Sebahat Aslan / Berlin
Almanya’da eyalet kamu çalışanlarını kapsayan toplu iş sözleşmesi anlaşmayla sonuçlandı. Görüşmeler planlanandan daha uzun sürdü, ancak bu sabaj sabah erken saatlerde anlaşmaya varıldı. Hessen dışında 15 eyalette kamu sektöründe çalışan 900 binden fazla emekçi, üç aşamada toplam yüzde 5,8 oranında daha fazla maaş alacak. Hizmet sektörü sendikası ver.di ile Eğitim ve Bilim Sendikası (GEW), zorlu geçen pazarlıkların ardından elde edilen sonucun üyeler tarafından kabul edilmesini tavsiye etti.

Foto: Levent Çokdeğerli / Münih
Sendikalar gerçekten istediklerini alabildi mi?
Müzakerelerin başında sendikaların talepler şu şekilde idi:
• Yüzde 7’ye varan ücret artışı
• En az 300 Euro taban zam
• Daha kısa sözleşme süresi
• Doğu-Batı çalışma koşullarının tam eşitlenmesi
• Öğrenci çalışanlar için bağlayıcı toplu sözleşme
Anlaşmada neler var?
Anlaşmaya göre kamu çalışanlarının maaşları 1 Nisan 2026’dan itibaren yüzde 2,8 oranında artacak. Ancak artış en az 100 Euro olacak.
Bunu 1 Mart 2027’de yüzde 2 ve 1 Ocak 2028’de yüzde 1 oranında iki ek zam izleyecek.
Çırak maaşlarında da üç aşamalı artış yapılacak ve başarılı olanların süresiz istihdamı güvence altına alınacak.
Anlaşmada toplamda 27 ay içinde yaklaşık yüzde 5,8’lik kademeli bir artış söz konusu. İlk zam Nisan 2026’da başlayacak. Bu da “sıfır aylar” olarak adlandırılan, zamsız geçen bir dönemi beraberinde getiriyor. Asgari ücret artışı olan 300 Euro talebi 100 Euro’da kaldı.
Sözleşme süresi 27 ay oldu. Yani sendikaların istediğinden daha uzun bir süre.
Vardiyalı çalışanların durumu
Vardiyalı çalışanlar için önemli iyileştirmeler sağlandı. Temmuz 2026’dan itibaren vardiya ve dönüşümlü vardiya tazminatları artırılacak. Üniversite klinikleri ve hastanelerde çalışanlar için de ek artışlar uygulanacak.
Doğu-Batı eşitliği
Anlaşmanın en dikkat çekici maddelerinden biri Doğu-Batı eşitliği oldu. Greifswald, Jena ve Rostock’taki üniversite kliniklerinde haftalık çalışma süresi 2027–2029 arasında kademeli olarak 38,5 saate düşürülecek.
Ayrıca Doğu Almanya’daki çalışanlar 1 Ocak 2027’den itibaren Batı’daki meslektaşlarıyla aynı iş güvencesi haklarına sahip olacak.
Sendikalar, mevcut ekonomik koşullarda daha fazlasının mümkün olmadığını savunuyor. İşveren tarafı bütçe sıkıntılarını öne sürdü ve özellikle üçüncü turda oldukça düşük bir teklif sundu. Yoğun grevler sonrasında bazı iyileştirmeler sağlandı.
Ancak tabloya bakıldığında şu gerçek ortaya çıkıyor:
• Enflasyon baskısı sürerken zam oranı sınırlı kaldı.
• Başlangıç taleplerine ulaşılamadı.
• Sözleşme süresi uzun tutuldu.
Bu nedenle anlaşma tam bir kazanım sayılmıyor. Sendika üyeleri bu durumda çok da hoşnut kalmadı. Bu durum sadece ekonomik değil, aynı zamanda politik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bu taleplerin tamamında uzlaşılmayıp “mümkün olanın” kabul edildiği bir uzlaşma anlamına geliyor.
Eyalet hükümetleri mali disiplin ve bütçe kısıtlarını müzakere sürecinin merkezine koydu. Kamu maliyesindeki sıkılaşma politikaları, sosyal harcamalar ile personel giderleri üzerinde baskı yaratıyor. Bu çerçevede sendikalar, yalnızca işverenlerle değil, aynı zamanda kamu bütçe politikalarıyla da karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor.
Kamu sektöründe stratejik dönemeç
Almanya’da kamu sektöründe personel açığı büyürken, eğitim ve sağlık alanlarında nitelikli iş gücü sorunu artıyor. Böyle bir dönemde sınırlı artış oranları, uzun vadede kamu sektörünün cazibesini daha da zayıflatabilir.
GEW’nin özellikle öğrenci çalışanların toplu sözleşme kapsamına alınmamasına yönelik eleştirisi, güvencesizleşme tartışmasını gündeme taşıyor. Bu durum, genç akademik emekçilerin sendikal korumadan hâlâ tam anlamıyla yararlanamadığını gösteriyor.
Sendika yönetimleri mevcut koşullarda daha fazlasının mümkün olmadığını savunuyor. Görüşmelerin zor ve çekişmeli geçtiğini dile getiriyor. Ancak politik açıdan bu anlaşma, kamu çalışanlarının satın alma gücünü enflasyon karşısında tam anlamıyla koruyan bir sıçrama değil, kontrollü bir dengeleme adımı olarak değerlendiriliyor.
Özellikle üçüncü tur öncesindeki uyarı grevleri önemli bir baskı yarattı. Ancak kapsamlı ve uzun süreli bir grev stratejisine geçilmedi. Bu da bazı çevrelerde “potansiyel yeterince kullanılmadı mı? ve “Grev gücünü daha ileri tasinabilir miydi?” soruları eşliğinde tartışmasının sendika üyeleri arasında başlamasına neden oldu.
ver.di sendikası, üyelerinden toplu sözleşme uzlaşması konusunda aktif bir tutum almalarını istiyor. İşyerlerinde ve kurumlarda anlaşmayı tartışmalarını, Federal Toplu Sözleşme Komisyonu’nun değerlendirmesine katılıp katılmadıklarını netleştirmelerini talep ediyor. Üyelerden, ya anlaşmayı kabul etmeleri ya da kabul etmiyorlarsa meslektaşlarını harekete geçirerek daha güçlü ve daha uzun süreli grevlere hazır olmaları bekleniyor. Ayrıca tüm üyelerin (yeni katılanlar dâhil) 9 Mart 2026’ya kadar süren oylamaya katılmaları çağrısında bulunuluyor.
Son sözü sendika üyeleri söyleyecek. Oylama süreci, tabanın bu sonucu ne ölçüde sahiplendiğini gösterecek. Nihai karar ise 12 Mart’ta açıklanacak

