Written by 17:00 POLITIKA

Yüzde 10 yiyor, yüzde 90 bakıyor

YÜCEL ÖZDEMİR

Almanya ekonomik, sosyal ve politik açıdan kritik bir dönemden geçiyor. Sistem partilerinin güç kaybettiği, aşırı sağın yükseldiği, Alman sermayesinin emperyalist çıkarlarına bağlı olarak askeri harcamaların attığı bu dönemde dikkat çeken bir diğer gelişme ise yoksulluğun ve sınıflar arası çelişkilerin daha da derinleşmesi. Bu elbette sadece Almanya’ya özgü bir durum değil. Avrupa’nın bir çok ülkesinde benzer bir eğilim söz konusu.

Son genel seçimlerde ırkçı, aşırı sağ partinin her beş seçmenden birisinin oyunu alması da, uzun bir sürece yayılan ekonomik-sosyal gelişmelerin sonuçlarıyla ilişkili. Milliyetçiliğin yükselişiyle sosyal sorunlar arasındaki bağı görmeyen ya da göstermek istemeyen sermaye basını ve partileri, bu nedenle aşırı sağla mücadele konusunda da samimi değiller.

‘Adaletsizlik artıyor, politik katılım azalıyor’

Hans Böckler Vakfı’nda bağlı faaliyet yürüten Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü (WSI) tarafından kasım ortasında yayınlanan “Adaletsizlik artarken politik katılım azalıyor” başlıklı raporunda, günümüzde 1990’lı yıllara göre çok daha fazla gelir adaletsizliği yaşandığına dikkat çekiliyor. 1998-2005 yılları arasında işbaşında olan SPD-Yeşiller koalisyon hükümetinin işçi sınıfının kazanılmış sosyal haklarına yönelik, Ajanda 2010 adı altında yapılan saldırıların zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumu derinleştirdiği de vurgulanıyor.

Rapora göre, Gerhard Schröder’in başbakanlığının başladığı 1998’de yüzde 10,3 olan yoksulluk 2005’te yüzde 14,2’ye çıktı. Bu dönemde düşük ücretli işler artmış, taşeronluk yaygınlaştırılmış, işsizlik parasında sınırlama getirilmiş, Hartz 4 uygulamaya konulmuştu. Aynı yıllar arasında zenginlerin oranı ise yüzde 5,8’den yüzde 7,9’a yükseldi. Sadece bu karşılaştırma bile SPD ve Schröder’in işçi sınıfını nasıl yoksullaştırdığını, sermayeyi zenginleştirdiği göstermeye yetiyor. Yine aynı dönemde süper zenginlerden alınan vergi yüzde 53’ten yüzde 42’ye düşürüldü ve 2005’ten bu yana geçerliliğini korumaya devam ediyor.

YOKSULLUK YÜZDE 15,5’E ÇIKTI

Sosyal demokratlar eliyle çıkarılan yasalarla hızlandırılan sınıflar arası uçurum katlanarak bugünlere taşındı. “Paritätischer Verband” tarafından bu yılın nisan ayında yayınlanan raporda ülkedeki yoksulluğun 2024’te 2023’e göre yüzde 1,1 artarak yüzde 15,5’e çıktığı açıklandı. Bu da, Avrupa’nın en zengin ülkesi Almanya’da 13 milyon insanın gelirinin, ortalama gelirin yüzde 60’ından daha az ve yoksulluk içerinde olduğu anlamına geliyor.

Aynı raporda yoksulluk sınırının tek başına yaşayanlar için aylık 1.381 euro, 14 yaş altı iki çocuk sahibi dört kişilik bir aile için ise 2.900 euro olduğu belirtildi. Artan kiralar, yüksek enflasyon, özellikle de gıda, enerji ve kira fiyatlarındaki artışlar, Almanya’yı orta gelirli emekçiler için adeta yaşanmaz ülke haline getirmiş durumda.

Korona dönemindeki ekonomik daralma ve yüksek enflasyon da, var olan yoksulluğun daha da artmasına neden oldu. Bütün veriler yoksulların 2020’den bu yana reel olarak daha da yoksullaştığına işaret ediyor. “Paritätischer Verband”ın raporuna göre 2020’de yoksullar ortalama olarak aylık 981 euroya sahipti. 2024’de ise fiyat ayarlaması yapılmış gelir açısından yoksulların medyan geliri 921 euroya düştü.

Bunun doğal sonucu olarak ülkede yoksulluk içinde yaşayan kadınların, çocukların, göçmenlerin sayısı da yıldan yıla artmaya devam ediyor. Federal İstatistik Dairesinin kasım ayına yaptığı verilere göre, 2024’de 18 yaşından küçük çocukların 2,2 milyonu (yüzde 15,2) yoksulluk içerisinde yaşıyordu. Bu ülkede her yedi çocuktan birisinin yoksul olduğu anlamına geliyor. Yoksul çocukların oranı 2023’de yüzde 14 olarak açıklanmıştı. Bir yıl içerisinde yüzde 1,2’lik bir artış, yoksulluğun hızlı şekilde yükseldiği şeklende değerlendirilebilir.

