Written by 11:30 ÇALIŞMA YAŞAMI

Aşırı sağcılar fabrikalara yöneliyor

Önümüzdeki üç ay Almanya genelinde işyeri işçi temsilciliği (BR) seçimleri yapılacak. Seçim tarihi yakınlaştıkça “muhalif listeler” de artıyor. Fakat bunların ne kadar muhalif oldukları veya olmadıkları hemen anlaşılmıyor. Diğer yanda uzun yıllardır çalışma yaşamında ciddi bir rol oynamayan aşırı sağ güçler, BR seçimlerini değerlendirerek fabrikalarda yer edinmeye çalışıyorlar. Yerel ve eyalet seçimlerinin olduğu bazı bölgelerde AfD ve “Zentrum” derneği ortak seçim kampanyası sürdürüyorlar. Hakim sendikal anlayışa sözde “muhalif” görünen Zentrum vb. girişimler gerçekte milliyetçilik temelinde sınıf işbirliğini öneriyorlar. Mücadeleci sendikacılar ve temsilciler, sendika bürokrasisini eleştirirken sermaye yanlısı sağ güçlerin ekmeğine yağ sürmemek için daha dikkatli çalışma sürdürmek zorundalar.

SERDAR DERVENTLİ

Almanya’da işyeri işçi temsilciliği (“Betriebsrat”-BR) seçimleri yaklaşıyor. 1 Mart ile 31 Mayıs 2026 tarihleri ​​arasında, Almanya’daki tüm çalışanların yaklaşık yüzde 40’ı temsilcilerini seçecek.

Ekonomik gidişata bağlı gündeme gelen iflaslar, gümrük politikaları kapsamında işletmelerin değişen yatırım planları, değişik sanayi kollarında gündemde olan dijital dönüşüm işçi ve emekçi kitleleri için kitlesel işten atmalar, hak gaspları anlamına geliyor. Dolayısıyla gündemdeki BR seçimleri farklı bir önem kazanıyor.

AFD – ZENTRUM ORTAK KAMPANYA YÜRÜTÜYOR, MEDYA DESTEKLİYOR!

Diğer yandan bu yıl Almanya’nın iki eyaletinde yerel seçimler ve beş eyaletinde, eyalet seçimleri (kutuya bkz.) yapılacak. Rheinland-Pfalz eyaletinde AfD ve “Zentrum” isimli sözde sendika ortak etkinler düzenlediği, Audi Ingolstadt (Bavyera), Mercedes Untertürkheim, Sindelfingen ve Stutgart (Baden Württemberg), Opel Rüsselsheim (Hessen) gibi fabrikaların önünde birlikte BR ve eyalet/yerel seçimlerle ilgili bildiriler dağıttıkları yönünde bilgiler gazetemize ulaşıyor. Bilgilerin bize ulaşmadığı daha birçok fabrika önünde benzeri ortak eylem/etkinler yapıldığı muhtemeldir.

Gerici, aşırı milliyetçi AfD, özellikle doğu eyaletlerinde birinci parti görünüyor. “Reuters”, “dpa” gibi ajanslar üzerinden Almanya’daki bütün basına sunulan bültenlerde, son genel seçimlerde işçi oylarının yüzde 38’inin toplayan AfD’nin mart ayı içinde yapılacak değişik seçimlerdeki olası başarısının işyeri temsilciliği seçimlerine de yansıyacağı yönünde haberler yer alıyor. Diğer yandan sağ listelerin fabrikalardaki başarısının daha sonra sonbahardaki seçimlere yansımasının muhtemel olduğu ileri sürülüyor.

Bu “zincirleme etkileşim” haberlerinin hangi maksatla yapıldığı, neden şimdi böyle bir tartışma başlatıldığı ortada: Sermaye yanlısı medyada bu tür haberlerle sermaye yanlısı, işçi düşmanı gericilik destekleniyor, fabrikalarda propaganda yapmalarının önü açılmak isteniyor. Amaç güçlü bir faşizan bir hareketin örgütlenmesinin önünü açmak değil, asıl amaç işletmelerde var olan sendikal örgütlenmeyi baltalamak, işçi sınıfını bölmek ve bir bölümünü “Almanya’nın üretim merkezi olarak korunması ve rekabet gücünün artırılması” safsatasının arkasına çekebilmek.

ABARTMAYA GEREK YOK, GÖRMEZDEN GELMEYE İSE HİÇ GEREK YOK!

