2022”den 2023”e Almanya’da kadınlar

SEMRA ÇELİK

Almanya’da kadınlar 2022’i Şubat sonunda başlayan Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, buna bağlı olarak hükümetin militarizme milyarlar ayırıp sosyal alandan kesintiler yapması, astronomik fiyat artışlarına bağlı yoğunlaşabilecek sokak hareketlerini durdurmak için yoksullara dağıtılan sadakalar, toplumun en altındakileri olarak göçmen, işçi, işsiz, emekli kadınların yoksullaşması ve az da olsa sokak hareketleriyle geçirdi..

2022’ye ise sözleşmesinde kadınlara yenilikler vaadeden SPD/Yeşiller ve FDP (Trafik Lambası) hükümetiyle girildi. Kürtajla ilgili ‚reklam‘ yasağını içeren 219a paragrafının kaldırılacağı, göçmen kadınlar için eşten bağımsız oturma izni ve aile birleşiminin kolaylaştırılacağı, özellikle kadınların çalıştığı mini işlerde kazanılan aylığın 520 euroya çıkarılacağı, Hartz 4 adı verilen yoksulluk parasının adının Bürgergeld olarak değiştirileceği, kadına yönelik şiddetle daha etkili mücadele edileceği, kadın sığınma evlerine daha fazla para ayrılacağı sözleri verildi. Kürtaja ilgili 219a iptal edildi ama kürtajı suç olarak gösteren 218 sayılı paragrafa dokunulmadı.

Ayrıca kadını evde kalıp bakım işlerini üstlenmeye özendiren evliliğe bağlı vergi indiriminde (Ehegattensplitting) herhangi bir değişiklik yapılmadı, kadın mesleği olarak damgalanan bakım, temizlik, eğitim, sağlık alanındaki işlerinin değerinin (kazanılan ücretin) artırılması sadece genelde geçerli olacak asgari ücretin 12 euroya çıkarılmasıyla sınırlı kaldı. Hartz4 ise isim değişikliğiyle bırakıldı, kısaca içteki berbat durumu göstermeyecek ağır bir makyaj yapıldı. Çalışılan işin ilk saatten itibaren sigortalı olması koalisyonun gündemine bile girmedi. Bu yıl süekli vurgulanan ve kadınlar için yapılmayanları telafi edeceği, kısacası kadınları aldatacağı umuduyla tekrarlanan Dışişleri Bakanı’nın Yeşiller patisinden bir kadın olması nedeniyle “feminist” bir dış politika uygulanacağıydı. Bu iddia savaşa verilen destek, askeri bütçenin attırılması, Çin ve Rusya’ya düşmanlık, Mali’ye asker gönderilmesinin devamı vb. politikalarla, savaşın en mağdurunun kadınlar olduğu gerçeğini değiştirmedi.

8 MART’TA GREV VARDI

Almanya’da son yılların en anlamlı ve en geniş katılımlı 8 Mart kutlamaları bu yıl yapıldı. Çok sayıda kentte öğleden önce sendikaların çağrısıyla uyarı grevine çıkan eğitmenler taleplerini sokak eylemleriyle de dile getirdiler. Öğleden sonra yapılan eylemler ise değişik kadın grupları, kadın grevi veya kadın eylem birliği inisiyatifleri tarafından düzenlendi.

ENFLASYON KADINLARI DAHA SERT VURDU

Federal İstatistik Dairesi, harcanabilir gelirin yüzde 40 veya daha fazlasının konut maliyetlerine harcandığını belirtiyor. Tek kişilik haneler ve kiralık evlerde yaşayan çocuklu bekar ebeveynler için bu kural, ortalama olarak, her iki grupta da konut maliyetlerinin yükü yüzde 30’dan fazla. Kadınlar her ikisinde de orantısız bir şekilde temsil ediliyor ve 2019 mikro nüfus sayımına göre, anneler bekar ebeveynlerin yaklaşık yüzde 88’ini oluşturuyor. Enerji (Ağustos yüzde 25,6) ve gıda (Temmuz yüzde 14, Federal İstatistik Dairesi’ne göre geçen yılın aynı ayına göre) fiyat artışları özellikle bu haneler için geçerli. Neredeyse her dört bekar ebeveynden birinin yoksulluk riski altında olduğu biliniyor, bu grubun üçte birinden fazlası genellikle maaşlarına ek olarak Hartz IV ödeneği alıyor. Burada cinsiyete dayalı ücret farkı, yani kadınların yapısal ve sistematik olarak erkeklerden daha az – aynı pozisyonda olsalar bile – kazandığı cinsiyete özgü maaş farkı dikkate alınmıyor.