OLMASAYDIK YOKSUL OLMAZDINIZ ZENGİN!

Yoksulluğun hızla arttığı dönemde milyarder ve milyonerlerin sayısı ise Almanya’da arttı. “Manager Magazin” dergisinde yer alan habere göre, 2025’te Almanya’da 256 milyarder yaşıyordu ve bu sayı geçen yıla göre yedi kişimin daha listeye eklendiğini gösteriyor. Milyarderlerin kayıtlı servetleri de yüzde 2,9 artarak 1,16 trilyon euroya ulaştı. Aynı dergide yer alan haberde, 2001 yılından bu yana en zengin 100 kişinin toplam serveti 263 milyar eurodan 758 milyar euroya, yani yaklaşık üç katına çıktı.

Son 10 yıl içinde zenginlerin daha da zenginleştiğini ortaya koyan bir veri de, servet dağılımıyla ilgili: 2017’de en zengin yüzde 10’luk kesimin sahip olduğu servet, toplam servetin yüzde 57’si iken, bu oran 2024’te yüzde 67,3’e çıktı. Toplumun yarısına denk gelen kesimin sahip olduğu servet ise aynı süre içerisinde yüzde 1,3 olarak kalmaya devam ederken, orta sınıflarda bir yoksullaşma meydana geldi. (DIW Berlin 2019, Oxfam 2024 verileri)

Bu da Bertholt Brecht’in ünlü sözünü hatırlatıyor: “Olmasaydım yoksul, olamazdın zengin.” Toplumsal serveti işçi sınıfından, halktan alıp burjuvaziye veren kapitalizm varlığını sürdükçe bu döngü sürmeye devam edecek. Bu nedenle gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmanın tek yolu kapitalizme karşı mücadeleden geçiyor. (YH)


Yoksulların düzen partilerine güven kalmadı

WSI’nin araştırmasında dikkat çekilen en önemli noktalardan birisi gelir adaletsizliği büyüdükçe, düşük gelirliler arasında düzen partilerine güven kayboluyor. Aşırı sağcı AfD’nin yükselişiyle yoksulluğun, işsizliğin, gelecek kaygısının artması arasında doğrudan bir bağlantı söz konusu. Gelir gruplarına göre oy verme de bunu gösteriyor. Raporda yer alan araştırma sonuçlarına göre, ortalamanın yüzde 60’ından daha az, yani yoksul olanların yüzde 27’si, yüzde 60-100 arasında olanların ise yüzde 24’ü AfD’ye oy verdi. Ama aynı AfD, geliri yüzde 100-200 arasında olanlardan da CDU’dan sonra (yüzde 26) en fazla oy alan (yüzde 20) parti oldu. Bu da AfD’ye oy verenlerin ortanın üstündekilerle en alttakiler arasındaki grup olduğunu gösteriyor. En zenginlerden (yüzde 200’den fazla) en çok oy alan partiler ise CDU (yüzde 38) ve Yeşiller (yüzde 18). Yoksulların en fazla oy verdiği ikinci parti Die Linke (yüzde 20) oldu.

Bir diğer önemli veri de seçimlere katılım oranıyla ilgili. Yoksul olanların yüzde 11,3’ü 2021’de sandık başına gitmez iken bu oran 2025’te yüzde 7’ye düştü. AfD’nin oylarını iki katına çıkarmasının nedenleri arasında daha önce sandık başına gitmeyenlerin oyunu almasıydı.

Bütün bunlar ülkedeki siyasi dengelerdeki değişimin temel nedeninin emekçi sınıfların değişen ekonomik-sosyal koşulları olduğunu gösteriyor. Bu aynı zamanda nasıl bir politika izlendiğinde aşırı sağın güç kaybedebileceğini de gösteriyor. (YH)


Verilerle Almanya’daki zenginlik ve yoksulluk

  • 256 milyarder var.
  • Milyarderlerin toplam serveti 2024’te 26,8 milyar dolar artarak 625,4 milyar dolara ulaştı. Bu, günde 73 milyon dolarlık bir artışa karşılık geliyor.
  • 1 milyon 630 milyoner
  • 10’luk zengin zümre toplam servetin yüzde 67,3’ne sahip
  • 3900 süper zenginin serveti 100 milyon dolardan fazla.
  • 500 yeni süper zengin.
  • Yüzde 71’i mirasla milyarder oluyor.

YOKSULLUK

  • 13 milyon insan yoksul
  • 2,2 milyon çocuk yoksul
  • 1 milyon insan evsiz
  • 5 milyon insan sosyal yardım alıyor
  • 3 milyon insan işsiz
  • Yüzde 30: Göçmenler arasındaki yoksulluk
Close