Written by 07:00 KÜLTÜR

Yapay zeka çağında küresel eşitsizlik ve yeni sömürgecilik: Kapitalizmin dijital angaryasına doğru mu?

Birol KESKİN*
birol.keskin@outlook.de

İnsanlık tarihi boyunca buhar makinesi, elektrik ve bilgisayar gibi teknolojiler toplumsal yapıları kökünden değiştirdi. Şimdi ise yapay zeka, benzer bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Ancak bu dönüşüm, tarafsız bir alanda gerçekleşmiyor; aksine, küresel kapitalizmin eşitsizlikleri derinleştiren dinamikleriyle şekilleniyor. Bugün dünyanın önde gelen ülkeleri, yapay zekaya dev bütçeler ayırıyor. Yeni savaş yöntemleri geliştiriyor. İnsansız üretim ve satış sistemlerine yatırım yapıyor. Peki bu gelişmeler, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve bireyler için ne anlama gelecek?

Bu makale, yapay zeka teknolojilerinin kapitalist mantıkla birleştiğinde, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu daha da derinleştireceğini savunuyor. Yeni savaş biçimleri, insansız üretim ve dijital platform ekonomisi, fakir ülkeleri sistemik bir bağımlılığa sürükleyebilir. Ancak bu bağımlılık yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda fiziksel ve bilişsel bir boyut da taşıyor. Nitekim yapay zeka, yalnızca bedenleri değil, zihinleri de kuşatma potansiyeli taşıyor. Algoritmalar tarafından yönlendirilen bir dünyada insanların eleştirel düşünme yetilerini yitirmesi, adeta beynin esir alınması, en az ekonomik sömürü kadar kaygı verici bir senaryo…

Makale, bu tezi üç ana eksende inceleyecek: İlk olarak, yapay zekanın üretim araçlarını nasıl dönüştürdüğünü ve verinin yeni bir sömürgecilik aracına dönüştüğünü tartışacağız. İkinci olarak, otonom silah sistemleri ve enformasyon savaşları bağlamında yapay zekanın jeopolitik etkilerini ele alacağız. Üçüncü olarak, platform ekonomisi ve dijital angarya kavramları etrafında, bireylerin hem ekonomik hem de zihinsel özerkliğini kaybetme riskini irdeleyeceğiz. Son olarak, bu distopik tabloya karşı geliştirilebilecek alternatif stratejileri ve direniş olanaklarını değerlendireceğiz…

1. Yapay zeka ve kapitalizmin yeni evresi: Üretim araçlarının dönüşümü, veri sömürgeciliği ve zihinsel kuşatma…

1.1. Üretim Araçlarının Dönüşümü: Fabrikadan Algoritmaya…
Sanayi Devrimi’nde üretim aracı, fiziksel makine ve fabrikaydı. Bu araçlara sahip olan sınıf (burjuvazi), olmayan sınıfı (proletarya) çalışmaya mecbur bırakıyor, artık değere el koyuyordu. Bugün ise benzer bir dönüşüm yaşanıyor. Yapay zeka çağında üretim araçları artık algoritmalar, yazılımlar, işlem gücü ve devasa veri setleridir. Bu yeni üretim araçlarına sahip olanlar (büyük teknoloji şirketleri ve gelişmiş ülkeler), olmayanları (bireyler, küçük işletmeler, gelişmekte olan ülkeler) kendi platformlarına, ekosistemlerine ve mantıklarına bağımlı hale getiriyor…

Bu yeni üretim araçlarına sahip olmayan bir ülke veya birey, günümüz dünyasında ekonomik olduğu kadar kültürel ve bilişsel bir bağımlılığa da mahkûm olabilir. Örneğin, kendi dilinde geliştirilmemiş bir yapay zeka asistanını kullanmak zorunda kalan bir toplum, zamanla o dilin dünya görüşünü, kategorilerini ve değerlerini içselleştirme riski taşır…

1.2. Verinin Sömürgeleştirilmesi: Dijital Sömürgecilik…
Nasıl ki 19. yüzyılda Avrupalı güçler Afrika’dan ham madde (pamuk, altın, fildişi) alıp işlenmiş ürün olarak geri satıyorsa, bugün de gelişmiş ülkelerin teknoloji şirketleri, gelişmekte olan ülkelerin verilerini ham madde olarak topluyor, işliyor ve katma değerli ürünler (yapay zeka hizmetleri, kişiselleştirilmiş reklamlar, tahmine dayalı analizler) olarak geri satıyor…
Bir Afrika köylüsünün cep telefonu kullanım verileri, Avrupa’daki bir teknoloji şirketi tarafından işlenerek tarım sigortası primi hesaplamak için kullanılıyor. Köylü bu hizmete para ödüyor, ama verisinin işlenmesinden hiçbir pay almıyor. Üstelik bu veri, onun ve toplumunun geleceğini belirleyecek kararların alınmasında kullanılıyor. Bu, klasik sömürgeciliğin güncellenmiş, dijital bir versiyonudur…

