Film: İnischer’in ölüm perileri

Foto: Bild von Mohamed Hassan auf Pixabay

Türkçeye İnischer’in Ölüm Perileri olarak çevrilebilecek olan The Banshers of İnischerin filmi Almanya sinemalarında gösterime girdi. 1923’te geçen konusuyla filmde, İrlanda İç Savaşı sırasında iki arkadaştan birinin arkadaşlıklarını aniden bitirmek istemesi, ikisi için de endişe verici sonuçlar doğuran bir çatışma ortamı yaratır. Yaşlı olanı Colm genci Padraic’e “Artık seni sevmiyorum. Kemanımı huzur içinde çalmak istiyorum” der. Fedakâr ve bekar kız kardeşi Siobhan ile küçük bir evi paylaşan Padraic, ineklerinden sağdığı sütü satarak geçinmektedir.

Padriac’ın barışmaya ikna edemediği Colm’un dışında tek arkadaşı, kendisinden nefret eden polis memuru Peader’in oğlu Dominic’tir. Colm’un eski can dostu Padraic’e durup dururken “Artık senden hoşlanmıyorum” demesiyle, basit görünen bu durum ikilinin yaşadığı kasabayı en derinliklerine kadar sarsar. Zira Colm israrcı eski arkadaşına “Bana her konuştuğunda bahçe makasımla bir parmağımı kesip sana atacağım” diyerek kararlılığını göstermiştir. Kasaba halkı sözünün eri Colm için endişelenmektedir. Colm saplantı haline getirdiği radikal kararının arkasında durmakta gösterdiği direnciyle tutarlı bir tavır sergilediğini düşünür. Ancak iki tarafın da inatçılığı trajik bir hal alınca kasabadaki dengeler bozulur. Issız ve sakin ada halkı 1920’lerde alevlenen İrlanda İç Savaşındaki top atışlarını uzaktan kayıtsız izler. Yapımcı Martin Donagh senaryosunda İnisherin adası sakinlerine sevecen bir göz ile bakıyor. Ancak özgün bir kara mizah örneği olan filmine derinlikli ve sarsıcı bir ton kazandırmada son derece başarılı oluyor. Senaryosu müthiş karakter tahlilleri barındırıyor. Çoğu mutsuz olan ada sakinlerinden, müzisyenlik hobisiyle boş vaktini değerlendiren Colm, görmüş geçirmiş, yalnız yaşayan olgun bir insandır. Az tahsilli, basit bir insan olan eski arkadaşı Padraic, ona bakmak için evlenmemiş kız kardeşi Siobhan, otoriter polis memuru Peader, her fırsatta dövdüğü aylak oğlu Dominic, hep yalnızlık acısı çeken yaralı karakterler. Kitap kurdu, entelektüel birikimli, şehirde bir iş bulup İnisherin’den kurtulma hayalleri kuran Siobhan, filmde sağduyunun temsilcisi olarak ortaya çıkıyor. (YH)