Ali Çarman/Stuttgart
Her şehrin kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Örneğin, Berlin ve Hamburg denilince kültürel olarak bir hayli zenginliklerle dolu olduğu bilinir. Sadece bu açıdan değil elbette, Hamburg limanı ile Berlin ise başkent oluşuyla da dikkatleri hep üzerine çekmiştir.
Baden-Württemberg eyaletinin parlayan yıldızı ve başkenti olan Stuttgart; otomobil sanayinin kalbi olma özelliğine son yıllarda kültürel alanlarda yapmış olduğu çalışmalarla bu yarışta bende varım demekte.
Son yıllarda sanatsal sergilerde görülen bir yenilik var ki, oda kimi zaman üç boyutlu olarak kimi zaman ise tamamen dijital olarak hazırlanan gezici sergilerdir. Sergiler tamamen kar amaçlı ve yer yer fikirlerin çarpıtılması veya yerilmesi olarak ele alınıyor olunsa da gezmekte, görmekte çok yarar var.
Sergi organizatörleri toplumda ikon haline gelmiş, her kesimden insanların saygınlığını kazanmış kişileri ele almaktalar.
Stuttgart’taki Martin Schleyer Halle salonlarının birisinde sergilenmeye devam eden VİVA FRİDA KAHLO SERGİSİ beklenenin üzerinde ilgi görmeye devam ediyor. Belli aralıklarla toplu halde sergiye almalardan dolayı kapı önünde fazla beklenilmiyor.
Renklerin dünyasına doğru ilk adımını attığınızda karşınızda dünyaca tanınmış komünist bir ressam, aynı zamanda dünya kadın hareketinin sembolleri arasında olan Frida Kahlo’nun özlü sözleri ve hayatının kronolojik versiyonunu ile karşılaşıyorsunuz.
İşte bunlardan birkaç özlü deyiş: ‘’Onlar benim sürrealist olduğumu sandılar, ama değildim. Hiçbir zaman hayalleri resmetmedim. Hep gerçekliği çizdim. Uçmak için kanatlarım varken ayaklara ne gerek var? Hiçbir şey mutlak değildir. Her şey değişir. Her şey hareket eder ve çözüme kavuşur.’’

Halkının acılarıyla kendi acılarını birleştiren Frida
Frida Kahlo, 1907 yılında Meksiko’nun güneyindeki Coyoacan’da dünyaya geldi. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci sonrası bir bacağı engelli kalmış ve kendisine ‘’Tahta Bacak Frida’ denmiştir.
Genç kızlık çağında dönemin en iyi eğitim veren okulunda okurken kendisini sanat, edebiyat, felsefe alanlarına verir.
18 Yaşındayken bu kez büyük bir trafik kazası geçirir ve bütün dünyası, hayatı değişmeye başlar. Defalarca ameliyat olmasına rağmen ayağı bir türlü iyileşmez. Kazadan sonra, hayatı adeta korseler içinde geçer. Ancak, Frida bunu kabullenmez ve hayata daha sıkı sarılarak resim yapmaya başlar. 1929’da Meksika Komünist Partisi’ne üye olur. Aynı yılın Ağustos’unda Meksika’nın Michelangelo’su olarak isim yapmış Komünist ressam Diego Rivera ile evlenir. Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954 yılında 47 yaşında hayatını kaybetti.
Frida resimleri içinde yüzmek
Serginin en önemli ve güzel bölümü ise 360 derecelik kocaman bir salonda Frida Kahlo’nun hayatını ve eserlerini projeksiyon ve ses efektleriyle atmosferik bir şekilde anlatılması baş döndürmekte.
Sürekli yanıp sönen ışıklar ve değişen görüntüler ile 45 dakika süren gösterimde; Meksika gerçekliğini, Aztekleri, Mayaları, halk hareketini, devrimin kızıllığını, kadınları ve adeta havada uçuşan tropikal meyve görüntüleri ile büyüleniyorsunuz. Süre dolduğunda insan keşke daha uzun sürseydi demekten kendini alamıyor.
Serginin çıkış kapısına yakın bir mekanda ise bu kez on dakika kadar süren üç boyutlu gözlüklerle çıkılan yolculuğa çıkıyorsunuz. Kendinizi Binbir Gece Masallarının uçan halısına binmiş duygusu içinde hissediyorsunuz.
Yaşasın Firida Kahlo sergisinin en önemli bir gerçekliği de kadınları ve kadınların yaşamları için güçlü bir mücadeleyle doğan eserleri ve yeni bir sanat-kültür çağı izlerini taşıyor olmasıdır.
İnsanlığın ilkel toplumdan bu yana konuştuğu ortak dil resim sanatının yüceliğini, derinliğini, estetik güzelliğini ve bunun yansımalarını görünce Frida Kahlo’nun Marksizm iyileştirir sözünün ne kadar doğru ve yerinde söylenmiş bir söz olduğunu bir kez daha bilince çıkarıyorsunuz.
Viva Frida Kahlo sergisi Pazartesi-Pazar haftanın her günü saat 10 ile 21 arası açık tutulmaktadır.

