İşverenlerin karlarını arttırmak için başurdukları yollardan biri de, son yıllarda hızla yaygınlaşan kiralık işçilik (Leiharbeit) uygulaması.
Daha önce kalıcı sözleşmeyle ve görece yüksek ücretle çalıştırdığı işçiler yerine, üretimin bazı aşamalarını aracı firmalara devreden (bazen kendi kurduğu firmalara) işverenler bundan büyük avantajlar sağlarken, işçi ve emekçilere ise birçok bakımdan zarara uğramakta.
MODERN KÖLELİK VE İŞÇİ SİMSARLIĞI
Böylece hem işçilere ödediği miktarı azaltan ana firma, hem de ucuza aldığı işçiyi daha yüksek fiyata ana firmaya satan aracı şirketler kazançlı çıkmakta; asıl kaybedense hem aracı firmanın hem de ana firmanın işçileri olmakta.
Bunun işverenler için yarattığı elverişli ortam, kiralık işçi sektörü denilen ‘işçi simsarlığının’ son yıllarda büyük artış göstermesini beraberinde getirdi.
Bu aracı firmaların durumuna kısaca bir göz atacak olursak; örneğin ADECCO, 70 ülkede 5 bin 800 bürosu ile uluslararası alanda işçi simsarlığı yapan bir şirket. Firmanın sadece Almanya’daki yıllık cirosu 1 milyar 500 bin Euro’dur.
67 ülkede 4 bin 300 bürosu bulunan ABD merkezli MAN PAWER gibi firmaların yanı sıra, Hollandalı firma Vedior’un ise 35 ülkede 2 bin 200 bürosu bulunuyor. Ran schtat’ın karı yıllık 1 milyar 800 bin Euro, Persona Servis ve Auto Vizion gibi firmalar da Almanya’da yıllık milyonlarca Euro karşılığında ’emek satarak’ ya da başka işletmelere kiralayarak büyüyen başlıca işçi simsarı firmalar arasında yer alıyorlar.
Kapitalizmin yarattığı rekabet ortamında işverenlerin ucuz hammadde, ucuz enerji, ucuz işgücü talebi hiçbir zaman sona ermez; düşük ücretse, işçiye yoksulluk yanında, dolayısıyla düşük vergi ve düşük sigorta pirimi anlamına gelir ve bu toplam açısından ülke ekonomisine de yarardan çok zarar getirir. Örneğin 2009 yılında Almanya’da düşük ücret aldığı için Hartz 4 kasalarından işçilere harcanan para 50 milyar Euro civarındadır.
BİR TELEFONLA İŞBAŞI BİR TELEFONLA KAPI DIŞARI!
İşverenler, yıllarca mücadele ile kazanılmış yasal güvencelerin (keyfi işten çıkarmak, işçinin dava açabilme hakkı, tazminat hakkı) gibi sağladığı yükümlülüklerden kurtulmak için de aracı firmalara başvurmaktadır. Öyle ki, artık bir telefonla işe alabildiği işçiyi yine bir telefonla eve yollama imkanına kavuşmuş bulunmakta. Bu yöntemle ayrıca, kiralık işçinin iki patronu vardır ve istismar edildiğini bilerek çalışmanın ağır psikolojik yükü de omuzlarına binecektir.
İşin yoğunluğuna göre esnek ve düzensiz çalışmanın yarattığı değişken aylıklar ve güvencesiz bir sözleşme ile çalışmak; işçiler için gelecek planları (evlilik ve geçinme, ev alma, tatil yapma hatta çocuk sahibi olma) yapamamak anlamına gelmekte, bu da sürekli bir kaygı hali ve buna bağlı olarak son yıllarda giderek artan psikolojik rahatsızlıklara yol açmaktadır. Örneğin hasta iken bile rapor almanın riskli olacağını düşünene ve ağrı kesicilerle çalışmaktan kaynaklanan rahatsızlıkların sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değildir.
İŞÇİLERİN BİRLİĞİNE VE SENDİKALAŞMAYA DARBE
Aynı işi yapan iki işçi arasındaki ücret uçurumu, ‘alt işçi’ ‘üst işçi’ ayrımını getirmekte, işçiler arasındaki rekabeti körüklemektedir. Sürekli ana firmaya alınma kaygısı taşıyan kiralık firma işçisi, itaatkar, hakkını aramayan, sendikal örgütlenme ve hareketten uzak duran bir konuma itilmektedir. Bütün bunlar işçilerin birliği önüne çıkarılan, işçilerin işveren karşısındaki pozisyonunu zayıflatan bir rol oynamaktadır.
Tüm bu sebeplerden dolayı kiralık işçilik derhal yasaklanmalıdır. Bölünmeye çalışılan emekçiler aynı sınıfın parçasıdırlar ve birleşik bir mücadeleyle bu modern kölelik düzeninden kurtulabilirler.
