Written by 06:00 POLITIKA

Haydut ABD, işbirlikçi Avrupa

ABD özel timleri 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini bir haydut gibi kaçırdı. ABD Başkanı Trump, kaçırma nedenini açıkça ülkenin zengin petrol kaynaklarının ABD’li tekeller tarafından sömürülmesi olduğunu açıktan ilan etti. Pek çok ülke kaçırma eylemine tepki gösterirken, aralarında Almanya’nın olduğu çok sayıda Avrupa ülkesi ABD’nin haydutluğuna destek verdi.

ABD ve Başkanı Donald Trump’ın dünyanın en büyük petrol rezervine sahip Venezuela’da “rejim değişikliği” için yaz aylarından bu yana yoğun bir baskı yapıyordu. Uyuşturucuyla mücadele adı altında Karayiplere yapılan askeri yığına paralel olarak petrol taşıyan gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bir savaş hazırlığının somut işaretleriydi. Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu meşru lider olarak görmeyen ABD ve müttefikleri buna paralel olarak, “rejim değişikliği”nden sonra iktidara getirilmesi amaçlanan ve muhalefetin lideri olarak pazarlanan Maria Corina Machado’ya Nobel Barış Ödülü verdirilerek parlatıldı. Hem Venezuela içinde hem de uluslararası kamuoyunda Machado, Maduro’nun alternatifi olarak öne çıkarıldı. Trump’ı Batı dünyasının “özgürlük şampiyonu” olarak nitelendirilen aşırı sağcı, ırkçı Machado, Maduro’nun kaçırılmasından sonra darbe yoluyla başkanlık koltuğuna oturmanın hesaplarını yapıyor. Ancak, Maduro’nun kaçırılmasını canlı izleyen Trump, daha sonra düzenlediği basın toplantısında Machado’nun ülke içinde desteğinin olmadığını ifade ederek, “Ondan devlet başkanı olmaz” dedi ve geçiş dönemine dikkat çekti.

ÖNCE BOMBALAMA SONRA KAÇIRMA

3 Ocak’ta yerel saatler 02.00’yi gösterirken Venezuela’da bir çok askeri üs ve liman ABD tarafından bombalandı. Ardından Devlet Başkanı Maduro ve eşinin kaldığı binaya helikopterden inen ABD timleri bir haydut gibi kaçırdı. Trump’a ters düşen her ülkenin liderinin başına, benzer bir kaçırılma gelebileceği bir kez daha görüldü.

ABD’nin planlarına uymayan, kendi geleceğine kendisi karar vermek isteyen Venezuela’ya karşı yapılan haydutluk, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından saatler boyunca sessizce izlendi. Hükümet ve devlet başkanları bir açıklama yapmamaya özen gösterdi. Kaçırmadan yaklaşık 11 saat geçtikten sonra Avrupa Birliği Komisyonu Dışişleri Yüksek Komiseri Kaja Kallas, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile telefonlaştığını ve Maduro’nun meşru bir devlet başkanı olmadığını tekrarladığını ifade etti. Ardından da AB olarak “barışçıl bir geçişten yana” olduklarını dile getirerek, “Her koşulda, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkeleri gözetilmelidir. İhtiyatlı davranılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Aylardır alttan alta ABD tarafından sürdürülen “rejim değişikliği” çalışmalarına tam destek veren AB’nin şimdi bunun “barışçıl yollardan” olması gerektiği yönündeki tutumu hiçbir şekilde inandırıcılık içermiyor. Ama aynı açıklamada, ortada “Uluslararası hukuk ve BM şartlarının ihlali” olduğu da kabul ediliyor.

Maduro’nun son haftalarda saldırıyı önlemek için yaptığı barışçıl çağrılara kulak tıkayan, gündeminde asıl olarak “rejim değişikliği” olduğunu ilan eden ABD ve lideri Trump’a AB’nin aslında itiraz etmediği Kallas’ın açıklamasından da anlaşılıyor.