KADINLARDAN YOKSULLUKLA MÜCADELE İNİSİYATİFİ

Almanya’da twitterde başlatılan bir inisiyatif kadın yoksulluğu konusunu bir kez daha gündeme taşıdı. “#YoksullukÇekiyorum” adlı inisiyatif çerçevesinde yoksullar içinde bulundukları durumu anlatıp „IchBinArmutsbetroffen/YoksullukÇekiyorum” mesajları yayınlamaya başladılar. İnisiyatif twitterde çocuklarını tek başına yetiştiren ‘bekar’ bir anne tarafından başlatıldı. Anni W., Aşağı Ren yakınlarında yaşayan 39 yaşında iki çocuk annesi bir kadın. Almanya’da Hartz 4 olarak bilinen sosyal yardımla yaşıyor ve amacının yoksulları görünür hale getirmek, sadece istatistiklerde veya sosyal dairelerdeki sayılar olmaktan çıkarmak olduğunu söylüyor. Mayıs ayı ortasında @Finkulasa twitter profiliyle #IchBinArmutsbetroffen/YoksullukÇekiyorum etiketiyle kendi gibi olanları durumlarını açıklamaya ve hashtaga katkı sunmaya çağırdı. 7 Mart 2022 bu yılın Equal Pay Day/Eşit Ücret Günü’ydü. Almanya’da kadınlar hala ortalama olarak erkeklerden yaklaşık beşte bir daha az kazanıyor. Pandemi nedeniyle işgücü piyasasındaki çalkantılar bu farkı cüzi azaltsa da esasında değişen bir şey olmadı.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ELEŞTİRİSİ

Avrupa Konseyi bünyesinde sözleşmeye taraf ülkelerin İstanbul Sözleşmesi’ne uyup uymadığını gözlemek amacıyla oluşturulan ve bağımsız uzmanlardan oluşan Kadınlara Yönelik ve Ev İçi Şiddete Karşı Eylem Uzmanlar Grubu GREVIO’nun Strasburg’da açıklanan ilk ülkeler raporunda, Almanya’nın, İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğünün aksine, ulusal çapta bir eylem planına sahip olmaması eleştirildi. Raporda, Almanya’nın farklı eyaletleri arasında, hatta eyaletlerin kendi içindeki koruma ve yardım olanaklarının birbirlerinden çok farklı olduğuna değinildi. Bazı taşra bölgelerde hiç yardım imkanı olmadığına vurgu yapılırken, kentlerdeki yardım merkezlerinin ise aşırı yoğun çalışmak zorunda kaldığı eleştirisinde bulunuldu. Göç kökenli kadınlara ilişkin maddelere Almanya’nın koyduğu şerh de eleştiri kapsamındaydı.

İRANLI KADINLARLA DAYANIŞMA

İran’da ahlak polisi tarafından, saçının bir kısmı göründüğü için dövülerek öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Amini için başlayan dayanışma eylemleri güçlenerek yaygınlaştı. Aylardır süren eylemlere çok sayıda kadın katıldı, 25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele gününde başta İran olmak üzere devlet şiddetiyle karşı karşıya kalan dünya kadınları için savaşsız, şiddetsiz bir hayat için eylemler yapıldı.

2023 DİRENÇ YILI OLABİLİR

Toplumun diğer kesimleri gibi kadınlar da artan enflasyon, fiyat artışları, savaş, etkisi azalsa da bitmek bilmeyen pandemi koşullarında 2023’e giriyor. Onları da zor bir yıl bekliyor. Ancak yoksullaşma, çok boyutlu krizin yükünü taşımaya mahkum edilmeye karşı kadınlar arasında da öfke yükseliyor. Öfkenin mücadeleye evrilmesi umuduyla…