1.3. Gözetim Kapitalizmi ve Davranış Mühendisliği
Shoshana Zuboff’un “Gözetim Kapitalizmi” kavramı, sizin “beynin esir alınması” endişenizle doğrudan örtüşüyor. Zuboff’a göre, Google, Facebook gibi şirketler sadece verimizi toplamıyor; aynı zamanda davranışlarımızı tahmin edip yönlendirerek onları bir meta haline getiriyor. Yani artık sadece ne satın alacağımız değil, ne düşüneceğimiz, ne hissedeceğimiz, kime oy vereceğimiz bile algoritmalar tarafından şekillendiriliyor…
Bu durum, Frankfurt Okulu teorisyenlerinin (Adorno, Horkheimer) “kültür endüstrisi” eleştirisini akla getiriyor. Onlar, kitle iletişim araçlarının insanları pasif tüketicilere dönüştürdüğünü, eleştirel düşünceyi körelttiğini söylüyordu. Bugün ise yapay zeka, bu süreci çok daha kişiselleştirilmiş ve derin bir şekilde yapıyor. Her birimize özel bir gerçeklik balonu yaratılıyor ve biz o balonun içinde, bize sunulan “gerçeklerle” yetiniyoruz. Farklı fikirlere, sorgulamaya, eleştiriye yer yok…
Düşünmeyen, sorgulamayan, sadece tüketen bir insanlık, aslında köleliğin en ileri aşaması değil midir?

1.4. Artık Değerin Yeni Kaynağı: Kullanıcı Emeği
Marx’ın “artı – değer” kavramını güncellemek gerekirse: Artı-değer, sadece fabrikada çalışan işçinin sömürülmesiyle yaratılmıyor. Bugün her birimiz, sosyal medyada gezinirken, bir videoyu beğenirken, bir ürün hakkında yorum yaparken, aslında ücretsiz olarak çalışıyoruz. Veri üretiyoruz ve bu veri, şirketler için ham maddeye dönüşüyor. Bu, “dijital emek” olarak adlandırılıyor ve ekonomik sömürünün görünmez yüzünü oluşturuyor. İnsanlar, eğlenirken, sosyalleşirken bile bir üretim bandının parçası haline geliyor ve bu üretimden hiçbir pay almıyor…

2. Yeni Savaşlar, Eski Hegemonya: Yapay Zekanın Jeopolitiği…
Yapay zeka, savaşın doğasını da kökünden değiştiriyor. Artık savaşlar sadece fiziksel cephelerde değil, siber uzayda, enformasyon alanında ve otonom silah sistemleriyle yapılıyor.

2.1. Otonom Silah Sistemleri ve Savaşın Etik Dışılaşması…
İnsansız hava araçları (drone’lar), otonom kara araçları ve siber silahlar, savaşları “temiz” ve “risksiz” hale getiriyor gibi görünse de aslında ölümü mekanikleştiriyor. Bir makinenin, bir insanın yaşamına son verme kararı alması, etik ve hukuki açıdan eşi benzeri görülmemiş sorunlar doğuruyor. Savaşın eşiği düşüyor; insan kaybı riski azaldıkça, devletlerin askeri güç kullanma eğilimi artıyor. Bu da dünyayı daha kırılgan ve istikrarsız bir hale getiriyor…

2.2. Enformasyon Savaşları ve Toplum Mühendisliği…
Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları, deepfake teknolojisi ve sosyal medya manipülasyonu, toplumları içeriden çökertmeyi hedefliyor. Artık bir ülkeyi işgal etmek için tanklara gerek yok; doğru algoritmalarla seçimleri manipüle etmek, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek ve kaos yaratmak mümkün. Bu yeni savaş biçimlerine karşı en savunmasız olanlar ise fakir ülkeler. Siber saldırılara karşı altyapıları yok, enformasyon manipülasyonuna karşı dirençleri zayıf. Bu ülkeler, gelişmiş ülkelerin “teknoloji vekalet savaşlarına” sahne olabilir. Fiziksel işgal olmasa bile, dijital işgal yoluyla egemenlikleri aşınabilir…

3. Ekonomik Bağımlılık ve Dijital Angarya…

3.1. Ucuz İş Gücünün Sonu: Fakir Ülkelerin Kozlarının Kırılması…
Gelişmiş ülkelerde üretimin tamamen otonom hale gelmesi (insansız fabrikalar, yapay zeka destekli lojistik), gelişmekte olan ülkelerin en büyük rekabet avantajını ortadan kaldıracak: ucuz iş gücü. Tekstilden elektroniğe kadar birçok sektörde milyonlarca insan işsiz kalabilir. Bu, küresel tedarik zincirlerinden kopma, gelir kaybı ve derin bir yoksullaşma anlamına gelir…

