Yücel Özdemir
ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya yönelik yakıt ambargosu, elektrik kesintisi başta olmak üzere değişik alanlarda halkın yaşamını olumuz etkilemeye devam ediyor. Bu ay içinde ülke genelinde üçüncü kez elektrik kesintisi yaşanırken özellikle hastanelerde tedavi gören insanların yaşamı ve sağlığı tehdit altında.
Trump’ın ilan ettiği yaptırımlara karşı uluslararası dayanışma da yaygınlaşıyor. Almanya’da yayınlanan Junge Welt gazetesinde yer alan habere göre, 38 ülkeden 600’den fazla aktivistin başlattığı yardım konvoyu “Nuestra America” (Bizim Amerika’mız), tedarik krizini hafifletmeye yardımcı olması beklenen 20 tondan fazla gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve hijyen malzemesi ile birlikte cumartesi günü başkent Havana’ya vardı. Filoyu karşılayan Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, yardımı uluslararası dayanışmanın somut bir ifadesi olarak övdü. Yardım konvoyları, Trump’ın Küba’yı ekonomik ve enerji açısından boğarak teslim alma planına karşı direnişin sembolü haline geldi.
AP milletvekilleri de dayanışmaya gitti
Havana’da düzenlenen bir basın toplantısında, aralarında Filistin dayanışmasında aktif rol alan İrlandalı Rap Grubu Kneecap ve çok sayıda AB milletvekilinin de bulunduğu filo katılımcıları, Washington’ın yıkıcı politikalarına karşı direnişin artırılması çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosu’nun İtalyan Milletvekillerinden Ilaria Salis, Belçikalı AP Milletvekili Marc Botenga ve Fransız Milletvekili Emma Fourreau yardım konvoyunda yer alanlar arasında idi.
Salı günü de “Let Cuba Breathe” (“Küba’ya Nefes Verin”) girişiminin düzenlediği ve 13 ülkeden temsilciler ile dört AB milletvekili tarafından eşlik edilen bir Avrupa dayanışma konvoyu da, tıbbi yardım malzemesi, ilaç ve yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi için gerekli ekipmanla birlikte Havana’ya ulaşmıştı.
İngiliz Milletvekili Jeremy Corbyn de toplantıda yaptığı konuşmada AB ülkelerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. İşçi Partisi’nin eski lideri, AB hükümetlerinin ABD’nin uluslararası hukuku sürekli ihlal etmesine verdiği tepkiyi “oldukça rahatsız edici” olarak nitelendirdi. Corbyn, AB’nin Küba’ya bir gemi veya birkaç tanker göndermesinin önünde hiçbir “hukuki engel” bulunmadığını belirtti.
Dünya çapındaki dayanışma Küba için küçük bir umut olurken, ABD hükümeti, kendi büyükelçiliği için iki konteyner dizel ithal etmek istediği, Küba’nın bu girişimi “küstahça” bularak reddettiği ve Mariel Limanı’ndaki nakliyatı durdurduğu öğrenildi.
Rus petrolü Küba’ya ulaşacak mı?
Öte yandan ham petrol yüklü Rus bandıralı bir tanker Atlantik’te Küba’ya doğru yol almaya devam ediyor. Tankerin bir Küba limanına ulaşması halinde, ocak ayı başından bu yana gerçekleşen ilk petrol sevkiyatı yapılmış olacak. Devam eden elektrik kesintileri ve ciddi tedarik sorunu göz önüne alındığında, Rus petrolü Havana için kısmi bir rahatlama anlamına gelecek.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre, Rus tankeri “Anatoly Kolodkin” yaklaşık 730 bin varil ham petrol taşıyor. Junge Welt’te yer alan haberde tanker, 9 Mart’ta Rusya’nın Primorsk limanından ayrıldı. Resmi varış limanı olarak Florida’nın Palm Beach bölgesindeki bir şehir olan “Atlantis, USA” gösterilse de gözlemciler bu bilginin doğru olma olasılığını düşük buluyor. Çünkü tanker 2024 yılından bu yana ABD’nin yaptırım listesinde yer alıyor. Emtia ve nakliye piyasaları analiz sağlayıcısı “Kpler”, geminin Küba’nın Matanzas limanına doğru ilerlediğini ileri sürüyor. Gemi takip servisi “Tankertrackers” da benzer bir değerlendirmede bulunarak Karayipler yolundaki bir başka gemiye daha dikkat çekti. Yaklaşık 27 bin ton Rus sıvılaştırılmış gazı taşıyan Hong Kong bayraklı “Sea Horse” tankerinin bugün Küba’ya varması bekleniyor. Rus tankerinin varışının ise ancak nisan başında gerçekleşmesi öngörülüyor.
Küba: Enerjide yüzde 60 dışa bağımlı
Küba kendi ulusal enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 40’ını karşılarken, geri kalan kısım geleneksel olarak ithalat yoluyla dengeleniyor. Soğuk Savaş döneminde özellikle Sovyetler Birliği enerji tedarikçisi olarak öne çıkarken, bu boşluk Hugo Chávez’in seçilmesinin ardından Venezuela tarafından doldurulmuştu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılması ve Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez üzerindeki baskılarla birlikte Küba’ya sevkiyatlar şimdilik durduruldu. Bu durum yıl başından bu yana Meksika’yı Havana’nın en önemli tedarikçisi haline getirdi. Ancak Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, ABD ablukasının başlamasının ardından adaya daha fazla sevkiyat yapmama kararı aldı.
Rusya, ocak sonunda ablukanın sertleştirilmesini uluslararası hukuka aykırı olduğunu ilan ederek Küba’ya yönelik siyasi desteğini yineledi. ABD Başkanı’nın adanın olası ilhakına dair son açıklamalarının ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı “Rusya, Küba hükümeti ve kardeş Küba halkı ile sarsılmaz dayanışmasını teyit eder” açıklamasında bulundu.
Rusya, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana ABD ve AB’nin, özellikle enerji sektörünü hedef alan ağır yaptırımlarla karşı karşıya. ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından artan yakıt fiyatları zemininde Trump, Rus petrolüne yönelik yaptırımların bir kısmını geçici olarak askıya almıştı. Ancak Küba’ya yapılan sevkiyatlar yasak kapsamında kalmaya devam etti. Rus tankerinin gerçekten Küba’ya varması durumunda, Moskova ABD yaptırımlarını görmezden gelmiş olacak.
Hükümetler düzeyinde ise Brezilya, Meksika ve İspanya Küba’ya yardımlarını yoğunlaştırıyor. Brezilya, Dünya Gıda Programı aracılığıyla binlerce ton pirinç, fasulye, süt tozu ve ilaç gönderirken; Meksika’dan da temel gıda malları taşıyan gemiler yola çıkmış durumda. İspanya ise gıda, hijyen ürünleri ve fotovoltaik (güneş enerjisi) sistemlerini içeren ek yardım programları başlattı.
Ocak ayında ABD hükümeti Küba’ya yönelik petrol ambargosu uygulamaya koymuş ve Küba’ya sevkiyat yapmaya devam etmeleri halinde üçüncü ülkeleri yaptırımlarla tehdit etmişti. Daha öncesinde ABD silahlı kuvvetleri, Venezuela’ya ait birkaç tankeri durdurup içindekilere el koymuştu.

