Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu’nun, cezaevlerinde 55. gününe giren açlık grevleriyle ilgili düzenlediği bilgilendirme toplantısında tutukluların sağlık durumunun giderek kötüleştiğine dikkat çekilerek, hükümet ve medyanın gerçekleri görmezden gelen tutumu eleştirildi. Taksim Hill Otel’de yapılan basın toplantısına HDK bileşenlerinin yanı sıra milletvekilleri katıldı. Basın toplantısında ilk sözü alan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, hükümetin bir an önce gerekli adımları atarak sorunu çözmesi gerektiğini belirtti.
‘BAĞIMSIZ HEYET KURULSUN’
Açlık grevindeki tutsakların sağlık durumlarına ilişkin net bilgilere ulaşamadıklarını belirten Hamzaoğlu, “Her bir cezaevine hekim ataması yapılmalı ve açlık grevindeki tutukluların sağlık durumları bağımsız bir sağlık heyeti tarafından izlenmelidir” diye konuştu.
Prof. Dr. Gencay Gürsoy ise hükümetin ve medyanın gerçekli kamuoyundan gizlediğine dikkat çekerek, “Geçmişte de gördüğümüz, tanık olduğumuz bir şey var ‘bunlar geziyorlar, yiyiyorlar’ deniliyor. Hükümet ve medya tarafından böyle gösterilmeye çalışılıyor ama bilinmelidir ki bu insanlar yarın bile komaya girebilirler. O zaman nasıl bir cevap verilecek” şeklinde konuştu. Gürsoy, avukatlardan aldıkları bilgilere göre Bolu, Kandıra, Siirt cezaevlerinde kritik sürece giren tutukluların tek kişilik hücrelere alındığını belirterek, “Acaba önceki açlık grevlerindeki gibi bir sonuca mı gidiyor diye kaygılıyız” diye konuştu.
TUTUKLULARIN DURUMU KÖTÜ
İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ise, geçtiğimiz cuma günü Bakırköy ve Silivri Cezaevlerinde açlık grevinde olan tutukluları ziyaret ettiğini ve durumlarının kötü olduğunu belirtti. Tutuklularda halsizlik, eklem ve göz ağrıları şikayetleri olduğu bilgisini veren Tüzel, 12 Eylül’de 62 kişiyle başlayan açlık grevlerinin çözüm getirilmediği için bugün 10 bin kişiye çıktığını ifade etti.
İNSAN HAKLARI KOMİSYONU’NA TEPKİ
Geçtiğimiz hafta Meclis İnsan Hakları Komisyonunun Bolu Cezaevinde yaptığı ziyaret hakkında bilgi veren BDP Mersin Milletvekilli Ertuğrul Kürkçü, komisyonun sadece yeni açlık grevine başlayan tutuklularla görüytüğünü dile getirdi. Heyetin yanında yer alan doktorların tutukluların sadece tansiyon ve kilosnu kontrol etmesini de eleştiren Kürkçü, böyle bir incelemenin gerçekleri yansıtmayacağını söyledi. Yeni açlık grevine başlayan bir tutuklunun kilo kaybının az olmasının normal olduğunu belirten Kürkçü, hem hükümetin hem de sağlık bakanlığının konuya duyarsız kaldığını dile getirdi. Tutuklulara yapılan bir müdahalenin kötü sonuçlar doğuracağını söyleyen Kürkçü, “Görüştüğümüz grevciler B1 vitamini istediklerini ancak kendilerine B12 vitamini verildiğini söylediler. Talepleriniz haklı diyenler bir şey yapmıyor. Herkes görevini yenine getirsin” diye konuştu. (İstanbul/YH)
AYDINLAR ‘YAŞAM’ DEDİ
Açlık grevinin 51. gününde aydın, yazar, siyasetçi ve akademisyenler düzenledikleri basın toplantısıyla hükümete “Ölümler olmadan adım at” çağrısında bulundu. Basın toplantısında konuşan usta yazar Yaşar Kemal, hükümetin uygulamalarını “Bir nesli yok edecekler” sözleriyle eleştirdi.
