Yunus Ülger
Almanya’da her yıl kasım ayında başlayan ve Noel’in son gününe kadar süren alışveriş telaşı sonunda bitti, hayat da olağan akışına döndü. Noel hediyesi geleneği olan Hristiyan ülkelerde de durum farklı değil sanırım. Bir ay boyunca şehirlerin görüntüsünü belirleyen Noel pazarları kaldırıldı, şehir merkezleri ferahladı.
Bu yıl Almanya’da kasım ve aralık ayını kapsayan Noel alışverişlerinin cirosu yaklaşık 126 milyar euroya ulaşmış. Geçen yıla göre yüzde 1,5 oranında bir artışa karşılık geliyor. Buna karşın perakende satış kuruluşları cirodan pek memnun değil. Korona, ardından Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, insanlarda gelecek korkusuna yol açtı. Bu yüzden zaten nakit tasarrufunu seven Almanlar, tüketimi de azaltıyorlar. Öte yandan, diğer Avrupa ülkelerini de hesap edersek, Noel alışverişinin cirosu devasa tutarlara ulaşıyor. Devasa cirolar, gözü doymayan tüccarları doyurmaya pek yetmiyor, kapitalist sistem bu, hep daha çok kazanç istiyor.
Almanya’da her yıl 23 ile 25 milyon arasında Noel ağacı satılıyor
Sektör kuruluşlarının verilerine göre Almanya’da her yıl 23 ile 25 milyon arasında Noel ağacı satılıyor. Müslüman ve diğer dinden olan ülkelerde de bu gelenek olduğu için dünya çapında birkaç yüz milyon Noel ağacı satıldığı tahmin ediliyor. Bunlar Noel için özel olarak yetiştiriliyor olsa da sonuçta her yıl dünya çapında milyonlarca çam ağacı yok ediliyor.
İsa Peygamber’in doğum günü sayılan Noel, kapitalist sistemde tüketimi kamçılayan, dolayısıyla kitlesel bir tüketim kampanyasına dönüşmüş bulunuyor. Aile bireylerinin her birine ve yakın arkadaşlara, dostlara hediye almak zorunda bırakılmış insanlar. O yüzden her yıl Noel yaklaşırken insanları, “Kime ne alsam?” sıkıntısı basıyor. Hediye almayı son günlere bırakanlar, alışveriş merkezlerine ulaşmak için saatlerce tıkanmış trafikte bekliyor.
Alman filozof Erich Fromm: “Satın alıyorum, öyleyse varım”
Frankfurt Okulu olarak adlandırılan toplumbilimi akımının temsilcilerinden felsefeci Erich Fromm, genel olarak kapitalist sistemde insanların tüketim davranışları üzerine de araştırmalar yapmış. Bu süreçte çok tanınan, “Sahip olmak ya da var olmak (haben oder sein)” kitabını yazmıştır. Fromm, Fransız düşünür René Descartes’in, kendi varlığını kanıtlayan ünlü, “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözünden yola çıkarak, “Satın alıyorum, öyleyse varım” sözüyle insanların tüketim davranışlarını özetlemişti.
Fromm, kapitalist sistemde bireyin kendine yabancılaştırıldığını, dolayısıyla edilgen hale getirildiğini, bu sebeple kendini sahip olma ve tüketim üzerinden tanımladığını belirtir. Birey, varoluşuyla ve insanları severek değil, sahip olma ve tüketimle mutlu olacağına inanmıştır. Fromm, tüketim toplumunun doğa ve çevreye zarar vereceğini daha 1970’li yıllarda dile getirmişti. Bu bağlamda Fromm, insanın ve doğanın kurtuluşunu, kapitalist sistemin aşılmasının yanında, bireyin tüketim alışkanlıklarını değiştirmesine de bağlar.
200 euroya dizleri yırtık kot pantolon alanları Fromm görmedi
Tüketimde geldiğimiz noktayı anlamak için, dizleri ve başka birçok yeri yırtık kot pantolon örneği yeterli olur sanırım. Almanya’dan örnek verecek olursak, ben dizleri yırtık 200 euroya kot pantolon satıldığını gördüm. Bu parayı verecek olanların cüzdanları elbette çok kabarıktır. Cüzdanları kabarık olmayanlar için de Çin’de, Bangledeş’te, Vietnam’da saati 50 cente çalıştırılan işçilerin ürettiği, 10-15 euroya satılan dizleri yırtık kot pantolonlar var, epeyce de satılıyor.
Benim çocukluğum köyde geçti, babam Almanya’ya gelinceye kadar çok yoksulduk, köy de yoksuldu. Dizleri ve başka yerleri yırtık pantolon giyilmezdi, utanırdık, annelerimiz hemen yama yapardı. Ne var ki, yırtık kot pantolon, son yılların en moda giysisi haline geldi. Kapitalizm moda aracılığıyla bunu başardı. Kışın ortasında dizleri yırtık kot pantolonla dolaşan kadın ve erkek görüyorum sokakta. Ne var ki, burada topu sadece kapitalizme atmak da pek doğru değil. Kimse bizim kafamıza silah dayayıp zorla yırtık kot pantolon satmıyor. Aynı zamanda psikoanalist olan Fromm, burada insanlara bireysel sorumluluk da yüklüyor.
Tüketim toplumunun bir başka yüzü, çöpe giden gıdalar
Tüketim toplumunun bir başka olumsuz yüzünü, çöpe atılan milyonlarca ton gıdada görüyoruz. Almanya’da her yıl yenebilecek yaklaşık 11 milyon ton gıda çöpe atılıyor. Bunların çoğu evlerden atılıyor, yani bireyler atıyor bu gıdaları.
Dünya çapında ise, her yıl bir milyar ton gıda çöpe gidiyor. Oysa dünyada milyonlarca insan açlık içinde yaşıyor, yaklaşık bir milyar insanın günde gıda için sadece bir doları var.
Elbette açlığın, yoksulluğun sebebi, sadece çöpe atılan gıdalar değil, kapitalist sistem, dolayısıyla neoliberal ekonomi düzeni. Ama bireysel olarak da yapabileceklerimiz az değil.

