Written by 09:00 POLITIKA

Almanya ABD ile göbek bağını kesilebilecek mi?

ABD ile Avrupa arasında Grönland üzerinden başlayan gerilimin ardından Donald Trump, işgale karşı çıkan aralarında Almanya’nın da olduğu 8 Avrupa ülkesine yüzde 10 ek gümrük vergiler getireceğini ilan etti. Grönland’ın alınmasına karşı çıkılmaya devam edilmesi durumunda temmuz ayına yüzde 25 daha vergi getireceğini açıladı. Avrupa’da ABD ve Trump’a karşı tepki ve önlem arayışları büyüyor.

ABD ile Avrupa arasında Grönland üzerinden başlayan gerilimin ardından Donald Trump, işgale karşı çıkan Danimarka, Almanya, Norveç, İsveç, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’ya 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10, 1 Temmuz’dan itibaren de yüzde 25 ek gümrük vergileri uygulayacağı tehdidinde bulundu. Böylece daha önce AB ülkelerine getirilen yüzde 15 ile birlikte toplam gümrük vergisi yüzde 25’e çıkacak. Yüzde 10’luk gümrük vergisi artışının 93 milyar euroya mal olacağından hareket eden AB, nasıl bir karşı hamle yapacağını görüşmek üzere özel bir zirvede bir araya gelecek. Ancak AB ülkelerinin karşı bir vergide anlaşması zor görünüyor. Grönland’a keşif amacıyla asker gönderen 8 ülkeye konulan ek gümrük vergisine listede olmayan ülkelerin itiraz ettiği belirtiliyor.

Trump’ın ek vergileri ilan etmesinden hemen sonra 8 ülke yayınladığı ortak açıklamada, “Gümrük vergisi tehditleri, transatlantik ilişkilerin altını oyup işin çığrından çıkma riskini taşımaktadır. Egemenliğimizi korumaya kararlıyız” denildi.

Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin Trump’ın ek gümrük vergileri de dahil olmak üzere bir çok alanda ABD’ye ne kadar karşı çıkacağı ise belirsiz. Zira farklı alanlarda oluşmuş birçok bağımlılık durumu söz konusu. ABD ve lideri Trump’ın her fırsatta Avrupa’yı rahat bir şekilde tehdit etmesinin nedenlerinin bir yanını da bu durum oluşturuyor.

ALMANYA’NIN ABD BAĞIMLILIĞI

Der Spiegel dergisi ABD’ye bağımlılık konusunda Almanya’ya ayna tutan bir kapak hazırladı: Kapakta akbaba şeklinde temsil ettiği ABD, uçurumda Avrupa’yı temsil eden Başbakan Merz’in bastığı tahtadan ayağını çektiğinde, Merz’in, yani Avrupa’nın sonu felaket görünüyor. Avrupa’nın pek çok açıdan ABD’ye bağımlı olduğu bilinmez bir sır değil.

Hakikaten de Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edilen emperyalist hiyerarşi mimarisiyle pek çok alanda ABD’ye bağımlı hale geldi ya da getirildi. Şu anda ABD teknolojisi olmadığı halde, Avrupa’da normal hayatın sürmesi adeta imkansız. Gerçi bu sadece Avrupa için değil, dünyanın pek çok ülkesi için geçerli.

Örneğin ABD teknoloji tekelleri Google, Meta (Facebook, Instegram, Whatsapp), Apple, Microsoft ya da son birkaç yıldır yoğun bir şekilde kullanmaya başlanan yapay zeka platformları (OpenAI, Gemini) olmadan günlük hayat, üretim sürebilir mi? Sürebilir, ancak bu kadar hızlı ya da kolay olmayacağı aşikar.

ABD’ye bağımlılıkta benzer bir durum silahlanma, ticaret, finans sektörleri için de geçerli. Bir çok Avrupa ülkesi ABD’nin verdiği silahları, savaş uçaklarını kullanıyor. Günlük yaşamda bilerek ya da bilmeyerek, asıl olarak açık ya da gizli çoğunlukla ABD mali sermayesinin ödeme sistemleri kullanılıyor.

ABD dünyayı kendisine bağımlı hale getirirken geriye kalan dünya, çoğunlukla bu bağımlılığı adeta bir konfor alanına çevirerek benimsemiş. Bütün bu sistemlerin kullanılmasının karşılığı olarak ABD, dünyanın dört bir yanından parayı hortumlayıp, devasa karlar sağlarken, ulaşılan devasa güç adeta karşı çıkmayı, ABD’den bağımsızlaşmayı imkansız hale getirmiş durumda.

Grönland adası üzerinden ABD ile karşı karşıya gelen Avrupa, şimdi Avrupa’dan bağımsız kalıp kalmayacağını değişik boyutlarıyla tartışıyor. Ancak bağımlılık düzeyi hayli kapsamlı ve derin. Der Spiegel’in kapak konusunda da, bağımlılığın ulaştığı düzey konusunda ilginç veriler yer alıyor.

– Bitkom’un yaptığı bir araştırmaya göre, Alman şirketlerinin yüzde 96’sı dijital teknolojileri ve hizmetleri ithal ederken, sadece yüzde 25’i bu tür ürünleri ihraç ediyor.

– Avrupa’da borsaya kayıtlı şirketlerin dörtte üçü Microsoft veya Google yazılımlarını kullanıyor.
– Toplam değeri Alman borsasına kayıtlı 40 tekelden yedi kat daha fazla olan ABD dijital tekellerinin ürünleri Alman ekonomisinin üretiminde büyük bir rol oynuyor.

