Written by 16:00 Allgemein

Okuma kültürünün geliştirilmesi

ZEHRA İPŞİROĞLU
Hem gençler için yazan yazarların bir çoğu hem de öğretmenler ne yazık ki hep bir şeyler dayatmaya çalışıyorlar gençlere. Yazar olarak bu konuda ne kadar duyarlı davranabilirsek, o kadar iyi. Kendi kitaplarımdan örnek getirecek olursam, gençler için yazdığım her iki kitapta da “Gençlere Mektuplar” ve işçi edebiyatı ödülü alan ve Almanya’daki Türkiye kökenli gençlerin yaşam öykülerini gündeme getiren “Özgürlük  Yolları” kitabında da gençlere akıl vermekten özellikle kaçınıyorum. Elbette gençlere oranla daha fazla yaşam deneyimim var, kendi yaşamımdan örnekler vererek bunlardan yararlansam da, ‘şu doğrudur, bu değildir’ gibi bir yönlendirme çok ters geliyor bana. Çünkü her gencin kendi yolunu kendi bulması gerekiyor. Amacım gençleri gözlemleyerek, onlarla birlikte bazı sorunlar üzerinde derinlemesine düşünmek. Birbirimizden öğrenebileceğimiz o kadar çok şey var ki.  Böyle düşündüğüm için de “Gençlere Mektuplar”ı gençlerle mailleşerek, onlarla birlikte oluşturulmuş bir kitap olarak hazırladım. “Gençlere Mektuplar” ve “Özgürlük Yolları” liselerde okutulduğu oranda ilgi görüyor, çünkü doğrudan gençlerin yaşamından yola çıktığı gibi, onların sorunlarına da eğiliyor, dahası erkek kadın eşitliği, kadın hakları vb. güncel sorunları örneklerle gündeme getiriyor. Tabulara da değiniyor, örneğin çift yaşam. Tanıdığım genç kızların içinde çoğunun sevgilisi var ama ailesinden bunu gizliyor, yani ikili bir yaşam sürüyor. Bunun gençler üzerinde ne büyük bir baskı oluşturabileceğini düşünebiliyor musunuz? Ama biz yazarlar ya da eğitimciler bütün bu sorunlar sanki yokmuş gibi davranmayı tercih ediyoruz.
Piyasaya sürülen onca yayının içinde çocukları ve gençleri ciddiye alan, önemseyen nitelikli kitapların bulunması hiç de kolay değil. Okumayı sevmemiz, çocukların ve gençlerin dünyasına ilgi duymamız, içimizdeki çocuğun sesine  yürekten kulak vermemiz, çocuk ve gençlik haklarını özümsememiz ve sözkonusu olan yazınsal bir  kitapsa estetik duyarlığımızın da olması gerekiyor. Yetişkin olarak bir çocuk kitabını kendimizi zorlayarak, sıkılarak okuyorsak, bence okumayalım daha iyi. Yok efendim 100 temel esermiş de, müfredat programında yer alıyormuş da, bütün bunlar sadece Gi-po’nun koyduğu sınırlayıcı kurallar değil mi? Neden Gi-po’ya bu kadar fırsat tanıyoruz?

