Berlin Charité Üniversite Hastanesi’nin yaklaşık 500 ila 600 çalışanı, perşembe sabahı erken vardiyayla birlikte iki günlük bir uyarı grevi başlattı. Ancak Birleşik Hizmet Sektörü Sendikası (ver.di) Sekreteri Dana Lützkendorf’un junge Welt’e yaptığı açıklamaya göre, sendika eyleme katılanların yarısını tekrar işlerinin başına göndermek zorunda kaldı. Charité yönetiminin Çarşamba akşamı Berlin Eyalet İş Mahkemesi’nde ver.di’nin itiraz başvurusuna karşı itiraz etmiş ve bu kabul edilmişti.
Sendika, hastane yönetiminin 31 Ağustos itibarıyla tek taraflı olarak feshettiği “Personel Yükünü Azaltma Toplu İş Sözleşmesi”nin (Entlastungstarifvertrag) yeniden yürürlüğe girmesini hedefliyor. Söz konusu sözleşme, hastane işletmesinde bağlayıcı asgari personel sayılarını ve yetersiz personel durumunda çalışanlara tazminat ödenmesini düzenliyor.
Charité çalışanları, ağır çalışma şartlarına karşı bu toplu iş sözleşmesi hakkını 2021 yılında aylarca süren bir mücadele sonucunda kazanmıştı. Sendika verilerine göre o tarihten bu yana hastaneye binden fazla ek hasta bakıcı ve hemşire istihdam edildi.
Campus Virchow-Klinikum, Campus Charité Mitte ve Campus Benjamin Franklin olmak üzere üç ayrı yerleşkede toplam 7.000 kişi görev yapıyor. ver.di verilerine göre bu çalışanların yaklaşık 3.000’i sendika üyesi; yalnızca bu yıl 800 yeni üye katılımı sağlandı. 2021’de elde edilen kazanım, aşırı iş yükü nedeniyle krizde olan tüm sağlık sektörü için emsal kabul ediliyor.
Charité yönetimi, eylül ayı başında Berlin İş Mahkemesi’ne ver.di’nin grev sırasında normal hizmetin yüzde 80’ini sürdürmek zorunda olduğuna dair karar aldırmıştı. Sendika, bu kararla anayasal güvence altındaki grev hakkının kısıtlandığını savunuyor. ver.di, hastane yönetimi ve siyasetçilere Personel Yükünü Azaltma Sözleşmesi’ni büyük ölçüde yeniden yürürlüğe koymaları için 20 günlük bir süre tanıdı. Sendikacı Lützkendorf, aksi takdirde “iki günden belirgin şekilde daha uzun sürecek” bir grev tehdidinde bulundu.
Klinik çalışanları, eylemlerinin başlangıcında planlanan adresi değiştirerek mitinglerini sürpriz bir kararla merkezi Alexanderplatz meydanına taşıdı. Eylemciler burada, eyalet hükümeti kurmak üzere ön görüşmeler yürüten Sol Parti (Die Linke), Yeşiller ve SPD’nin üst düzey yöneticileriyle karşılaştı. Düdükler ve sloganlarla siyasetçileri protesto eden sendika üyeleri, bina önüne inen politikacıları doğrudan hedef aldı.
Grevciler, yeni hükümetten, Charité yönetimini çalışanların lehine bir acil servis anlaşmasına ikna etmelerini talep etti. Sol Parti Meclis Grubu Eşbaşkanı Tobias Schulze talebe destek vererek hastane yönetiminden “anayasal olarak güvence altına alınan grev hakkını tanımasını” istedi. SPD Meclis Grubu Başkanı Steffen Krach ise soruya net yanıt vermekten kaçınarak bir siyasetçi olarak “yargı kararını yorumlamak istemediğini” belirtti.
Charité yönetimi, toplu iş sözleşmesini feshetme gerekçesi olarak hastane reformu ve son sağlık reformu nedeniyle yaşanan gelir kayıplarını gösterdi. Yönetimin eylül ortasında yaptığı açıklamaya göre, son reform hastane için yaklaşık 80 milyon avroluk bir finansman açığı anlamına geliyor.
Bu durum karşısında klinik çalışanları, bir araya gelen müstakbel koalisyon ortaklarından üniversite tıp merkezine daha iyi bir finansman sağlanmasını talep etti. Eyleme katılan bir çalışan, “Bütçe açığının bedelini biz ve hastalarımız ödemek zorunda değiliz,” diyerek tepkisini dile getirdi.
Sol Parti, Yeşiller ve SPD eyalet ve federal düzeyde daha fazla kaynak ayrılması için çalışacaklarını belirtse de somut bir taahhütte bulunmadı. (YH)

