Written by 12:16 POLITIKA

Dayanışma nasıl güçlendirilebilir?

Dünya çapında işçi sınıfı, emekçiler, ezilen halklar pek çok açıdan zor bir dönemden geçiyor. Askeri harcamalar, militarizm, milliyetçilik ve ırkçılık sadece Almanya’da değil, dünyanın dört bir yanında en yakıcı sorunlar haline geldi. Sermaye ve onun değişik renklerdeki partileri sürdürülen politikaların parçası. Faturayı ise asıl olarak emekçiler, işçi sınıfı, gençlik ödediği halde henüz güçlü bir karşı çıkış örgütlenebilmiş değil. Almanya’da bütün işçi sınıfı izlenen politikalardan etkilenirken, göçmenler de bu politikalardan nasibini birçok alanda fazlasıyla alıyor. Özellikle ırkçı ve milliyetçi politikaların ilk kurbanı göçmen emekçiler yapılıyor.

Bu nedenle bir göçmen örgütü olarak DİDF’in kuruluşunun 45. yılı vesilesiyle içinden geçilen süreçte “Toplumsal dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz?” sorusuna aradığı yanıt önemliydi. Kongrenin yapıldığı Deutz Jugendherberger’de düzenlenen panele Verdi Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Rebecca Liebig, Göttingen Üniversitesinden Prof. Dr. Nicole Mayer-Ahuja, Sol Parti Milletvekili Cem İnce, SPD Milletvekili Jan Drien ve DİDF Yönetim kurulu üyesi Alev Bahadır katıldı. Değişik örgütlerin ve kurumların temsilcisi de panele konuk olarak katıldı, söz alarak görüşünü ifade etti.

SORUNUN TEMELİNDE KAPİTALİST SİSTEM VAR

Panelde ilk sözü alan Mayer-Ahuja, toplumlardaki bölünmenin başlıca sorumlusunun içinde yaşadığımız kapitalist sistem olduğunu ifade ettikten sonra şunları söyledi: “Bu sistemde zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum sürekli büyüyor. Bu aynı zamanda sermaye ile emek arasındaki çelişkinin derinleşmesi anlamına geliyor. Dinamik sistem olan kapitalizmde sadece şirketler arasında rekabet yok, aynı zamanda çalışan emekçi insanlar arasında da rekabet sürekli körükleniyor. Burada çağrısını yaptığımız birlik, dayanışma nadir görülebiliyor. Aşırı sağ sürekli var olan çelişkileri kullanarak güç topluyor. Eşitsizlikler ve farklılıkları kullanıyor. Bu nedenle bölünme sadece zenginlerle yoksullar arasında değil, işçiler arasında da bir bölünme yaratılmış durumda. Yerliler göçmenler, kadınlar ve erkekler, yaşlılar ve gençler, eski göç edenler ve yeni göç edenler arasında bölünmeler yaratılıyor. Sermaye çalışma yaşamında farklı kökenlerden emekçiler arasındaki farklıları kullanarak kazanıyor. Aynı sorunları yaşayan insanlar arasındaki bölünmeyi ancak dayanışmayla aşabiliriz. Kolay değil, ancak gerçekleştirilebilir” dedi.