Ardından bir açıklama yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, aynı doğrultuda bir mesaj yayınladı. Merz mesajında, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesinin hukuki değerlendirmesinin karmaşık olduğunu ifade ederek, “ABD’nin müdahalesinin hukuki değerlendirmesi karmaşıktır. Bu konuda zaman ayırıyoruz. Ölçüt, uluslararası hukuk olmaya devam ediyor” ifadesini kullandı. Maduro’nun ülkesini felakete sürüklediğini ve son seçimlerin hileli yapıldığını savunan Merz, “Bu nedenle dünyadaki birçok ülke gibi biz de başkanlığı tanımadık. Maduro, bölgede sorunlu bir rol oynadı. Hedef, seçimlerle meşrulaştırılmış bir hükümete düzenli bir geçiş olmalıdır” dedi. Öte yandan, Almanya Dışişleri Bakanlığı da Alman vatandaşlarını Venezuela’ya seyahat etmemeleri konusunda uyardı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise yayınladığı mesajda, “Venezüella halkı bugün Nicolás Maduro’nun diktatörlüğünden kurtulmuş durumda ve sevinçten başka bir şey hissedemiyor. Yaklaşan geçiş süreci barışçıl, demokratik ve Venezüela halkının iradesine uygun bir şekilde gerçekleşmelidir. 2024’de seçilen Başkan Edmundo González Urrutia’nın bu geçişi hızla sağlayabilmesini diliyoruz” dedi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in açıklaması da aynı yönde oldu: “İspanya, Maduro rejimini tanımamıştır. Aynı şekilde, uluslararası hukuka aykırı olan ve bölgeyi belirsizlik ve savaş tehlikesi dönemine sürükleyen bir müdahaleyi de tanımayacaktır. Tüm aktörleri, sivil halkı göz önünde bulundurmaya, Birleşmiş Milletler Şartı’na saygı göstermeye ve adil ve müzakereye dayalı bir geçiş süreci için çalışmaya çağırıyoruz.”

Ortada açıktan uluslararası hukukun ihlali olduğu halde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırı ve Maduro ile eşini kaçırmasına karşı açık bir tutum yok. Avrupalı emperyalistler de rejim değişikliğinden sonra, Venezuela’nın yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek için sıraya girecekler.

Ancak, başta Venezuela halkı olmak üzere, dünya halklarının tepkisi, başta ABD ve müttefikleri olmak üzere, emperyalistlerin hesaplarının tutmasının kolay olmayacağını gösteriyor. (YH)


Emperyalistlerin gözü neden Venezuela’da?

Venezuela, dünyadaki bilinen petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahip ve bu oranla Suudi Arabistan, Rusya ve ABD’nin önünde ilk sırada yer alıyor. Tahminlere göre Venezuela’daki toplam petrol rezervi 300 milyar varil civarında.

Ülkedeki petrol üretimi 1997 yılında günlük 3,5 milyon varil üretimle en yüksek üretim seviyesine ulaşmıştı. Şu anda ise günlük üretim 900 bin varile düşmüş durumda. Daha önce Venezuela petrolünün en büyük müşterisi ABD iken, şimdi Çin. Ülke ayrıca nadir toprak elementleri açısından da önemli. (YH)


DİDF: Venezuella halkıyla dayanışmayı güçlendirelim!

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) yaptığı açıklamada, ABD’nin Venezuela’ya yönelik başlattığı bombalama ve Devlet Başkanı Maduro ile eşini kaçırmasına tepki göstererek, Venezuela halkı ile dayanışma çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “AB ve Almanya, ABD’nin aylardır saldırıyı gerçekleştirmek için yaptıklarına sessiz kalarak bu saldırıya onay vermiştir. Bunların Ukrayna savaşında Rus işgaline karşı olmaları, ABD’nin Venezuela’yı işgal hazırlıkları karşısında sessiz kalmasının ikiyüzlülük olduğu bir kez daha açığa çıkmıştır.

Tüm işçi ve emekçileri ABD’nin Venezuela halkına yönelik saldırılarını ve Maduro’nun kaçırılmasını en güçlü şekilde protesto etmeye çağırıyoruz. ABD‘nin askeri saldırılarına derhal son vermesini talep ediyoruz.
Almanya’da yapılacak ABD ve işgali protesto eylemlerine katılarak, Venezuela halkıyla dayanışmayı güçlendirelim.”

Close