YÜCEL ÖZDEMİR
“Süper seçim yılı” ilan edilen bu yılın ilk dört seçimi geride kaldı. Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz’da eyalet parlamentosu, Bavyera ve Hessen’de belediye başkanları ve meclislerinin seçildiği bu dört seçimde toplam 26 milyon seçmen sandık başına çağrıldı. Toplam seçmenlerin yüzde 43’üne ne denk gelen bu sayı, bir yıl önce, 23 Şubat’tan bu yana ülkedeki siyasi atmosferin nasıl bir seyir izleyeceği bakımından önemli ipuçları veriyor.
Bunları şu şekilde sıralamak mümkün:
1- Hristiyan Demokratlar açısından: Bir yıldır ülke genelindeki federal hükümetin büyük ortağı olan Hristiyan Demokratlar (CDU/CSU), asıl olarak oyunu korumaya devam ediyor. Baden-Württemberg’de oylarını yüzde 5,6 artırarak yüzde 29,7 oy almasına rağmen az bir farkla birinciliği Yeşiller’e kaptırdı. Yeşiller’in az bir oy kaybetmesine rağmen son iki haftada yükselişe geçmesinde başbakan adayı Cem Özdemir’in başarılı bir kampanya yürütmesinin payı bulunuyor. CDU, Rheinland-Pfalz’da ise 35 yıl aradan sonra Sosyal Demokrat Parti’yi (SPD) geçerek birinci olmasına rağmen oyundaki artış sadece yüzde 3 oldu. 35 yıldır anamuhalefet olan CDU’nın bu küçük oy artışı büyük başarı sayılmayabilir. Belirleyici olan SPD’nin büyük kaybetmesi oldu. Hessen’de asıl olarak oylarını korurken, Bavyera’da kardeş parti CSU yaklaşık yüzde 2 oy kaybederek birinci olmaya devam ederken, eyalet çapında tarihinin en düşük oyunu aldı. Bütün bunlar CDU/CSU’nun asıl olarak bir yıl öncesiyle kıyaslandığında oyunu koruduğunu gösteriyor.
2- SPD can çekişiyor: Son genel seçimlerde tarihinin en düşük oyunu alan SPD (yüzde 16,5) kaybetmeye devam ediyor. Baden-Württemberg’de yüzde 5,5 ile barajı geçerken yüzde 5,5 oy kaybına uğradı. En büyük kaybı ise 35 yıldır başbakanlığını elinde tuttuğu Rheinland-Pfalz’da yaşadı. Toplamda yüzde 10’a yakın oy kaybeden SPD, bundan sonra eyalette koalisyon hükümetinin küçük ortağı olacak. Hessen’de yüzde 3,2 oy kaybına uğrayan SPD, Bavyera’da yüzde 1,4 oy kaybıyla ancak yüzde 12,3 oy alabildi. Görüldüğü gibi SPD’de dört eyalette de oy kaybetti. Uzun yıllardır elinde tuttuğu Münih belediye başkanlığını da bu kez Yeşiller’e kaptırdı. Bu durum doğal olarak parti içinde tartışmalara neden oldu. Eş başkanlardan Lars Klingbeil’in maliye, Bärbel Bas’ın çalışma bakanlığı koltuğunda oturduğu parti, bu gidişle oy kaybetmeye devam edecek görünüyor. Zira, federal çapta emekçilerin kazanılmış hakların budanması ve militarist politikaların hem ortağı hem de uygulayıcısı. Parti yönetiminden yapılan açıklamalara bakılırsa kısa zamanda izlenen politikalardan bir dönüş mümkün görünmüyor. Kendisini büyüten işçisi sınıfına ve dar gelirli emekçilere sırtını döndükçe oy kaybı sürecek. Yakın dönemde SPD’nin eski klasik sosyal demokrat çizgiye dönüşü de mümkün görünmüyor. Dolayısıyla SPD can çekişmeye devam edecek.
3- Yeşiller de kaybediyor: 2025’te yapılan erken seçimlerden önce “trafik lambası” koalisyonunun ortağı olan Yeşiller, bu seçimlerde de kaybı sürüyor. Baden-Württemberg’de birinci olmayı başarırken bile oy kaybetmeye devam etti. Diğer eyaletlerde de Yeşiller yüzde 4,4’e (Hessen) kadar varan oy kaybına uğradı. Dolayısıyla Yeşiller, üç buçuk yıl boyunca ortağı olduğu “trafik lambası koalisyonu”ndaki politikalrının faturasını ödemeye devam ediyor. Hükümet dışında olduğu bugün bile bir çok konuda mevcut hükümetin yedek lastiği görevini üstlenmiş durumdalar.