3.2. Yeni Uluslararası İş Bölümü: Hammadde ve Pazar Olmaya Mahkûmiyet…
Fakir ülkeler, katma değeri yüksek üretimden dışlanarak iki role sıkışma tehlikesiyle karşı karşıya:
Hammadde Tedarikçisi: Yapay zeka altyapısı için gerekli nadir toprak elementleri gibi stratejik kaynakları sağlamak, ancak bu kaynakların işlenmesinden ve yüksek teknoloji ürününe dönüştürülmesinden pay alamamak…

Tüketim Pazarı: Gelişmiş ülkelerde üretilen yapay zeka ürünlerinin (yazılım, donanım, hizmet) pasif alıcıları olmak, kendi teknolojik eko sistemlerini kuramamak…
Bu, az gelişmişliğin yeni bir evresini, yani teknolojik bağımlılık evresini yaratır…

3.3. Platform Ekonomisi ve Dijital Angarya…
Sizin “köleleştirme” olarak adlandırdığınız süreç, en somut halini platform ekonomisinde buluyor. Uber, Amazon Mechanical Turk, Getir, Upwork gibi platformlarda çalışan milyonlarca insan:
Algoritmalar tarafından yönetiliyor: Ne zaman çalışacağı, ne kadar kazanacağı, hangi hızda çalışması gerektiği, hatta ne zaman işten çıkarılacağı bir algoritma tarafından belirleniyor. İnsan bir yönetici yok; itiraz edecek, müzakere edecek bir muhatap da yok…
Üretim aracına sahip değil: Çalışan, platforma (uygulamaya, yazılıma) bağımlı. Platformun kurallarını kabul etmek zorunda; aksi takdirde sistemin dışında kalıyor…
Güvencesiz: Sigortasız, sendikasız, örgütsüz. Algoritmanın bir anlık kararıyla işsiz kalabilir…
Bu, feodal toplumdaki serf ile kapitalist toplumdaki işçi arasında bir yerde konumlanan yeni bir emek rejimidir: dijital angarya. İnsanlar, hayatta kalabilmek için bu platformlara mahkûm oluyor; ürettikleri değerin çok küçük bir kısmını alırken, büyük kısmı platform sahiplerine ve algoritmayı kontrol edenlere gidiyor…

3.4. Beynin Esir Alınması: Zihinsel Sömürgeleştirme
Yapay zeka, yalnızca bedenleri değil, zihinleri de kuşatıyor. Sosyal medya algoritmaları, kişiselleştirilmiş reklamlar, arama motoru sonuçları, haber akışları…
Hepsi bize “gerçeklik” olarak sunduğumuz bir balonun içinde yaşatıyor. Farklı fikirlere, eleştirel düşünceye, sorgulamaya yer yok. İnsanlar, kendileri için önceden hazırlanmış içerikleri tüketerek pasif alıcılara dönüşüyor…
Düşünmeyen insan, yönetilmesi en kolay insandır. Algoritmalar tarafından yönlendirilen, arzuları, korkuları, öfkeleri manipüle edilen bir insanlık,

aslında özgür iradesini kaybetmiş, zihnen köleleşmiş bir insanlıktır. Bu, sizin endişenizin belki de en derin boyutudur: Yapay zeka, insanın en temel özelliğini, düşünme yetisini elinden alabilir…

4. Alternatifler ve Direniş Stratejileri: Kader mi, Mücadele mi?
Bu karanlık tablo karşısında umutsuzluğa kapılmak kolay. Ancak tarih, teknolojik belirlenimciliğe karşı direnişin örnekleriyle dolu. Sanayi Devrimi’nin vahşi kapitalizmine karşı işçi sınıfı nasıl örgütlenip haklarını aldıysa, bugün de benzer mücadele alanları doğuyor. Gelecek, teknolojinin kendi mantığı tarafından değil, onu şekillendiren toplumsal güçler, politik tercihler ve kolektif mücadeleler tarafından belirlenecek…

4.1. Düzenleme ve Yönetişim: Uluslararası Normlar Mümkün mü?
Uluslararası düzeyde yapay zeka kullanımına dair etik kurallar ve yasal çerçeveler oluşturulmalı. Otonom silah sistemleri üzerinde küresel bir yasak anlaşması hayati önem taşıyor…
AB’nin Yapay Zeka Yasası gibi girişimler, diğer ülkeler için örnek teşkil edebilir, ancak bu tür düzenlemelerin küresel ölçekte uygulanabilirliği ve denetimi büyük bir sorun…

