Selçuk Kozan
Almanya’da doğup büyüyen, Kürt kimliğini inkâr etmeden dünya ringlerinde yükselen namağlup ağır sıklet boksörü Agit Kabayel, yalnızca sportif başarılarıyla değil; ırkçılığa, ayrımcılığa ve sessizliğe karşı sergilediği net duruşuyla da dikkat çekiyor.
1992 yılında Almanya’nın Leverkusen şehrinde doğan Kabayel, Bochum-Wattenscheid’da politik sebeplerle göç eden bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Ailesinin Bochum’da açtığı küçük bir dönerci, onun çocukluk yıllarının geçtiği yer oldu. Hayatın zorluklarını erken yaşta tanıyan Kabayel, ortaokul mezuniyetinin ardından raylı sistemler alanında meslek eğitimi aldı ancak bu mesleği hiç yapmadı. Hedefi spordu. Geçimini sağlamak için uzun süre güvenlik görevlisi (bodyguard) olarak çalıştı.
Futboldan boksa uzanan yol
İlk hayali futbolcu olmaktı. Genç yaşta Bayer Leverkusen altyapısında forma giyen Kabayel, bugün Almanya Milli Takımı’nın yıldız isimlerinden biri olan Leroy Sané ile aynı sahayı paylaştı. Daha sonra kickboks denemeleri yaptı. Ancak onun asıl tutkusu bokstu. Yıllar süren disiplinli çalışma ve fedakarlıkla, ağır siklet boksunda adım adım zirveye yürüdü.
Şubat 2025 itibarıyla profesyonel kariyerinde 26 maça çıkan Agit Kabayel, bu maçların tamamını kazandı. Galibiyetlerinin 18’ini nakavtla alan Kabayel, Mayıs 2024’te Kübalı güçlü rakibi Frank Sánchez’i mağlup ederek kariyerinin en önemli zaferlerinden birine imza attı.
Oberhausen’de tarihi gece
Kabayel’in kariyerindeki en unutulmaz gecelerden biri ise 10 Ocak 2026’da Almanya’nın Oberhausen kentinde yaşandı. Rudolf Weber Arena’da Polonyalı rakibi Damian Knyba’yı 3. rauntta nakavt eden Kabayel, profesyonel kariyerindeki 27. galibiyetini alarak namağlup unvanını korudu.
Yaklaşık 13 bin taraftarın izlediği karşılaşmada tribünlerin büyük bölümü Kürt taraftardan oluşuyordu. “Agit, Agit” ve “Biji Rojava” sloganları salonu inletirken, bu atmosfer Alman basınında geniş yankı buldu. Uzun yıllardır ağır sıklet boksunda büyük başarılar çıkaramayan Almanya için bu maç, spor açısından da sembolik bir anlam taşıdı. Maç sonrası Almanya’da yeterince ilgi görmediğini dile getiren Kabayel, bazı çevrelerin yabancı kökenli olmasından dolayı hak ettiği değeri görmediğini düşündüğünü ifade etti. Kendisine yöneltilen “İsminizi değiştirmeyi düşünüyor musunuz?” ve “Neden Almanya’yı temsil ediyorsunuz?” sorularına ise şu sözlerle yanıt verdi:
“Birçok insan Almanya’da bana ‘isim değiştirmelisin’ dedi. Ben bu yolu seçmedim. Başarı isimle ya da kökenle değil; emek, disiplin ve karakterle kazanılır. Riad’daki büyük sahnede Almanya için dövüştüğüm halde orada sadece bir Alman medya kuruluşu vardı. Bu da bana bazen ‘Agit Kabayel adı yeterince Alman bulunmuyor mu?’ sorusunu düşündürüyor.”
Agit Kabayel, kariyeri boyunca kendisini tek bir kimliğe sıkıştırmayı reddetti. Almanya’da doğup büyüdüğünü vurgularken, Kürt köklerini de açıkça sahiplendi:
“Ben Kürdüm ve Almanım. Almanya’da doğdum, burada büyüdüm. Ama köklerimi asla inkar etmeyeceğim. Birini seçmek zorunda değilim.”
Kabayel, bu iki kimliği ayrımcılık üzerinden değil, temsil ve birlik duygusuyla ifade ediyor. Kendini yalnızca tek bir ülkeye ait görmeyen sporcu, başarılarını da kökeniyle birlikte anlamlandırıyor.
Aşırı milliyetçilikten bilinçli olarak uzak duran Kabayel, sporun birleştirici gücüne inandığını her fırsatta dile getiriyor. “İnsanları kökenine göre ayırmak, ringde hayatta da kaybettirir” diyen başarılı boksör, bayrakları bir ayrışma unsuru değil, birlikte var olmanın sembolü olarak gördüğünü belirtiyor. Almanya’yı evi olarak tanımlayan Kabayel, zaferlerinin ardından yalnızca spora değil, dünyadaki gelişmelere de kayıtsız kalmıyor.
Rojava’daki sivil kayıplara dikkat çeken açıklamalarıyla da gündeme gelen Kabayel, “Mesele sadece Kürt olmak değil, mesele insan olmak. Masum insanların öldürülmesine sessiz kalamayız” sözleriyle ring dışındaki duruşunu da net biçimde ortaya koyuyor.
Agit Kabayel, WBC tarafından tanınan Interim (Geçici) Dünya Şampiyonu unvanını başarıyla koruyor. Boks dünyasında üst düzey bir prestije sahip olan bu kemer, sporcunun asıl WBC Dünya Şampiyonu ile karşılaşmaya bir adım daha yaklaştığını gösteriyor.
Agit Kabayel’in hikayesi, sporun yalnızca kemerler ve madalyalardan ibaret olmadığını; eşitlik, adalet ve insanlık adına da güçlü bir alan olabileceğini gözler önüne seriyor. Ringde kazandığı zaferler kadar, ring dışında sergilediği duruşla da adından söz ettiren Kabayel, modern spor dünyasında nadir rastlanan bir figür olarak öne çıkıyor. Almanya’da unutulmaya yüz tutan boks sporu Agit Kabayel tarafından yeniden hatırlatılırken, kendisine gereken değerin verilmediğine dair tartışmalar sürse de Kabayel daha fazla başarıya odaklanıyor.