GÖÇMENLER BÖLÜNMEDEN PAYINI ALIYOR

DİDF Yönetim Kurulu üyesi Alev Bahadır ise yaptığı konuşmada, örgüt olarak yıllardır sosyal sorunlarla aşırı sağın yükselişi arasında bir bağlantının olduğunu savunduklarını belirterek şunları söyledi: “Eğer bu bağlantıyı kuramazsak toplumda azımsanmayacak sayıda insanın sağa yönelmesini anlayamayız. AfD’nin stratejisi asıl olarak toplumda bölünmeyi yaratarak güç kazanmaktır. Ama bunu sadece AfD de yapmıyor. Son genel seçimler öncesinde diğer partiler de, özellikle de Birlik partileri, göçmenleri sorunların kaynağı olarak gösterdiler. Askeri harcamalar için milyarlarda euro ayıranlar, çalışanların haklarına el attılar. Çalışma süresinin 8 saatin üzerine çıkarılması, emeklilik yaşının yükseltilmesi hedefleniyor. Sosyal alanlarda yapılan kısıtlamalar semtlerde hissedilebiliyor. Yaşanan sorunlardan ötürü hükümet partilerine tepki gösterenler aşırı sağa yöneliyor. Bundan göçmenler de payını alıyor. Göçmenler arasında da eskiden gelenler ve yeni gelenler ayrımı yapılıyor. Daha önce gelenlere çalışkan oldukları, ağır işlerde çalıştıkları söylenirken yeni gelenlerin tembel olduğu ileri sürülüyor. Bilinçli olarak entegre olan ve olmayan propagandası yapılıyor. Böylece göçmen işçiler arasında da ayrım körükleniyor. DİDF olarak bu bölünme mekanizme politikasını boşa çıkarmak için mücadele ediyoruz.”

SENDİKALARIN SORUMLULUĞU ÇOK FAZLA

Verdi Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Rebecca Liebig yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Artan sosyal sorunlara karşı bir şeyler yapmamız gerekiyor. Zamanında tepki gösterdiğimizi düşünüyorum. Toplumda yaratılan bölünmeye karşı halkı bilinçlendirmemiz gerekiyor. Sendikalar olarak sorumluluğumuz fazla. Daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Bütün çalışanların yaşamını iyileştirecek toplu sözleşmeler yapabiliriz. Sendikalar olarak aynı zamanda politik bir gücüz. İş yaşamının dışındaki gelişmelerle daha fazla ilgilenmemiz gerekiyor. Bu konuda tartışmalarımız sürüyor. Aşırı sağın neden bu kadar güçlendiğini kendimize soruyoruz.”

HALKIN GÜVENİNİ YENİDEN KAZANACAK BİR ÇALIŞMAYA İHTİYAÇ VAR

Jan Dieren ise yaptığı konuşmada içinden geçtiğimiz dönemde dayanışmanın çok önemli olduğunu, bu denle farklı düşünenlerin bir araya gelerek aşırı sağa karşı mücadele etmesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Bugünkü durumun sorumlusu elbette meclisteki partiler. Ancak bu sadece Almanya ile sınırlı bir durum değil. Bir çok Avrupa ülkesinde sosyal demokrat partilerin gelişmelerde sorumluluğu var. Ancak bunu söylemek bizim için yeterli değil. Yanıtlar bulmamız gerekiyor. Genel olarak sol olarak neoliberela politikalara doğru yanıtlar verilmedi. Bir çok Avrupa ülkesinde siyasi partilere ve sisteme öfke var. Halkın sorunlarını çözmedikleri gibi sorunların nedeni oldular. Çalışanlar bunun farkında. Bütün insanların çıkarlarını savunacak politik bir perspektifle bu süreci aşabiliriz. Doğru yanıtlar bulmamız gerekiyor.”

Sol Parti Milletvekili Cem İnce ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Meclise seçildiğimde bazı kararlara katılabileceğimi düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Kolay da değil. Hükümette olanlar istediği gibi karar verip uyguluyorlar. Bunun için soldan bir baskı yapmamız gerekiyor. Biz bunu yapmanın çabası içindeyiz. Sosyal sorunlar, işçilerin sorunları çalışmamızın merkezinde olmamız gerekiyor. Sorunlar doğuda ya da batıda aynı. Aşırı sağ sorunlar suistimal ederek güç toplamaya çalışıyor. Var olan sorunlar işçiler arasında huzursuzluğu arttırıyor. Sendikalar bir çok alanda yetersiz kalıyor. Çözüm için öncelikle insanların güvenini yeniden kazanmamız gerekiyor. Onlara yakın durarak bunu başarabiliriz. Sorunlarını ciddiye almamız gerekiyor. Bunu hayatın her alanında yaptığımız zaman güveni yeniden kazanabiliriz. Yapamadığımız takdirde aşırı sağ güç kazanmaya devam edecek.” (YH)

 

Close