4.2. Ekonomik Politika Önerileri: Yeniden Dağıtım ve Sosyal Devlet 2.0…
Evrensel Temel Gelir (ETG): Artan işsizlik karşısında bir güvenlik ağı olarak tartışılıyor. Ancak ETG’nin, sistemi meşrulaştıran bir “afyon” mu, yoksa gerçek bir çözüm mü olacağı tartışmalı…

Robot Vergisi: İnsan işçinin yerini alan otomasyon sistemlerinden alınacak bir vergiyle, işsiz kalanların yeniden eğitimi finanse edilebilir…

Dijital Kamusal Varlıklar: Veri, temel algoritmalar ve dijital altyapı birer kamusal varlık olarak görülmeli ve yönetilmeli. Açık kaynak yapay zeka modelleri teşvik edilmeli…

4.3. Eğitimde Paradigma Değişimi: İnsanı Yeniden Tanımlamak…
Ezberci, tekrara dayalı eğitim sistemlerinin sonu gelmeli. Yapay zekanın yapamayacağı, insana özgü beceriler öne çıkarılmalı:

  • Eleştirel düşünme
  • Yaratıcılık ve inovasyon
  • Duygusal zeka ve empati
  • Etik muhakeme
  • Karmaşık problem çözme

4.4. Teknolojinin Demokratikleşmesi ve Güney-Güney İşbirliği…

Gelişmekte olan ülkeler, kendi yapay zeka eko sistemlerini kurmak için adım atmalı:

  • Açık kaynak yapay zeka modellerini benimseyip yerel ihtiyaçlara göre uyarlamak…
  • Kendi dillerinde ve kültürel bağlamlarında veri setleri oluşturmak…
  • Aralarında işbirliği ağları kurarak (Güney-Güney işbirliği) teknoloji tekeline karşı ortak hareket etmek…

4.5. Toplumsal Hareketler ve Yeni Örgütlenme Biçimleri…

Platform Kooperatifleri: Uber veya Amazon gibi platformların, çalışanların ortak mülkiyetinde olduğu kooperatif modeller kurulabilir…

Algoritma Karşıtı Sendikalar: Algoritmaların adilliğini denetlemek, çalışanların veri haklarını korumak ve algoritmik kararlara itiraz mekanizmaları oluşturmak için mücadele eden sendikalar…

Dijital Haklar Savunuculuğu: Veri gizliliği, ifade özgürlüğü ve algoritmik şeffaflık için çalışan sivil toplum örgütleri…

Sonuç: Düşünmek Özgürlüktür…
Bu makalede, yapay zeka teknolojilerinin kapitalist mantıkla birleştiğinde, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu nasıl derinleştirebileceğini tartıştık. Yeni savaş biçimleri, insansız üretim ve platform ekonomisi aracılığıyla fakir ülkelerin ekonomik bağımlılığa sürüklenebileceğini; bireylerin ise yalnızca bedenen değil, zihnen de kuşatılabileceğini öne sürdük. Algoritmalar tarafından yönlendirilen, düşünme yetisini yitiren bir insanlık, özgürlüğünü de yitirecektir…

Ancak unutulmamalıdır ki bu senaryo kaçınılmaz değildir. Yapay zeka bir araçtır. Bu araç:

  • Ya mevcut eşitsizlikleri derinleştiren bir tahakküm aracına dönüşecek,
  • Ya da insanlığın ortak sorunlarına (iklim krizi, eşitsizlik, hastalıklar) çözüm üreten bir özgürleşme aracına…
  • Hangisi olacağı, büyük ölçüde bizim bugünkü tercihlerimize, sorgulama biçimimize, örgütlenme kapasitemize ve en önemlisi düşünme yetimizi kullanma ısrarımıza bağlı…
  • Düşünmek, özgürlüğün ilk adımıdır. Düşünmeyen bir insanlık, algoritmaların en kolay yöneteceği “insan sürüsü” olmaya mahkumdur.
  • Şimdi, bu satırları okuduktan sonra bir an durun ve kendinize sorun:
  • Gündelik hayatınızda hangi algoritmaların etkisi altında olduğunuzun farkında mısınız?
  • Verinizin, sizin rızanız olmadan bir meta gibi alınıp satılması sizi rahatsız ediyor mu?
  • Yapay zeka tarafından yönlendirilen bir dünyada özgür iradeden söz edilebilir mi?
  • Sizce fakir ülkeler bu yeni düzende nasıl bir yol izlemeli?
  • Birey olarak bu gidişata karşı ne yapabilirsiniz?
  • Daha az tüketmek, verinizi korumak, eleştirel düşünmek, örgütlenmek…Hangisi sizin için mümkün?
  • Siz bu büyük dönüşümün neresindesiniz?

* Sendikacı

Close