ÇOCUK VE GENÇLİK  KİTAPLARININ YETİŞKİNLER TARAFINDAN ALIMLANMASI
Bundan kısa süre önce Ankara Üniversitesi’nde çocuk ve gençlik edebiyatında öncü araştırmalarıyla tanınan Profesör Sedat Sever’in öncülüğünde çocuk ve gençlik edebiyatına gönül vermiş bütün yazarların, araştırmacıların ve eğitimcilerin buluştuğu üçüncü ulusal çocuk ve gençlik edebiyatı sempozyumu düzenlenmişti. Bu sempozyumda izlediğim bir oturumda, araştırma görevlileri hazırladıkları bir anketi sundular. ‘Çocuk edebiyatı yararlı mıdır, çocuk edebiyatı yetişkin edebiyatından farklı mıdır?’ gibi  yanıtları önceden bilinen sorularla geliştirilmiş uzun bir anketti bu. Neden böyle anketler yapıldığını, bunun anlamının ve iletisinin ne olduğunu anlamakta zorlanıyorum. Öte yandan ‘hangi kitaplar okunuyor, kitap seçimi nasıl yapılıyor, iyi bir çocuk kitabını belirleyen ölçütler nedir?’, bu tür sorular gündeme bile gelmemişti bu oturumda. Belki araştırmacılar da, araştırmaya katılanlar da hiç çocuk kitabı okumamışlardı…
Önemli bir sorun da, ‘çocuk ve gençlik kitaplarını nasıl okuduğumuzdu’. Gene bir oturumda sadece özet verilmekle yetiniliyordu. ‘Yazar öyküsünü nasıl kurgulamış, nasıl bir söylem biçimini benimsenmiş, çocuk bakışını  yakalanabiliyor mu, ideolojik güdümlenme var mı?’,  bütün bunlar gündeme bile gelmemişti. Çocuk edebiyatının yetişkinler için yazılan yazınsal metinlerde olduğu öykü ve söylem düzleminde okunması, çözümlenmesi, yorumlanması, bu bağlamda metinin dilinin, gönderme alanlarının, anlamsal boyutunun ve katmanlarının, iletisinin metinde kullanılan imgelerin, motiflerin ve eğretilemelerin gözönüne alınarak çıkarılması önem kazanıyor. Nitelikli çocuk edebiyatının özelliği çocuklara olduğu kadar yetişkinlere de seslenebilmesi. Çünkü sonuçta yetişkinler çocuklar  için çocuk kitaplarını okuyan, seçen ve değerlendiren aracı konumundalar. Ayrıca günümüzde çocuk ve yetişkin arasındaki sınırlar da yavaş yavaş çözülmeye başlamış. (Her yetişkinin içinde çocuğun, her çocuğun içinde de  yavaş yavaş gelişmekte olan bir yetişkinin olması). Özellikle çocuk klasiklerinin hem çocuklara, hem de yetişkinlere seslenen bir gücü olması buna örnek gösterilebilir. Çocuk edebiyatının alımlanmasında yetişkinler için yazılan yazından farklı olarak çocuğa görelik de önem kazanıyor. Çünkü  nitelikli çocuk kitaplarının yetişkinlere seslenme gücü olsa bile, çocuk kitaplarının birincil okuyucusu gene de çocuk. Kuşkusuz çocuğa göreliği belirlerken çağdaş dünyada çocuğa nasıl bakıldığı,  bugünün çocukluk anlayışının ne olduğu önem kazanacaktır.Çünkü çocuğa görelik de tarihsel süreç içinde değişen bir kavram. Bu açıdan çocuk edebiyatını değerlendirirken çocuk okuyucunun yaş, yaşam deneyimi ve alımlama kapasitesinin ve içinde bulunduğu ortam ve koşulların gözönüne alınması gerekiyor.
OKUMA KÜLTÜRÜN GELİŞTİRİLMESİ
Kitap seçimi ve kitabın alımlanmasından sonraki aşama, bu kitabı çocuğa nasıl iletebileceğimiz. Bu bağlamda yaptığımız çeşitli çalışmalardan somut bir örnek vereceğim. ÇYDD ve İstanbul Üniversitesi Tiyatro Bölümü’yle işbirliğiyle hazırladığımız yaratıcı okuma projesi, beş ilköğretim okulundan seçilen yüz elli öğrenciyi hedefliyordu. Okullara özenle seçilen on’ar çocuk kitabı dağıtıldı ve her okuldan otuz öğrencinin bu kitaplardan birini seçip okunması istendi. Kitaplar okunduktan sonra her çocuğa üniversite öğrencilerinin formasyon dersi çerçevesinde hazırladıkları yaratıcı okuma dosyaları verildi. Dosyalarda o kitabın konusuyla ilgili hem düşündürücü, hem de yaratıcı sorular yer alıyordu. Amacımız çocuğun okuduklarını anlaması, okuduklarıyla kendi yaşamıyla bağlantı kurması ve yaratıcılığını geliştirmesiydi. Bu nedenle dosyalar hazırlanırken bol bol görsel malzemeden de yararlanmıştık. Bu proje ilköğretim öğrencilerine olduğu kadar, onların öğretmenlerine ve bu çalışmaya katılan üniversite öğrencilerine yaratıcılığın yollarını açmıştı. Sonraki yıllarda Mavisel Yener, Sevim Ak, Seza Aksoy, Nazan İpşiroğlu gibi çeşitli yazarların katılımıyla çocuklara kitaplar ısmarlandı ve bu kitaplara gene yaratıcılıklarını geliştirici dosyalar hazırlandı. Yaratıcı okuma dosyaları öğrencilerin kitabı daha iyi anlamalarını, sorunlarını belirlemelerini, sorgulamalarını, okuduklarıyla kendi yaşamları arasında bağlantılar kurmalarını etkinlikler içeriyor. Kitaplar resim okuma (Resimlerle Konuşalım, Nazan İpşiroğlu), şiir (Şiiri Saldım Gökyüzüne, Mavisel Yener), fantastik öykü (Gökte Biri Var, Sevim Ak), (Şişko Patates, Seza Aksoy) mail-roman (Şimdiki Çocuklar Hala Harika, Zehra İpşiroğlu) gibi farklı türleri içeriyor ve beslenme sorunu, teknolojinin düşgücünü tüketmesi, otoriter aile ve okul sistemi gibi sorunları içeriyor ve bugün bir çok okullarda kullanılıyor.
Önümüzdeki yıl Can Yayınları’nda bu kitaplar yeniden yayınlanacak. Bütün bu çalışmalar yeni bir arayış içinde olan öğretmenlere de öyle bir yol açmıştı ki, birçok öğretmen, çalışmasını bu çizgide sürdürerek okuma dosyaları hazırlamaya başladılar. “Gergedan Oyunu” kitabım üstüne yaratıcı bir öğretmenin hazırladığı çok güzel bir çalışma dosyası daha kısa bir süre önce elime geçti. Bugün okuma kültürünün geliştirmesini hedefleyen bir çok okulda bu yöntemin uygulandığını söyleyebilirim.

Close