– Federal İçişleri Bakanlığı, 2023’de Oracle ile uzun vadeli milyarlarca dolarlık bir sözleşme imzaladı. Alman Federal Ordusu 2025 yılında Google Cloud ile sözleşme imzaladı. Aynı bağımlılık uzayda da sürüyor. Sadece 2024 yılında ABD, askeri amaçlarla 260’tan fazla uyduyu uzaya gönderirken, Avrupalılar sadece 44 uydu gönderdi. Düşük yörüngede Avrupa’nın varlığı neredeyse yok denecek kadar az.

– Finans hizmetleri, bankalar, borsalar, emeklilik fonları, derecelendirme kuruluşları… Her yerde ABD tekelleri var. ABD’li yatırımcılar 40 Alman Dax şirketinin hisselerinin dörtte birine sahip. Visa ve Mastercard, Avrupa’daki tüm nakitsiz ödemelerin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştiriyor.
Buna bir de bir ABD tekeli olan PayPal’i eklemek gerekiyor.

GERÇEK BİR BAĞIMSIZLIK İÇİN

Veriler, ABD’li tekelci sermayenin Avrupa’yı bir ahtapot gibi sarıp sarmalayarak kendisine bağımlı hale getirdiğini gösteriyor. Dünya çapındaki emperyalist rekabette Avrupalı emperyalistlerin, ABD karşısındaki en büyük handikapı ya da dezavantajı yaratılan bu bağımlılık ilişkisi. Çin’in ABD ile rekabet edebilmesinin arkasında da, ABD’ye bu denli bağımlı olmaması yatıyor. Dahası. ABD üretim bakımından pek çok alanda Çin’e bağımlı hale geldiği için her zaman istediği hamleyi yapamıyor.

Grönland üzerinden başlayan tartışmayla birlikte Avrupa’nın ABD’den bağımsız bir güç olması gerektiği, ‘bu krizin bir fırsat olarak kullanılması gerektiği’ bir çözüm olarak sunuluyor. Özellikle teknolojik gelişme konusunda ABD’nin epey gerisinde kalan Avrupa’nın bu mesafeyi kapatmak için bu alanlara devasa yatırımlar yapması gerekiyor. Tek tek ülkelerin ekonomik olarak ABD ile rekabet etme şansının neredeyse bulunmadığı günümüzde, farklı çıkarlar ve hesaplara sahip Avrupa ülkelerinin ne zamana ve nereye kadar bir arada bulunacağı da belirsiz.

ABD’nin Avrupa’yı da hedef alan agresif dayatma ve sindirme hamleleri karşısında, kendi emperyalist çıkarlarını savunabilmek için Avrupalı devletleri ve Avrupa Birliği’ni zorlu bir süreç bekliyor. Çünkü rekabet ve hegemonya mücadelesinin son tahlilde silah gücüyle belirlendiği bir sertleşmeye evrildiği bu dönem, başta askeri kapasite olmak üzere ekonomi-finans ve teknoloji alanındaki zayıflıklar nedeniyle Avrupalı emperyalistleri bir yandan son birkaç yılda zaten başlattıkları acil ve kapsamlı bir seferberliği daha da hızlandırmaya itecek olsa da gelişmelerin hızlı seyri ve sözünü ettiğimiz bağımlılıklar nedeniyle birçok açmazı ve çelişkiyi de içinde barındırmakta. (YH)


Almanya, ABD’nin Avrupa’daki kışlası

Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana Avrupa’daki ABD askeri varlığının merkezi konumunda. 2026 yılı itibarıyla güncel veriler ve stratejik durum çerçevesinde Almanya’daki ABD askeri gücü hakkında temel bilgiler şu şekilde:

Aktif Görevli Sayısı: Almanya’da yaklaşık 35.000 ile 39.000 arasında aktif görevli ABD askeri bulunmakta. Bu sayı, tatbikatlar ve rotasyonel birliklerle (geçici görevli askerler) zaman zaman 50.000’in üzerine çıkabilmekte. Almanya, Japonya’dan sonra dünyada en fazla Amerikan askerine ev sahipliği yapan ikinci ülke.

Almanya’daki üsler sadece ülkeyi korumak için değil, ABD’nin Afrika ve Orta Doğu’daki operasyonlarını yönetmek için de stratejik birer “lojistik köprü” görevi görür.

Ramstein Hava Üssü: ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’daki ana karargahıdır. Dünya genelindeki insansız hava aracı (İHA) operasyonları ve lojistik nakliyat için hayati bir merkez.

Grafenwöhr ve Hohenfels: Avrupa’daki en büyük Amerikan eğitim sahası. Burada NATO müttefikleriyle büyük çaplı tatbikatlar düzenleniyor.

Stuttgart (Patch Barracks): ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) karargahlarına ev sahipliği yapıyor.

Wiesbaden (Lucius D. Clay Kaserne): ABD Avrupa Ordusu’nun ana karargahı.

Büchel Hava Üssü: NATO’nun “nükleer paylaşım” politikası kapsamında, resmi olarak teyit edilmese de yaklaşık 10-20 adet B61 nükleer bombası burada muhafaza edilmekte. Olası bir savaş durumunda bu bombaların Alman savaş uçakları tarafından taşınması planlanmakta.

Close