Written by 17:52 HABERLER

Aleviliğe karşı asimilasyon politikaları panelde tartışıldı

Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi tarafından “‘T.C Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlı ve Asimilasyon” başlığı altında gerçekleştirilen panelde, Aleviliğe dönük son yıllardaki asimilasyon politikaları masaya yatırıldı.

Pazar günü cemevi salonunda moderatörlüğünü Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüksel Özdemir’in yaptığı panele konuşmacı olarak; Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan ve Almanya Alevi Birliği Federasyonu (AABF) Başkanlığı ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonluğu (AABK) Eşit Başkanlığını yürüten Hüseyin Mat katıldı.

Yüksel Özdemir’in katılımcı konuşmacıları tanıtması ve panel başlığına ilişkin kısa bir giriş konuşması gerçekleştirdikten sonra ilk sözü Türkiye ABF Genel Başkanı Mustafa Alan aldı. Alevilerin metropollere göç etmesinin ardından yaşanan katliamların ve asimilasyon süreçlerinin yeni bir boyut kazandığına dikkat çeken Aslan şu başlıklara değindi: “1988’de Pir Sultan Abdal adı altında örgütlenmeler başladı ama bir turizm derneği adı altında kuruldu. Daha sonra 1990’ların başında Hacı Bektaş ve Hubyar Sultan gibi Alevi yol ulularının önemli isimleri altında örgütlenmeler olsa da bu derneklerin tüzüklerinde Alevilik inancı ile ilgili ibareler geçmiyordu çünkü T.C’nin ayrımcı tekçi anayasası buna izin vermiyordu.

Arslan’ın ardından söz alan AABF-AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise Almanya’daki Alevi örgütlenmesi sürecine ve kazanımlara ilişkin başlıklara değindi.

Türkiye’deki asimilasyon çalışmasına da dikkat çeken Mat sözlerine şöyle devam etti: Cem Vakfının, Alevileri devletin Alevisi yapmaya çalışmasına dikkat çektiğimiz de bazı arkadaşlarımız bizlere kızdılar. 2009-10 yıllarından itibaren yapılan Alevi çalıştaylarının raporlarını mutlaka okuyun. Ne talep etmişsek reddedilen bir rapor çalışması olduğunu görürsünüz. Ve o raporda çok önemli bir nokta vardı; “Bu verdiklerimizle yetinmelisiniz” vurgusu. “Yetinin” diyorlardı. Peki Bu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hedefindekiler kimlerdir? Bunun altını çizerek belirtmek istiyorum! Örgütlü Alevilerdir. Daha dün tüzüğünde Alevi Bektaşi isimleri altında kurumlar kurulmasına izin vermeyen devlet bugün Ankara’nın göbeğinde bu isimler altında başkanlık kuruyor. Dünden bugüne ne değişti de bu oldu. Çünkü Aleviler örgütlendi, ‘Artık yeter’ dedi, ‘Biz yönetilen değil bu ülkede olan Kürtler Ermeniler Ezdiler gibi kimliklerle eşit yurttaşlık temelinde anayasada yer alıp yönetimde söz sahibi olmak istiyoruz’ dediler. İşte bu yüzden Alevi kurumlarına karşı hep saldırı oldu. Avrupa Alevi hareketine de ciddi saldırılar oldu, olmaya devam ediyor. Türkiye Alevi Hareketi ile Avrupa Alevi Hareketi arasına duvar örmeye çalışıyorlar. Gri pasaportlu dedeleri gönderiyorlar. Ama burada elde ettiğimiz her kazanım Türkiye’deki Alevilerin hak mücadelesinin daha görünür olması anlamına geliyor, devletin teşhir olması anlamına geliyor. Uluslararası diplomasi açıdan onu sıkıştırıyor.”

Fotoğraflar: BAT-Cemevi Basın Ofisi / Ulaş Yunus Tosun

 

Close