4- FDP’ye gerek kaldı mı: SPD-Yeşiller-FDP “Trafik lambası” koalisyonun dağılmasında payı bulunan Hür Demokrat Parti (FDP) ise bu sürecin en büyük kaybeden partisi halinde geldi. Genel seçimlerde yüzde 7,1 oy kaybederek barajın altında kalan FDP, şimdi de temsil edildiği eyaletlerde de barajın altında kalmaya başladı. Baden-Württemberg’de yüzde 6,1, Rheinland-Pfalz’da 3,5 oy kaybederek meclisin dışında kaldı. Özellikle Baden-Württemberg FDP için kale görünüyordu. Ancak, partinin içinde girdiği çözülme süreci duracak gibi görünmüyor. Eyalet seçim sonuçlarından sonra Genel Başkan Dürre görevinden istifa etti. Genel Sekreter Büttner iddiayı kaybettiği için saçlarını kesmek zorunda kaldı. Uzun yıllar genel başkanlık yapan Christian Lindner de genel seçimlerden sonra istifa etmişti. Savunduğu neoliberal, militarist politikalar nedeniyle FDP’nin kısa zamanda toparlanması beklenmiyor. FDP’ye sırtını dönen orta sınıfların bir bölümünün yeni adresi, AfD olmaya başlamış durumda. Bir kısmı ise CDU ve Yeşiller’den yana oy kullanmayı tercih ediyor.
5- Sol Parti’de küçük kıpırtılar: Genel seçimlerde yüzde 8,8 oy alarak önemli bir çıkış yapan Sol Parti (Die Linke) ise bu konumunu koruyor. Son dört seçimde kayde değer bir başarı elde edemedi. Bütün seçimlerde oylarını yüzde 1-2 arasında artırdı. Özellikle Baden-Württemberg’de meclise girme konusundaki büyük başarı gerçekleşmedi. Şimdiden bütün dikkatler eylül ayında yapılacak Berlin seçimlerinde. Anketler Die Linke’nin Berlin’de birinci parti olabileceği yönünde.
6- AfD oyunu katlayarak artırıyor: Genel seçimlerin olduğu gibi her dört seçimin de en büyük kazananı aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi oldu. Her dört eyalette de AfD oylarını beş yıl öncesinde göre yaklaşık iki katına çıkardı. Son seçimler, genel seçimlerden bu yana oyunu asıl olarak attıran tek partinin AfD olduğu söylenebilir. Bu, aynı zamanda son birkaç yıldır AfD’nin geriletilmesi adına yapılan bütün hamlelerin boşa çıktığı anlamına geliyor. Baden-Württemberg’de yüzde 9,1 oy arttıran parti Rheinland-Pfalz’da da oyunu yüzde 11,6 artırarak toplamda yüzde 19,9’a çıkardı. Bu, eyalette her beş kişiden birisinin AfD’ye oy verdiği anlamına geliyor. Hessen ve Bavyara eyaletlerindeki yerel seçimlerde de oyunu artırdı.
7- Gözler eylül seçimlerinde: Yılın ilk yarısında yapılan dört seçimde ortaya çıkan bu tablonun belki de daha sert hali eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde yaşanacak görünüyor. Ekonomik sorunların derinleşmesi, benzin fiyatlarının artmasıyla birlikte başlayan hayat pahalılığı ile birlikte AfD’nin iki eyalette de açık arayla birinci olması, hatta meclis aritmetiğinde çoğunluğu elde etmesi de güçlü seçenekler arasında. Aynı göstergeler özellikle SPD’nin özellikle Sachsen-Anhalt’ta barajın altında kalabileceğini de gösteriyor. Bunun gerçekleşmesi federal hükümette de bazı krizlere yol açabilir. Bu olmasa bile 2027’de Kuzey Ren Vestfalya, Saarland, Schleswig-Holstein, Bremen ve Aşağı Saksonta eyaletlerindeki seçimlerin kritik hale gelebileceği bugünden söylenebilir. (YH)