Aşırı milliyetçi, ırkçı-faşist grupların fabrikalarda örgütlenme çabaları yeni değil. Geçmiş yıllarda CGM (Hıristiyan Metal Sendikası) veya AUB (“Bağımsızlar”) gibi sarı sendikalar* üzerinden fabrikalarda “sendikacı” veya “işyeri temsilcisi” olarak yer edinme çabaları birçok kez başarılı oluyordu.

2009 yılında “Zentrum Automobil”i kuran Oliver Hilburger’de** daha önce CGM üzerinden Mercedes Untertürkheim’de faaliyet sürdürüyordu. 2010 yılında Mercedes Untertürkheim’de ilk kez BR seçimlerine katılan “Zentrum”un iki adayı BR’ye girmeyi başarmıştı. İlerleyen yıllarda aşırı sağcı “Zentrum”, AfD, “Ein Prozent”, “Identitäre Bewegung” ve “Compackt-Magazin” gibi aşırı sağcı, faşist örgütlenmelerin ve yayınların desteğiyle üçüncü kez “İşyeri temsilcisi ol” (“werde Betriebsrat”) başlığı altında kampanya örgütlediler.

Her ne kadar “Zentrum’un” seçim başarısı şu ana kadar marjinal olsa da önemsiz değil. 2018 ve 2022 BR seçimlerinde “Zentrum” ve ona bağlı listeler, Stuttgart ve Leipzig çevresinde yüzde 3,4 ila yüzde 13,2 oranında oy alarak BR’lere girmeyi girdiler. “Zentrum”, kısmen başka liste isimleri altında BR seçimlerine katılıyor. Örneğin Leipzig’de BMW ve Porsche’de “IG Beruf und Familie” (Meslek ve Aile), Zwickau ve Chemnitz VW’de “Bündnis freier Betriebsräte” (Bağımsız İşçi Temsilcileri Birliği) veya Waiblingen’de Stihl’de “Mut zur Veränderung” (Değişime Cesaret) isimleriyle. “Zentrum”, Zwickau ve Rüsselsheim’da da BR’lere girmeyi başardı. 2018 ve 2022 seçimlerinde Merkez, toplam 180 bin işyeri temsilciliği pozisyonundan sekiz işletmede resmi olarak yaklaşık 20 BR koltuğu kazanmıştı. “Zentrum” tarafından “Reuters” ve “dpa” ajanslarına verilen demeçlerde sözde sendikanın Almanya genelinde 150 BR üyesi olduğu ileri sürüldü. Bunların hangi fabrikalarda olduğu sorusuna ise yanıt verilmediği de ajans haberlerinde yer aldı.

Adını “Zentrum – Die alternative Gewerkschaft e.V.” olarak değiştiren bu grup önümüzdeki aylarda ayrıca VW Braunschweig ve Audi Ingolstadt’ta ilk kez BR seçimlerine katılacak. Sözde sendikanın en büyük BR listesi 207 kişiyle Mercedes Untertürkheim’de en küçüğü ise iki kişiyle VW Braunschweig’da. Diğer fabrikalardaki listelerde 8 ila 20 kişi bulunuyor.

IG Metall’in Yürütme Kurulu üyesi Ralf Reinstädtler, ocak sonunda yaptığı açıklamada, sağcı adayların “hâlâ çok, çok nadir görülen bir durum” olduğunu söyledi. Şüphesiz “Zentrum” isimli sözde sendikayı olağanüstü abartmaya gerek yok, ama görmezden gelmeye de hiç gerek yok. Örneğin bir fabrikada temsilciliğe girmeyi başaran sağcı, faşist bir BR üyesinin, üç ayda yapılan işyeri toplantısında on binlerce kişinin önünde sermaye yanlısı ve sendika düşmanı propagandasını yapabilme olanağı elde ettiğini de unutmamak gerekiyor.

DAHA DİKKATLİ BİR ÇALIŞMA SÜRDÜRÜLMELİ

Son birkaç aydır ajansların yanı sıra çok sayıda gazete ve TV tarafından aranan faşist Hilburger sürekli aynı mesajları veriyor: “Bugün işçileri baskı altına alan artık puro içen fabrika sahipleri değil. Bugün birçok kişi, yanlış görüşü savundukları takdirde karşılarındaki güçlü bir BR’den korkuyor. Sendikalar işçilerin zararına olacak şekilde işverenlerle bir tür sembiyoz içinde hareket ediyorlar. İşten çıkarmalar yaşanırken sessiz kalıyorlar ve krize karşı bir şey yapmıyorlar.”

Hilburger ve ekibi otomotiv sanayisindeki yaşanan krizi, teknolojik dönüşüme bağlı işten çıkarmaları ve tasarruf planlarını eleştirirken tekellerin adını bile anmadıkları gibi bütün sorunun başında IG Metall sendikasını gösteriyorlar.

