Göttingen Eyalet Mahkemesi, siyasi tutsaklarla dayanışma derneği Rote Hilfe’nin Sparkasse bankasına karşı açtığı davada ihtiyati tedbir kararı verdi. Mahkeme, bankanın hesap kapatma gerekçelerini yetersiz bularak işlemin hukuksuz olduğuna hükmetti.
Antifaşist görüşlü tutuklu ve hükümlülere destek sağlayan dayanışma derneği Rote Hilfe, Göttingen Eyalet Mahkemesinde Sparkasse bankasına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde önemli bir kazanım elde etti. Mahkeme cuma günü verdiği kararda, Sparkasse Göttingen’in derneğe ait hesabı kapatamayacağına hükmetti.
Geçtiğimiz Aralık ayı ortasında hem GLS Bank hem de Sparkasse Göttingen, Rote Hilfe’nin hesaplarını feshettiklerini duyurmuştu. Her iki banka da bu karara ilişkin somut bir açıklama yapmaktan kaçınırken; GLS Bank, “Alman ve Avrupa bankacılık sistemindeki yasal ve denetleyici düzenlemelere ile uluslararası bağlayıcı anlaşmalara” uyma zorunluluğunu gerekçe göstermişti.
Rote Hilfe ise bu hamlenin, ABD’nin “Antifa-Ost” oluşumunu terör listesine almasıyla bağlantılı olduğunu savunuyor. Dernek, bankaların ABD yaptırımlarından çekindiği için hesap kapatma yoluna gittiğini iddia ediyor. GLS Bank’ın kararına karşı aralarında binlerce imzacının bulunduğu çok sayıda sivil toplum kuruluşu protesto mektubu yayınlamıştı.
Merkezi Göttingen’de bulunan Rote Hilfe, kamu tüzel kişiliğine sahip olan ve “kamu hizmeti sunma yükümlülüğü” bulunan Sparkasse’ye karşı bu nedenle dava açtı. Mahkeme, 9 Şubat itibarıyla yapılması planlanan feshin geçersiz olduğuna ve esas hakkındaki dava sonuçlanana kadar hesabın açık tutulmasına karar verdi.
Banka ABD’nin baskısından korktu
Derneğin internet sitesinde yer alan basın açıklamasına göre, Sparkasse, savunmasında ABD’nin “Antifa-Ost” kararından sonra işlem denetim maliyetlerinin arttığını, uluslararası ödeme sisteminden dışlanma riski taşıdıklarını ve itibar kaybı korkusu yaşadıklarını öne sürmüştü. Ancak mahkeme bu gerekçeleri reddetti. Sözlü karar gerekçesinde, “herhangi bir üçüncü ülkenin” siyasi kararlarının veya listelerinin Almanya’daki bir banka hesabı feshi için dayanak oluşturamayacağı, olası bir imaj kaybı endişesinin de yeterli sebep sayılamayacağı vurgulandı.
“Önemli bir sinyal”
Kararı değerlendiren Rote Hilfe Federal Yönetim Kurulu Üyesi Hartmut Brückner, “Mahkeme, üçüncü bir devletin siyasi listelerinin Alman bankaları için bir ölçüt olamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu karar, siyasi motivasyonlu hesap kapatma girişimlerine karşı verilmiş önemli bir mesajdır” dedi.
Davayı yürüten avukat Jasper Prigge ise kararın sivil toplum için hayati önem taşıdığını belirterek “Bir banka hesabına erişim, dernekler için varlık yokluk meselesidir. Trump hükümetinin keyfi kararları, Almanya’da temel haklarla korunan faaliyetleri fiilen engelleyemez. Eyalet Mahkemesi’nin kararıyla bu durum netleşmiştir” dedi.
100 yıllık mücadele deneyimi
Rote Hilfe’nin geçmişi 1920’lerin başındaki işçi hareketlerine kadar uzanıyor. İlk olarak 1924’te Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) girişimiyle, o dönemde artan siyasi baskılara ve tutuklamalara karşı bir dayanışma ağı olarak kurulmuştu. Amacı siyasi nedenlerle tutuklanan işçilere hukuk desteği sağlamak ve cezaevindeki mahkumların ailelerine maddi yardımda bulunmaktı.1933 yılında Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte örgüt yasaklandı ve üyelerinin çoğu toplama kamplarına gönderildi veya sürgüne zorlandı.
1970’lerin başında, Batı Almanya’daki radikal sol gruplar, devlet baskısı ve mahkemelerle karşı karşıya kalan aktivistleri savunmak amacıyla Rote Hilfe’yi yeniden canlandırdı.
Günümüzde yaklaşık 20 bin üyesiyle Rote Hilfe, Almanya’nın en büyük sol dayanışma örgütlerinden biri olarak kabul biliniyor. Siyasi davalarda avukat masraflarını karşılama, gösterilerde gözaltına alınanlara hukuki danışmanlık verme, cezaevindeki siyasi mahkumlarla dayanışma kampanyaları yürütmek gibi faaliyetleri olan dernek bu nedenle iç istihbarat servisi Verfassungsschutz tarafından izlemeye alınmış durumda. (YH)

