Pascal Beucker /Taz
Merz ve AB’nin Trump’ın devlet terörizmine verdiği tepki acınası. Uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırı, uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırıdır.
“Uluslararası hukuk ancak yanlış kişiler tarafından çiğnendiğinde geçerlidir.” Friedrich Merz, Emmanuel Macron, Keir Starmer, Ursula von der Leyen, Kaja Kallas ve Almanya ve Avrupa’daki diğer önde gelen politikacıların ABD’nin Venezuela’ya saldırısıyla ilgili açıklamalarının acı mesajı budur. Trump’ın devlet terörizmine verilen tepkiler bir iflas ilanıdır. Dahası, bu açıklamalar Ukrayna’ya verilen desteği ölümcül bir şekilde itibarsızlaştırıyor.
Almanya ve AB, uluslararası hukukla araçsal bir ilişki sergiliyor: Emperyalist saldırganla müttefiksek ve işgal edilen ülkenin hükümetini sevmiyorsak, diğer ülkelere saldırmak tamamen kabul edilebilir. İşte bu yüzden Trump iyi, Putin ise kötü. Bilindiği üzere Putin, 24 Şubat 2022’de Volodymyr Zelenskiy’ye Trump’ın şimdi Nicolás Maduro’ya yaptığı gibi bir şey yapmak istemişti, ancak bu konuda Trump kadar becerikli değildi.
Şansölye Merz’in ABD müdahalesinin hukuki sınıflandırmasının “karmaşık” olduğunu söylemesi de aynı derecede acınası. Hayır, karmaşık değil. BM Şartı bu konuda son derece açık. Uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırı, uluslararası hukuku ihlal eden bir saldırı olarak kalır. Güney Amerika’da ABD’nin askeri arka bahçe politikalarının yeniden canlanmasını şikayet etmeden kabul eden herkes, Sovyetler Birliği’nden çıkan diğer devletlere yönelik Rusya’nın saldırgan arka bahçe politikalarını eleştirme meşruiyetini kaybeder. Çifte standartlarıyla Merz, madalyonun bir yüzü gibi görünürken, diğer yüzü Sahra Wagenknecht ve Tino Chrupalla tarafından süslenmiştir.
Cumartesi günü düzenlediği basın toplantısında Trump, böyle bir saldırıyı dünyanın herhangi bir yerinde tekrarlayabileceğini ve buna hazır olduğunu açıkladı. Trump’ın yardımcısı James David “JD” Vance’in bir yıl önce Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasını hatırlayan herkes, bunu henüz sağcı otoriter rejimler tarafından yönetilmeyen Avrupa devletlerine bir uyarı olarak da yorumlayabilir.
Bu arada, NATO’nun Yüksek Müttefik Komutanı, yalnızca Trump’ın emirlerini yerine getiren bir ABD generalidir. Mar-a-Lago’daki otokratik hırsızın (Trump) Almanya’da konuşlandırılmış nükleer bombaların kullanımına karar verme yetkisine de sahip olması aynı derecede rahatsız edici. Ayrıca, bu yıl Almanya’ya ABD orta menzilli füzelerinin de konuşlandırılması planlanıyor.
Merz, yılbaşı konuşmasında “önümüzdeki yıllar ve belki de on yıllar için özgürlüğümüzün, güvenliğimizin ve refahımızın temellerini yenilemek”ten coşkuyla bahsetti, şimdi de saldırgan bir despotun uşağı rolünü oynamaya devam etmek yerine buna karşı çıkmalıdır. Almanya ve AB, ABD’nin kıskacından kurtulmalıdır.
Macron ve Starmer gibi Merz de ne yazık ki bu formata sahip değil. Liberal-demokratik Avrupa’nın özgürlük vaadi tehlikeli bir durumda.
Çeviren: Semra Çelik

