Written by 13:52 AVRUPA

Macaristan seçimleri Avrupa’daki dengeleri değiştirebilecek mi?

Macaristan’daki seçim sonuçları Avrupa Birliği ve temsilcilerini rahatlattı. ABD Başkanı Trump ile yakın ilişkiler içerisinde olan Orban’ın devrilmesi, ABD’nin AB ve NATO içinde elini zayıflatmış görünüyor.

Yücel Özdemir / Köln

Macaristan’da pazar günü yapılan genel seçimlerde sandıktan çıkan sonuçlar, 16 yıldır “tek parti ve tek lider” tarafından yönetilen ülkenin yanı sıra Avrupa ve dünya açısından pek çok mesajı içerisinde barındırıyor.

Yaklaşık 8.1 milyon seçmenin çağrılı olduğu seçimlere katılım oranının “tarihi rekor” seviyesi olan yüzde 79.6’ya çıkması kendi başında önemli. 2022’de seçime katılım oranı yüzde 69.5 olurken, dört yıl içinde yüzde 10 artması, Macar halkının, 16 yıldır ülke yönetimini elinde tutan Macar Yurttaşlar Birliği (Fidesz) ve onun lideri Viktor Orban’ın değişmesi yönünde önemli bir tutum ortaya koyduğunu gösteriyor.

Güçlü bir seçenek ortaya çıktığında geniş kitlelerin tercihinin kısa sürede de değişebileceğini Macaristan seçimleri bir kez daha gösterdi. Hem de belki örneğine az rastlanacak şekilde güçlü şekilde.

Magyar üçte iki çoğunluğu aldı

Viktor Orban’ın 16 yıl boyunca inşa ettiği sistemin içinde gelen 43 yaşındaki muhafazakar Péter Magyar tarafından kurulan Tisza (Saygı ve Özgürlük) Partisi, mecliste 3’te 2 çoğunluğu elde etmeyi başardı. Son verilere göre başkent Budapeşte’deki 199 sandalyeli parlamentoda 138 sandalyeyi Tisza kazanırken, Fidesz Partisi 55 milletvekili çıkarabildi. Magyar’ın partisi oyların yüzde 53.6’sını alırken, seçmenlerin yüzde 37.8’i Fidesz’e oy verdi.

Üçte iki çoğunluk, yeni hükümete önemli yasa değişiklikleri yapmak ve politikalarını uygulamak için yeterli hareket alanı sağlıyor. Orban’ın iktidarda kalmak için yürürlüğe koyduğu seçim sistemi bu kez kendisinin değil muhalefetin işine yaradı.

‘Veto politikası’ ve AB’nin yaptırımları

Muhalefetin 16 yıllık iktidarı ezerek kazanmasının başlıca nedenleri arasında elbette ülkede son yıllarda artan işsizlik, yoksulluk, hayat pahalılığı ve yolsuzluk var. Avrupa Birliği içinde aldığı Rusya yanlısı tutumlar nedeniyle alınan mali yaptırım kararları, ülkedeki ekonomik sorunları daha da artırdı. Alman basınında yer alan yorumlarda Orban’ın kaybetmesinin asıl nedeni olarak AB içinde izlediği “vetocu politika” gösteriliyor. Orban, son olarak, AB’nin Ukrayna’ya vermeyi planladığı 90 milyar avroluk krediyi engellemişti.

AB, Orban’ın izlediği “veto politikasına” mali yardımları keserek karşılık vermişti. AB daha önce hukuk devleti ilkelerinin ihlali gerekçesiyle Macaristan’a ayrılan yaklaşık 20 milyar avroluk hibeyi askıya almıştı. Muhalefet lideri Magyar’ın en büyük vaatleri arasında AB ile uyumlu bir politikanın izleneceği ve dondurulan yardımların serbest bırakılacağı olmuştu.

Macar sermayesi değişimi destekledi

Genel olarak, Macar sermayesi de AB ile daha uyumlu politikalardan yana olduğu için bu sefer Magyar ve partisi Tisza’ya yatırım yaptı. Benzer bir durum daha önce Polonya’da da yaşanmıştı. Donald Tusk’un, iktidardaki muhafazakar PiS partisini devirip başbakan seçilmesinin ardından, dondurulmuş fonlar hızla serbest bırakılmıştı.

