1998’den bu yana 24 yıldır hükümette olan SPD, yeni program tartışması başlattı. Rekor düzeyde düşen oyların artırılması için sosyal konulara yöneleceği iddia ediliyor. Ancak bunun inandırıcı olmayacağı bugünden söylenebilir.
Gazetemizin son sayısında kapaktan “İşçilere karşı ajanda” başlığıyla yayınladığımız haber-yorumda asıl olarak sermaye örgütleri ve Hristiyan Demokratların işçi sınıfı ve emekçilerin kazanılmış haklarına yönelik planlarına yer vermiştik. Koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) gelen cılız itirazların, saldırıları ne kadar engelleyeceği ise belirsiz.
Son genel seçimlerde yüzde 16,4 ile tarihinin en düşük oyunu alan SPD’nin bu durumdan nasıl çıkacağı parti yönetiminin yanıt aradığı konuların başında geliyor. Bu kapsamda şubat başında ilan ettiği yeni “program tartışmasının” buna çözüm olabileceği ileri sürülüyor.
İki yıl içinde tartışılarak karar altına alınması öngörülen, parti yönetimi tarafından karar altına alınan yeni programın üç temel ayağının olması gerektiği, parti yöneticileri tarafından Berlin’de düzenlenen toplantıda ilan edildi. Bunlar: ABD tarafından dayatılan yeni dünya düzenine karşı tutum, rekabet ve sosyal devlet.
1998’den bu yana, 2009-2013 dönemi dışında hep koalisyon ortağı olan SPD’deki çözülme ve zayıflamanın başlıca nedeni ilan edilen üç temel konuda halkın, işçi sınıfının değil, asıl olarak sermayenin çıkarlarının merkeze alındığı bir hat izlendi. 16 yıllık Helmut Kohl hükümetinin devrilmesinden sonra yüzde 41 oy alan SPD’nin oyu gelinen aşamada yüzde 15’de kadar düştü. Bu da partinin son 28 yıl içinde yüzde 26 oy kaybetmesi anlamına geliyor. Bu süre zarfında SPD’ye sırtını dönen toplumsal kesimlerin başında işçi sınıfı geliyor.
Bu nedenle yeniden güçlenme adına program arayışına giren SPD’nin işçi sınıfına yönelik talepleri merkeze alan bir program olmadığı takdirde yeniden güç kazanma şansı bulunmuyor. Program tanıtım toplantısında konuşan SPD Eş Genel Başkanı Bärbel Bas, “Sosyal devletimiz sosyal demokratların bir başarısıdır ve bunu savunmak ve daha da geliştirmek bizim görevimizdir” diyerek, “temel reform” mesajı verdi.
FİNANSMAN VE REFORM TARTIŞMALARI
Yönetim kurulu tarafından karar altına alınan program taslağında sağlık sisteminin finansmanının reformdan geçirilmesi yer alıyor. Kararda, “Bugün, sağlık ve bakım sistemimizin yükünü özellikle işçilerin verdiği primlerden sağlanıyor” deniyor. Bu nedenle, gelecekte “şimdiye kadar adil bir katkı sağlamayanlar zenginlerin” sosyal sigortaların finansmanına katılmasını istiyorlar. SPD, sağlık ve bakım sigortalarının finansmanı için tüm gelir türlerinin, sermayeden daha fazla vergilerin alınması veya kira gelirlerinin de dahil edilmesini savunuyor.
CDU/CSU kanadı ise bu alanda oluşan açığın kesintilerle karşılanmasını istiyor. Bakım sigortası fonlarının finansman sorunları çok büyük. Federal Sayıştay, 2029 yılına kadar 12,3 milyar euroluk bir finansman açığı olacağı konusunda uyarıda bulunuyor. Sağlık Bakanı Nina Warken (CDU), yaz tatiline kadar bakım sigortası reformu için bir taslak sunacağını ve reformun gelecek yılın başında yürürlüğe gireceğini duyurdu.
SPD, emeklilik sistemini de reformdan geçirmeyi hedefliyor. Plana göre, emeklilik sigortası zorunluluğu memurlar, serbest meslek sahipleri ve milletvekillerine de genişletilecek. 2031’den sonra en az yüzde 48’lik bir emeklilik seviyesini hedeflemekle kalmayıp, gelecekte bunun artırılmasını hedefliyor. Sermaye örgütleri ise her fırsatta bu söz konusu yüzde 48’i aşağı çekme çağrısı yapıyor.
Hükümet partileri tarafından emeklilik alanında yapılacak değişiklikleri ele alması için bir komisyonun kurulmasına karar vermişti. Kurulan komisyonun yaz aylarına kadar, emeklilik sistemindeki reformlar konusunda öneriler yapması bekleniyor.
İNANDIRICILIĞINI KAYBEDEN PARTİ
Sosyal alanlar ve sosyal sigortalar konusunda SPD’nin önerdiği reformların ne kadar karşılık bulacağı belirsiz. Zira aynı programda yer alan rekabet bölümünde sermayenin desteklenmesi, Almana’nın emperyalist çıkarlarının korunması yer alıyor. Bu temelde askeri harcamaların arttırılmasına devam edilmesi isteniyor. Ukrayna’ya verilen askeri ve mali destek “Avrupa güvenlik mimarisinin temel parçası” olarak ilan ediliyor.
SPD’nin mevcut programı 2007 yılında karar altına alınmıştı. Yeni programın 2027 yılında hazır olması planlanıyor. Sürekli oy kaybeden SPD’nin çalışma yaşamı, eğitim ve adalet gibi klasik konularının yanında yapay zeka, yeni dünya düzenini eklemesi planlanıyor. Ancak gelişmeler, SPD’nin kendisini var eden “klasik” sosyal konulardan uzaklaşarak, asıl olarak orta sınıfların ilgisini çekecek konuları öne çıkarması da bekleniyor. Bu nedenle eskisi gibi sosyal konulara yönelmesi, işçi sınıfı başta olmak üzere geniş kitleler arasında inandırıcı bulunmayacaktır. Zira, son 28 yıllık “sosyal yıkım” ve militarist politikanın baş sorumlusu. (YH)
