünde okumaya başlar. Aynı zamanda da politik faaliyetler, her hafta düzenlenen konserler, yürüyüş ve mitinglerle geçen bir dönem başlar: “Önemli bir potansiyelimiz vardı. Ve bir grup arkadaşla Karlsruhe DİDF derneğini kurmaya muvaffak olduk.”

12 Eylül faşist darbesinin ayak izleri Almanya’ya dahi ulaşır. Baran, Melike Demirağ, Şener Yurdatapan, Cem Karaca ve birçok sendikacı ve aydın kişi vatandaşlıktan çıkarılır.

“Yaşadığım şehir başta olmak üzere birçok şehirde çıktığım konserlerde, radyo programlarında, yabancılar haftasında özellikle Almanların katıldıkları etkinliklerde ülkemizde olup bitenleri, Kürt halkının istemlerini ve bizlerin yaşadıklarını müzikle anlatıyorum. Öyle zamanlar oluyor ki anlattıklarıma kimse inanmıyor! Ya da inanmak istemiyor. Sanat böyle bir şey” diyor Ali Baran.

“DİDF’in 1980’de kurduğu ‘Hürriyet Tutkusu’ korosunda güzel çalışmalar yaptık” sözleri eşliğinde evin içinde elimizde çay bardağı gezinirken DİDF’in 1981 yılına ait bir afişi gözümüze çarpıyor.

“Biliyor musunuz, benim ilk kaset çalışmam ‘Lo ware’ Nedim Hazar aranjörlüğünde DİDF (Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu) tarafından çıkarıldı. Ve bundan gurur duyuyorum.

Pandemi ile birlikte müzisyenler için hayat kat be kat zorlaştı. Müzik de birçok şey gibi toplumsal hareketle birlikte ileri veya geriye gitmekte. Kürt müziğinde sevindirici olan, köklerine bağlı olarak kendini aşma çabamı devam ettirmem.

Tabii ki, piyasada dizginleri elinde tutanların kibrinden geçilmiyor. Halkın taleplerini karşılamayı küçümseme, egemen olana biat etme eğilimi az değil. Müziğin yaratıcısı halk ve doğadır. Onun içinde müzik köklerinde kopmamalı. Her şeye rağmen Kürt müziği dört parçada gelişmeye devam etmekte” diye ekliyor Ali Baran.

Bugüne değin: Helepçe u Zindan, Çene Çene, Destema, Ey Dersime, Mire Kevokan, Livekonzert, Evina me, Teberik, Bıjareyen Baran kasetlerini çıkaran Ali Baran kendini tamamen Kürt müziğine-kültürüne vermiş bir ozan olarak çalışmalarını yeni planları eşliğinde devam ettiriyor.