Taksim Hill Otel’de yapılan açıklamaya aralarında Yaşar Kemal, Zülfü Livaneli, Murathan Mungan, Adnan Özyalçıner, Gençay Gürsoy ve Oya Baydar’ın da yer aldığı çok sayıda aydın ve yazar katıldı.
BU SEFER DE SORUMLULAR
Basın toplantısında konuşan Yaşar Kemal şunları söyledi: “Biz daha önce de bu kadar kötü bir şeyi yaşadık. O dönemde de, Zülfü Livaneli arkadaşımız Mehmet Bekaroğlu ve ben vardım. Burada birçok ölümle karşılaştık. Her ölümde daha çok uğraştık. Bizimle uğraşan birkaç kişi daha vardı. Bu çocuklara çok zulüm yaptılar. O çocuklardan bir kısmı öldü. Ellerinde silah yoktu, varsa da silahı verip birbirlerine öldürttüler. Asker yaptı. Herkes bunu biliyordu. Fakat devletin başında olan herkesin suçu vardı bu konuda. Dün de vardı, bugün de var. Yarın ölüm orucunu babaları tutacak, çocukları tutacak. Bunu önleyemeyenler kendilerinden olan bir nesli yok edecekler. Daha önceki açlık grevlerinde tüm yetkililer ve hükümet sorumluydu bu sefer de sorumlular. Fazla söyleyemiyorum söylemek istemiyorum.”
BIRAKIN DEMEKLE OLMUYOR
Zülfü Livaneli ise 1996’daki ölüm oruçlarını hatırlatarak, “Bir gencin öldüğünü gördük. Ölmek üzere olanları gördük, bunlar hayatımda karabasan gibi. Bırakın demek de yol değil. O da diyor ki benim davam benden önemlidir. Buradaki muhatabımız hükümettir, başbakandır” dedi. Basının ve Başbakanın “Kebap yiyorlar” açıklamalarına tepki gösteren Livaneli, yaşanacak ölümlerden Başbakan’ın sorumlu olacağını söyledi.
GÖKDELEN DEĞİL….
Ülkedeki her insanın bu duruma karşı ses çıkarması gerektiğini belirten Şair Murathan Mungan, kendilerini ifade etme şansı olmayanların sesi olmak için açıklamaya katıldığını belirtti. “Gökdelen dikmek yerine insanı temel alan anlayışı yerleştirirsek sorunu kısa yollardan hallederiz” diyen Mungan, öç ve kin dilinin yerleştirilmek istendiğini bunun yaşamın her alanında yaşandığı belirtti. Verilen onlarca cana karşın hâlâ ders çıkarılmamasının üzücü olduğunu söyleyen Mungan, iktidardakilerin yaptıkları açıklamalarla toplumu olumsuz etkilediğini vurguladı. Sadece İmralı’da değil, yaşamın her alanında, Türkiye’de tecridin yaşandığını ve gerçeklerle yüzleşilmediğini ifade eden Mungan, herkesi cezaevlerindekileri anlamaya çağırdı.
HÜKÜMETİN DE PROGRAMINDA
Gazeteci Aydın Engin, açlık grevine neden olan taleplerin ‘abuk sabuk’ talepler olarak yansıtılmasına tepki gösterdi. Hükümette yakın basının basın meslek ilkelerini hiçe sayarak yayın yaptığını anlatan Engin, anadilde savunma hakkı ve İmralı’daki tecridin kaldırılması gibi taleplerin hükümetin de programında olduğunu hatırlattı.
TABİPLER SÜRECİN DIŞINA İTİLDİ
Türk Tabipleri Odası Genel Başkanı Özdemir Aktan, hükümetin ve adalet bakanlığının tutumundan dolayı sürecin dışına itildiklerini söyledi. Yaşanacak sağlık sorunlarına dikkat çeken Aktan, daha önceki açlık grevlerinde zor da olsa yaşanan açlık grevlerine katılanların sağlık kontrolünü yapabildiklerini ve vücutta yaşanabilecek hasarın azalması yönünde gerekli müdahalede bulunabildiklerini hatırlattı. Aktan, sürece dahil olmaları için tekrar bakanlığa çağrı yaptı. (YH)
