Written by 11:00 AVRUPA

Trump Grönland’ı alırsa Avrupa ne yapabilir?

YÜCEL ÖZDEMİR

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırarak New York’a götürmenin zafer sarhoşluğu yaşayan ABD Başkanı Donald Trump, birkaç gündür sıranın Danimarka Krallığının parçası olan Grönland Adası’na geldiğini söylüyor. Bu nedenle Avrupa’yı panik ve tedirginlik havası sarmış durumda. Grönland’ın ABD tarafından işgal edilmesi halinde nasıl tepki gösterilmesi gerektiği üzerinde duruluyor.

ABD’nin bütün itirazlara rağmen Grönland’ı işgal etmesi, elbette Avrupa ile ABD arasında ve NATO içinde bir kırılmaya yol açacaktır. Ancak bu kırılmanın kesin bir kopuşa yol açıp açmayacağı belirsiz. Birçok AB ülkesi ekonomik ve siyasi çıkarları gereğince, bir süre sonra ABD’ye itirazlarını bir yana bırakarak ilişkileri normalleştirebilir. ABD için tek endişe, emperyalist paylaşımda Avrupa’nın nerede duracağı. Grönland işgaliyle Avrupa’nın ABD’nin değil rakibi Çin’e yakınlaşacağına dair belirtilerin ortaya çıkması durumunda süreç gecikebilir.

Almanya ve Fransa’nın merkezinde olduğu Avrupa, ABD ve Çin kadar güçlü bir eksen olmasa da kendi çıkarları temelinde pazarlık yapabilecek bir güce dönüşme olasılığı ise henüz var.

Emperyalist rekabetteki sertlik, pervasızlık, devasa silahlanma ve bloklaşmalar içinde büyük savaşları barındırıyor. Emperyalistlerin sömürgeci amaçları artık çık daha net ve çarpıcı şekilde geniş kitleler tarafından görülebilir. Önemli olan, yeni koşullarda hızlanacak bilinç değişimini güçlü bir antiemperyalist harekete dönüştürmek. Bu olabildiği takdirde emperyalist haydutlar istedikleri zaman istedikleri yere saldıramayacak.

Trump’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak bir ülkenin iç işlerine karışmasına, seçilmiş devlet başkanını kaçırmasına destek veren Avrupa ülkeleri, mesele Grönland olunca “ulusal egemenlik haklarına saygı” çağırısında bulunuyorlar. Venezuela’ya “ulusal egemenlik haklarını” çok görenlerin Grönland’da bunu kutsaması tam anlamıyla bir ikiyüzlülük örneği olsa gerek.

Açıklamalara ve girişimlere bakılırsa ABD emperyalizmi, Grönland’ı topraklarına bir şekilde katmaya kararlı. Dışişleri Bakanı Rubio, satın alma opsiyonunu bir kez daha gündeme getirdi. Demek istedikleri; “Ya satış yoluyla ya da işgalle Grönland’ı alacağız.”

Venezuela’da Trump ve ekibine tam destek verenler, Grönland’da “emperyalizmi” de keşfetmiş durumda. Birçok gazetede ABD’nin Grönland’a el uzatmasının arkasında “emperyalist çıkarlar” olduğuna dair haber-yorumlar yazılmaya başlandı.

Her ne kadar Rubio, Venezuela’da yaşananların Grönland’da olmayacağının sözünü Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot’a verse de, Maduro’nun kaçırılmasına sınırsız destek verilmeseydi, belki Grönland bu denli pervasız şekilde gündeme gelmeyebilirdi. Ancak bu durumda, Grönland’ın Trump döneminde bir şekilde ABD’nin kontrolüne geçmesi adeta kaçınılmaz görünüyor.

2.1 milyon kilometrekare yüz ölçümü, sahip olduğu zengin nadir elementler ve jeostratejik konum nedeniyle ABD emperyalizminin iştahını uzunca bir süredir kabartan Grönland’ın işgal edilmesinin önüne geçmek için şimdilik Avrupalıların en önemli gerekçesi Grönland’ın Danimarka’nın, dolayısıyla AB’nin ve NATO’nun parçası olduğu söylemi… Bir NATO üyesinin başka bir NATO ülkesine savaş açmayacağı, topraklarına el koymayacağı gibi “siyasi ahlak normları” sıralanıyor. Evet bugüne kadar bir NATO üyesi ülke başka bir NATO üyesine saldırmamış olabilir, ama hiç saldırmayacağı anlamına da gelmiyor. Saldırması durumunda NATO’nun ne yapacağına dair bir düzenleme de yok. Çünkü, hep NATO ülkelerinin düşmana karşı birlikte hareket edeceğinden yola çıkılıyordu. Ama, emperyalist ABD’nin vardığı haydutluk aşaması ve ihtiyaçları yerleşik ezberleri bozmaya aday. Bu elbette emperyalizmin doğasında olan bir şey. Yeni değil.

Başka bir deyişle ABD’nin Çin karşısında güç kaybetmenin etkisiyle ulaştığı dizginsiz saldırganlık ve haydutluk bakımından bir teritoryumun kime ait olduğu çok da önem arz etmiyor. Gücü olanın istediğini aldığı havasının yaratıldığı günümüzde, Grönland ve Danimarka’nın egemenlik hakları da sadece bir ayrıntıdan ibaret.

Trump ve ekibinin saldırganlığının farkında olan Danimarka hafta içinde, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Polonya, İspanya’yı yanına alarak, ABD’ye karşı ortak bir açıklama yayımladı. Hep birlikte Trump’a, Venezuela’da yok saydıkları “BM Şartı”nda yer alan egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığı ilkelerine saygıyı hatırladılar ve Trump’a buna uyma çağrısında bulundular.

Asıl mesele, Avrupa’nın ABD’ye geri adım attırabilecek bir ağırlığının, gücünün olmaması. Trump da bunun farkında. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in en sert çıkışı, “Grönland’ın işgalinin NATO’nun sonu olacağını”ndan öteye geçmedi. Fransa, Almanya, Polonya ve Danimarka, gerektiğinde askeri yanıt vermek üzere görüşmelere başladı.

Tek başına gücü ABD’ye yetmesi mümkün olmayan Danimarka, yakın gelecekte Grönland’daki çıkarlarının bütün Avrupa’nın yararına olduğunu daha fazla dillendirerek, diğer ülkelerin sürece müdahil olmasını isteyecek. Grönland’ın zenginliklerini ABD ile değil Almanya, Fransa ve İngiltere ile paylaşılacağının vadedilmesi durumunda transatlantik ilişkilerde tansiyon artacak.

Close