Venezuela lideri Maduro’nun kaçırılması ve ABD’nin Grönland’ı şiddet yoluyla ilhak etme tehdidi, Alman halkı arasında ABD’nin “kurallara dayalı dünya düzeninin savunucusu” olarak algılanmasına yönelik şüphenin artmasına yol açarken, ABD ve İsrail’in İran’ı yasadışı işgalinden bu yana Almanya’daki ABD askeri üslerinin rolü hakkındaki tartışma yeni bir boyut kazandı. “Ramstein Hava Üssünü Durdurun – Barış İçin Aktif” kampanyasının basın sözcüsü Arno Edgar Beier ile Ramstein’a karşı direniş hakkında konuştuk.
Sayın Beier, Almanya’da 20’den fazla ABD askeri üssü var. Kampanya neden özellikle bu üssü hedef alıyor?
Çünkü ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonları Ramstein Hava Üssü olmadan mümkün olmazdı. Ramstein Hava Üssü sadece yakıt ikmal istasyonu olarak değil, aynı zamanda hareketin planlanması, lojistik ve elektronik savaşın bir araya geldiği bir koordinasyon merkezi olarak da hizmet veriyor.
Hava üssü, stratejik önemi neredeyse abartılamayacak bir altyapıya ev sahipliği yapıyor: İnsansız hava araçlarını (dronları) kontrol etmek için röle istasyonu görevi gören bir uydu antenleri alanı.
Ramstein ayrıca, dronlardan ve keşif uçaklarından gelen gerçek zamanlı görüntü verilerini değerlendiren analiz ağı olan Dağıtılmış Ortak Yer Sistemi’nin (DCGS) bir bölümüne de ev sahipliği yapıyor. Buradaki analist ekipleri sürekli olarak video görüntülerini inceliyor, hedef seçimine destek veriyor ve bulgularını karar alma sürecine aktarıyor.
Ramstein’ın Orta Doğu operasyonları için hayati önem taşıdığı söyleniyor. ABD ordusu diğer ülkelerdeki birçok üssünü kullanamaz mıydı?
Bu o kadar basit değil, çünkü söz konusu altyapı pahalı ve her yerde mevcut değil. Öte yandan, ABD yaklaşımı da direnişle karşılaşıyor. İspanya, Orta Doğu’daki savaşa malzeme sağlayan uçakların İspanyol topraklarına inmesine izin vermeyi reddettikten sonra, Ramstein Hava Üssü, savaş bölgesindeki ABD ordusunun lojistik ve elektronik savaş için en önemli merkezi haline geldi. Dünyanın eğriliği nedeniyle Ramstein Hava Üssü olmadan insansız hava araçlarının doğrudan iletişimi, veri iletimi ve uzaktan kontrolü de bu hava üssünde yakıt ikmali yapılmadan uçaklara malzeme temini de neredeyse imkânsız olurdu.
Kampanya ne zaman başlatıldı ve tetikleyen neydi?
Kampanya 2015’ten beri devam ediyor. 2015’ten önce de barış hareketi içinden Ramstein Hava Üssü’ne karşı onlarca yıldır protestolar vardı. Ramstein Hava Üssü, diğer şeylerin yanı sıra, Irak’ta savaş dronlarının kullanımı nedeniyle gündeme geldi. “Ramstein’ı Durdurun: ABD Drone Savaşına Hayır” kampanyası için ilk eylem çağrısı 2015’te yapıldı. Pasifizm, uluslararası dayanışma, militarizm karşıtlığı ve faşizm karşıtlığı temel ilkeleri altında, barış hareketinden insanlar bir araya geldi. “Savaş bir daha asla Alman topraklarından kaynaklanmamalı” başlığı altında, Ramstein Hava Üssü’nün kapatılması kampanyasının ilk çağrısı 30 Temmuz 2015’te yayınlandı.
Ramstein’ın mevcut çatışmalardaki rolü, kampanyanıza olan kamuoyu desteğini nasıl etkiliyor?
Alman medyasında bile açıkça görüldüğü gibi, Almanya’nın ABD ordusuna verdiği desteğe yönelik haklı eleştiriler artıyor. Birçok insan artık Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen bir savaşı desteklemenin sadece hukuki olarak değil, ahlaki olarak da kınanması gerektiğini kabul ediyor.
“Ramstein Hava Üssü’nü Durdurun – Barış İçin Aktif” kampanyasına verilen tepkiler çeşitli ve kampanyamıza olan kamuoyu desteği artıyor. Anket kuruluşları bize anket sağlamasa da bunu düzenli bültenimize kaydolan 22.000 aboneden görebiliyoruz – ve abone sayısı sürekli artıyor.
Bu yılki Paskalya yürüyüşlerinde hangi taleplerin öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Bu yılki Paskalya yürüyüşlerinde de dile getirdiğimiz taleplerden biri, federal partlamento ve federal hükümetin ABD’nin Ramstein’ı insansız hava aracı savaşı üssü olarak kullanmasını yasaklaması ve uydu röle istasyonunu kapatması. Aynı zamanda, Alman Silahlı Kuvvetleri için insansız hava araçları edinmekten kaçınılmalı ve orduya savaş robotlarının sokulmasını yasaklanmalıdır. Ayrıca, Ramstein’ın odak noktası olduğu, NSA’nın BND ile işbirliği içinde yürüttüğü yasadışı casusluk uygulamalarına da son vermelidirler.