Otomotiv yan sanayisinden çok sayıda küçük ve orta ölçekli firmanın ekonomik gidişata bağlı olarak iflasın eşiğinde olması, şirketlerin, gümrük politikaları kapsamında değişen yatırım planları işçi ve emekçi kitleleri için kitlesel işten atmalar, hak gaspları anlamına geliyor. IG Metall ocak ayı başında yaptığı yeni yıl resepsiyonunda, Almanya’da her ay 10 bin sanayi işyerinin yok edildiğini açıklamıştı. Hilburger ve ekibi bütün bu gelişmeler karşısında IG Metall’i, çöküşe seyirci kalmakla suçluyorlar.

Bu örneklerden görüldüğü gibi Hilburger ve ekibi, sosyal demagoji*** yapmakta son derece ustalar. Yazının başında belirtildiği gibi bu grupların asıl amaçları işletmelerde var olan sendikal örgütlenmeyi baltalamak, işçi sınıfını bölmek ve bir bölümünü “Almanya’nın üretim merkezi olarak korunması ve rekabet gücünün artırılması” safsatasının arkasına çekebilmek. Böylesine derin bir bölünme, önümüzdeki dönem, sosyal ve siyasal saldırılar arttığında mücadeleci eğilimlerin güç kazanmasını da zorlaştıracaktır.

Bu nedenle fabrikalarda “teknolojik dönüşüm”, “yeniden yapılanma” vb. başlıklarla gündeme gelen saldırılarda bunun sorumlusu olarak sermaye kesimini daha sert eleştirmemiz, sendikayı ve BR’leri işbirlikçi çizgiden uzaklaştırmak için daha fazla çaba harcamamız gerektiği gibi sağcı güçlerin demagojilerini bozmak için son derece hassas bir çizgi izlememiz gerekmektedir.

Sermayenin saldırılarına karşı mücadeleyi merkezine almak yerine asıl olarak sendika bürokrasisine karşı mücadeleyi esas alan sekter bir çizgi aşırı sağ güçlerin güçlenmesine yol açacaktır. Bu sendika bürokrasisini eleştirmemek anlamına gelmez, işçiler tarafından anlaşılır bir çizgi izlemek anlamına gelir.

* Sarı sendika, işçilerin haklarını savunmak yerine sermaye ve hükümet çevreleriyle işbirliği yaparak sermaye/hükümet yanlısı politikalar izleyen sendikal yapıları ifade eder. İşçi çıkarları yerine sermayenin menfaatlerini koruyan, gerçek sendikal mücadelenin önüne engel çıkaran ve genellikle sermaye destekli olan bu yapılar, işçi haklarının gelişimini engellemekle kalmazlar bizzat hakların budanması için çaba gösterirler. Almanya’daki işyeri işçi temsilciliği (BR) kurumlarının bir bölümünü de politik duruşları açısından (yardımcı menajerlik – “Co-Management”, üretim merkezini koruma tutumu vb.) bu kategoriye dahil edilmelidir.

** 2008 yılına kadar faşist rock grubu “Noie Werte” de gitarist olan Oliver Hilburger uzun yıllar CGM’nin (Hıristiyan Metal Sendikası) değişik kademelerinde görev yaptığı gibi bu sarı sendika adına işyeri temsilciliği (BR) görevinde de bulundu. Bu süre zarfında Stuttgart İş Mahkemesi’nde fahri hakimlikte yapan Hilburger’in faşist bir grupta gitarist olduğu 2007’de ortaya çıkınca görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı. İş mahkemesinde görevini sürdürmek istemesine karşın Baden Württemberg Eyalet Mahkemesi Hilburger’i görevinden aldı. Hilburger 1989 yılından bu yana Mercedes Untertürkheim’de çalışıyor.

*** Demagoji yapmak: Gerçekleri çarpıtmak, duygusal manipülasyon yapmak, halkın bilgisizliğinden veya öfkesinden faydalanmak, popülist söylemlerle gerçeği gizlemek gibi yöntemlere başvurmak anlamına gelir.


ALMANYA’DA BU YIL HANGİ SEÇİMLER VAR?