Alman basınında yer alan yorumlara bakılırsa Magyar, Ukrayna’ya verilmesi planlanan krediden önce ülkesine verilmesi gereken kredilerin serbest bırakılmasını isteyebilir. Seçim sonrasında yaptığı ilk açıklamada AB ilişkilerinde yeni bir başlangıç yapacaklarını ifade etti.

AB liderleri rahatladı, ABD ‘kaybetti’

Magyar’ın kazanması Avrupa’yı rahatlatmış görünüyor. Birçok Avrupa ülkesi ve AB yöneticisi Orban’ın kaybetmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen bu memnuniyetini sosyal medya hesaplarından hem İngilizce hem de Macarca ifade etti. Verdiği mesaj, “Macaristan Avrupa’yı seçti. Bir ülke Avrupa yoluna geri dönüyor” oldu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Güçlü, güvenli ve her şeyden önce birleşik bir Avrupa için iş birliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyorum” mesajını paylaştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de Magyar’ı parlamento seçimlerinde elde ettiği “ezici zafer”den dolayı tebrik etti ve Macaristan ile iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ifade etti. Mesaj, aynı zamanda Ukrayna’nın “kazananlar” safında olduğunu gösteriyor. Zira seçimler öncesinde Orban, Ukrayna savaşını yoğun şekilde kullanmış ve Magyar’ı “Ukrayna’ya Macar askeri gönderme planı yapmak”la suçlamıştı.

ABD Başkanı Trump ile yakın ilişkiler içerisinde olan Orban’ın devrilmesi, ABD’nin AB ve NATO içinde elini zayıflatmış görünüyor. Bu nedenle sonuçlar, ABD için basit bir seçim yenilgisi değil. Bunun olmaması için de seçimlerden önce ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Budapeşte’ye giderek mitinge katılmıştı. Sandıktan çıkan sonuç, aynı zamanda Macar halkının ABD’nin iç siyasete müdahalesine bir yanıt olarak da okunabilir.

Macaristan, doğrudan aldığı petrol ve doğal gaz konusunda pek çok ülkeden daha fazla Rusya’ya bağımlı durumda. Bu nedenle Orban, dış politikada Rusya’yı gözetleyen bir politika izledi. Bunun bir yönü ekonomik koşullar bir yönü de politik bakış açısından kaynaklanıyordu. ABD ve Rusya’ya yakınlığı nedeniyle Ukrayna savaşının bitirilmesi için yapılan görüşmelere de ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu. Aynı şekilde Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında yakalama kararı çıkaran İsrail Başbakanı Netanyahu’yu Budapeşte’de ağırlamış ve bu ziyaret sırasında Orban, UCM’nin dayandığı Roma Statüsü’nden çekilme niyetini açıklamıştı. Netanyahu, genel seçimlerden kısa bir süre, 21-22 Mart’ta Budapeşte’de düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı’na (CPAC) katılmak üzere bir kez daha Macaristan’a gelmişti. Magyar’ın kazanmasıyla Netanyahu’ya bir kapının kapanıp kapanmadığı önümüzdeki süreçte görülecek.

Aşırı sağın ‘morali bozuldu’

Orban’ın ağır yenilgisi Avrupa’nın aşırı sağcıları için de tarihi bir yenilgi oldu. Hollandalı aşırı sağcı Geert Wilders, seçimlerden sonra “Orban, AB’deki tek cesur liderdi. Göç konusunda sertti. Budapeşte, onun sayesinde Amsterdam, Brüksel veya Paris’e kıyasla güvenlik vahasıydı. Şimdi Jetten, Macron, Sanchez ve Merz gibi zayıflarla baş başa kaldık. Üzücü bir gün” diye yazdı.

Fransız aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisinin Başkanı Jordan Bardella da, X platformunda “Viktor Orban’ın saygıyla karşıladığı bu sonuç, Avrupa kurumlarının son yıllarda Macar demokrasisine yönelttiği aralıksız suçlamaların asılsız olduğunu gösteriyor” diye yazdı.

Aşırı sağcı ve Trump hayranı İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de “Dostum Orbán’a bu yıllar boyunca sürdürdüğümüz yoğun iş birliği için teşekkür ederim; muhalefette de olsa halkına hizmet etmeye devam edeceğini biliyorum” dedi. Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise henüz bir açıklama yapmadı.

Close