Written by 15:01 HABERLER

AB’den ABD’de çekimser Venezuela desteği

Yücel Özdemir

ABD ve Başkanı Donald Trump’ın dünyanın en büyük petrol rezervine sahip Venezuela’da “rejim değişikliği” için düğmeye bastığı gün gibi ortadaydı. Uyuşturucuyla mücadele adı altında yapılan askeri yığınağa paralel olarak gemilere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bir savaş hazırlığının somut işaretleriydi. Buna paralel olarak, “rejim değişikliği”nden sonra iktidara getirilmesi planlanan Maria Corina Machado, Nobel Barış Ödülü verdilirek parlatıldı. Hem Venezuela içinde hem de uluslararası kamuoyunda Machado, Devlet Başkanı Nicalas Maduro’nun alternatifi olarak öne çıkarıldı. Trump’ı Batı dünyasının “özgürlük şampiyonu” olarak nitelendirilen Machado, şimdi başkanlık koltuğuna darbeyle yoluyla oturmanın hesaplarını yapıyor.

Atılan adımların hepsinin yapılmış bir planın puzlleri olduğu az çok görülebiliyordu. Bir tek ABD’nin Venezulla’ya ne zaman askeri çıkarma yapacağı bilinmiyordu.

Yeni günün üçüncü gününde, yerel saatler 01.00’i gösterirken Venezuela’da bir çok askeri üs ve liman bombalandı. Bununla da kalmadı Devlet Başkanı Maduro ve eşini bir haydut gibi kaçırdı. Trump’a ters düşen her ülkenin liderinin başına, benzer bir kaçırmanın olabileceği bir kez daha görüldü.

ABD’nin planlarına uymayan, kendi geleceğine kendisi karar vermek isteyen Venezuela’ya karşı yapılan haydutluk, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından saatler boyunca sessizce izlendi. Hükümet ve devlet başkanları bir açıklama yapmamaya özen gösterdi. Aradan yaklaşık 11 saat geçtikten sonra Avrupa Birliği Komisyonu Dışişleri Yüksek Komiseri Kaja Kallas, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile telefonlaştığını ve Moduro’nun meşru bir devlet başkanı olmadığını tekrarladığını ifade etti. Ardından da AB olarak “barışçıl bir geçişten yana” olduklarını dile getirerek, “Her koşulda, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkeleri gözetilmelidir. İhtiyatlı davranılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Aylardır alttan alta ABD tarafından sürdürülen “rejim değişikliği” çalışmalarına tam destek veren AB’nin şimdi bunun “barışçıl yollardan” olması gerektiği yönündeki tutumu hiçbir şekilde bir inandırıcılık içermiyor. Ama aynı açıklamada ortada “Uluslararası hukuk ve BM şartlarının ihlali” olduğu da kabul ediliyor.

Maduro’nun son haftalarda saldırıyı önlemek için yaptığı barışçıl çağrılara kulak tıkayan, gündeminde asıl olarak “rejim değişikliği” olduğunu ilan eden ABD ve lideri Trump’a AB’nin asklında itiraz etmediği Kallas’ın açıklamasına anlaşılıyor. Bu yazı yazıldığında daha Almanya Başkakanı Friedrich Merz başta olmak üzere, Avrupa ülkelerinin liderleri henüz resmi açıklamalarda bulunmamıştı. Büyük bir olasılıkla hepsinin söyleyecekleri Kallas’ın açıklamasından ibaret: “Rejim değişikliğine tam destek, uluslararası hukuka saygı.”

Ortada açıktan uluslararası hukukun ihlali olduğu halde, ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırı ve Maduro ile eşini kaçırmasına karşı açık bir tutum ise yok. Zira, Avrupalı emperyalistler de, rejim değişikliğinden sonra, Venezuela’nın yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek için sıraya girecekler. Zira Venezuela her bakımdan zengin bir ülke.

Emperyalistlerin gözü neden Venezuela’da?

Venezuela, dünyadaki bilinen petrol rezervlerinin yüzde 17’sine sahiptir ve bu oranla Suudi Arabistan, Rusya ve ABD’nin önünde ilk sırada yer alıyor. Tahminlere göre Venezuela’daki toplam petrol rezervi 300 milyar varil civarında.

Ülkedeki petrol üretimi 1997 yılında günlük 3,5 milyon varil üretimle en yüksek üretim seviyesine ulaşmıştı. Şu anda ise günlük üretim 900 bin varile düşmüş durumda. Daha önce Venezuela petrolünün en büyük müşterisi ABD iken, şimdi Çin.

Almanya’da işgale karşı eylemler yapılacak

ABD’nin Venezuela’da yaptığı haydutluğa karşı hükümetler sessiz destek verirken, halklar karşı çıkıyor. Almanya’nın bir çok kentinde bu akşam saat 18.00’de gösteriler düzenlenecek. Almanya Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) de saldırıyı kınayarak, emekçileri ABD’nin saldırganlığına karşı Venezuela halkıyla dayanışmaya çağırdı.

Close