8 Mart: Baden-Württemberg, eyalet seçimleri

8 Mart: Bavyera, yerel seçimler

15 Mart: Hessen, yerel seçimler

22 Mart: Rheinland-Pfalz, eyalet seçimleri

6 Eylül: Saksonya-Anhalt, eyalet seçimleri

13 Eylül: Aşağı Saksonya, yerel seçimler

20 Eylül: Berlin, eyalet seçimleri

20 Eylül: Mecklenburg-Vorpommern, eyalet seçimleri

——————————–

 “MUHALİF LİSTELER” ARTIYOR

Özellikle tasarruf planlarının ve işten çıkarmaların gündemde olduğu birçok fabrikada sendikal listelerin karşısına “muhalif listeler” çıkıyor. Tabii bu listelerin ortaya çıkış nedenleri, ne kadar ve kime karşı “muhalif” oldukları da fabrikalarda tartışma konusu oluyor.

Sayıları çok fazla olmasa da listelerin bir bölümü sendika listesine giremeyenler veya seçilemeyecek sıralara ‘düşenler’ tarafından kuruluyor. Bu durum özellikle sendikanın seçim listelerinin demokratik yöntemlerle hazırlandığı fabrikalarda yaşanıyor: Sendika temsilcileri genel toplantısında kişiler kendilerini veya başkalarını aday olarak gösteriyorlar. Adaylar belirlendikten sonra liste sıralaması oylamayla yapılıyor. BR çalışmasının iyi yapıldığı fabrikalarda geleneksel olarak görevdeki temsilciler tekrar aday olduklarında veya aday gösterildiklerinde listenin üst sıralara seçiliyorlar. BR’nin görevini iyi yapmadığı yerlerde haliyle bu adaylar ya hiç listeye aday olarak alınmıyor ya da alt sıralara alınıyor.

Bu tür durumlarda listede istedikleri yerden aday olamayan eski BR üyeleri, “muhalif” bir liste girişimi başlatabiliyorlar. Bu tür listeler “muhalif” olmadıkları gibi başarılı olma şansları da çok zayıf. Bunlara ancak “sözde muhalefet” denebilir.

“Sözde muhalif” listeler kategorisinde şimdiye kadar hiçbir sendika çalışma içinde olmayıp birden “muhalefet” olarak ortaya çıkanları da eklemek gerekiyor. Bu tür örnekler özellikle işten çıkarmaların gündemde olduğu fabrikalarda yaşanıyor. BR’ye girme yoluyla kendi işini* güvenceye almak isteyen ve sonrasında işten çıkarmalar gündeme geldiğinde BR üyesi olarak tazminat düzeyi üzerine pazarlık yapmayı planlayan bu kesimi, işçilerin hakları, hukukları ilgilendirmez – bunlar sadece kendilerini düşünür!

Bundan dolayı da bu tür “sözde muhalif” listelerin gerçek amaçlarını ortaya çıkarmak için özel bir çalışma sürdürmek gerekebilir.

Bazı fabrikalarda ise BR seçim listelerinin hazırlanması demokratik yöntemlerle yapılmıyor. Sendika temsilciliği işin dışında bırakılıyor ve görevdeki BR, kendine uygun adayları belirliyor ve sendika tabanına dayatıyor. Eğer sendika temsilciliği dik duramıyorsa anti demokratik şartlarda oluşturulmuş bir liste ortaya çıkıyor. Bu durumu kabullenmeyen sendika temsilcileri, listenin oluşumuyla ilgili işçileri bilgilendirmekle başlayarak yeni bir liste kurma çalışması başlatıyorlar. Bu tür listelerin de başarılı olup olmayacağı salt, “liste hazırlanırken bize haksızlık edildi” üzerinden sürdürülecek bir çalışmayla gerçekleşmeyeceği de ortada. İkinci bir liste kurmanın gerekçeleri, ne için mücadele edilmek istendiği vb. işçileri ikna edecek şekilde gündeme getirilmek zorunda. Bu listelere “muhalif liste” denebilir.

* Almanya’da işyeri işçi temsilcileri (BR), İşten Çıkarma Koruma Kanunu’nun (KSchG) 15. maddesi uyarınca, yasalarla güvence altına alınmış özel bir işten çıkarma korumasına sahiptir. Normal işten çıkarma prensip olarak söz konusu değildir. BR üyeleri, görev süreleri boyunca ve görev sürelerinin sona ermesinden sonraki bir yıl boyunca (“nachwirkender Kündigungsschutz”) işten çıkarmaya karşı korunurlar. BR aday olanlar da seçim döneminde ve altı ay sonrasında 15. madde uyarınca işten çıkarılamazlar. İşten çıkarmalar ya İşyeri İşçi Temsilciliğinin onayı ya da mahkeme kararı ile çok özel durumlar için mümkündür. Aday olanların seçilip seçilmemesi önemli değildir.

Close