Almanya’da 31 Ekim Cumartesi günü 100 binden fazla gencin insanca bir yaşam için yaptığı eylemler hükümeti ve güvenlik birimlerini rahatsız etti. İstedikleri çapta büyük provokasyonları bulamayanlar Frankfurt’ta birkaç dükkanın camını kırılmasını abartarak sunuyor. Göçmen gençler yine olayların sorumlusu gösterildi. Gençler de güvenlik birimleri de şimdiden 20 Kasım’da Avrupa çapında yapılacak büyük eylemlere hazırlanıyor.
YÜCEL ÖZDEMİR
Almanya’da 31 Ekim Cumartesi günü “Gen Z regelt” inisiyatifinin çağrısıyla 100 binden fazla gencin sokağa çıkması hükümet çevrelerinden başlayarak pek çok kesimi rahatsız etti. Haftalar öncesinden eylemlere karşı başlatılan kampanyaya rağmen, katılım bir çok kentte beklenenin üzerinde oldu. Gün boyunca provokasyon ve saldırı girişimleriyle çatışma ortamı yaratmaya çalışan güvenlik güçleri istedikleri sonucu alamadılar. Berlin, Hamburg, Köln ve Frankfurt’da çıkan küçük çatışmalar ve cam kırma olayları büyütülerek, gösterilere gölge düşürülmek isteniyor. Bu nedenle şimdiden 20 Kasım’da Avrupa çapında yapılacak büyük eylemlerin yasaklanması da tartışılmaya başladı.
Almanya’da 34 kentte cumartesi günü yapılan eylemler, polisin provokasyon ve marjinalleştirme girişimlerine rağmen sakin geçti. Gösterilerde hayat pahalılığına, okullardaki sorunlara, eğitime yeterli bütçe ayrılmamasına dikkat çekilirken, askeri harcamaların artırılmasına, zorunlu askerliğe net bir şekilde karşı çıkıldı. Gençlerin taleplerine kulak tıkayan hükümet yetkilileri ve güvenlik birimleri, eylemlerin güçlü geçmemesi için günler öncesinde “Fransa ve İtalya’da olduğu gibi yağmalama olayları yaşanacak” propagandasını yapmaya başladı. İnternet üzerinden 150 binden fazla genç eylemlere katılacağını belirtirken, gerçekte sayı 100 binin üzerine çıktı.
Sendikaların, öğrenci ve üniversite derneklerinin açıktan destek vermediği, sadece Avrupa’nın diğer ülkelerindeki eylemlerden etkilenen gençlerin yaptığı çağrıya kulak verenlerin 100 binden fazlasının sokağa çıkması, Almanya’daki gençliğin sisteme ve onun partilerine tepkisini gösterme açısından anlamlı.
Marjinalleştirme hesabı tutmadı
Bunun farkında olan hükümet gençliğin yükselen tepkisini bastırmak için karalama ve marjinalleştirme çabasını sürdürecek. Eylem günü sergilenen tutum bunun bir işaretiydi. Bir çok kentte polis yürüyüşlere izin verildiği halde son anda engellemeye çalıştı. Bu doğal olarak gençlerin tepkisini çekti. Köln’de daha önce kent merkezindeki Heumarkt alanında yapılması planlanan eylemin yeri değiştirilerek, Ren nehri kenarındaki bulvar adres olarak gösterildi. Bir yürüyüş izni olduğu halde, polis bazı gençlerin yüzünü kapatmasını gerekçe göstererek yürüyüşe izin vermedi. Bütün kentlerde normalin üzerinden polis görevlendirilerek göz dağı verildi. Bütün bunlara rağmen iki hafta boyunca gençliğin eylemlerinin marjinalleştirme, kriminalleştirme üzerinden sürdürülen propaganda tutmadı.
Frankfurt’ta eylem bittikten sonra kent merkezinde birkaç gencin birkaç dükkanın camını kırması ülke genelinde polisin ve güvenlik birimlerinin en çok kullandığı olay oldu. Dükkanlardan birisinin silah satış mağazası olması ayrıca önemsendi. Olay sırasında güvenlik güçleri, tazyikli su sıkan TOMA’lar, zırhlı araçlar, helikopterler ve insansız hava araçlarını devreye soktu. Çok sayıda kişi geçici olarak gözaltına alındı.
Hessen İçişleri Bakanlığına göre, gece boyunca 1.300 polis görev yaptı. 366 kişiyi kontrol eden polis, 1.225 kişiye olay yerinden ayrılma emri verirken, 13 ile 29 yaşları arasında 54 kişiyi gözaltına aldı.
İçişleri bakanı göçmenleri hedef gösterdi
Bu görüntüler üzerinden bir açıklama yapan Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt açık bir şekilde göçmenleri hedef gösterdi. Bild Online’ye açıklamalarda bulunan bakan “Şiddete eğilimli sol gruplar ve göçmen kargaşacılar, barışçıl gösterileri ele geçirdiler. Şiddete karışanlar ve yağmacılar tespit edilecek ve hesap verecekler. Kamu düzenini bozma eylemine sert cezalar uygulanmalıdır” dedi.
Dobrindt açık bir şekilde göçmen gençleri hedef gösterirken, Hessen Eyaleti İçişleri Bakanı Roman Poseck, gözaltına alınan 13-29 yaşları arasındaki gençlerin büyük çoğunluğunun Alman vatandaşı olduğunu söyledi. Ancak Poseck de, bu Alman vatandaşlarının “çoğunlukla göçmen kökenli” olduğunu açıklamasına eklemeyi ihmal etmedi.
Sırada 20 Kasım var
Güvenlik birimleri ve basının bir bölümü özellikle Frankfurt’taki olayları kullanarak gençliğin taleplerinin daha fazla insana ulaşmasını engellemeye çabasını sürdürmeye devam edecek. Yeni hedef 20 Kasım’da Avrupa çağında hayat pahalılığına, yoksulluğa, silahlanmaya ve küresel ısınmaya karşı yapılacak eylemlere katılımı düşürmek. Ancak öyle görünüyor ki, 20 Kasım 31 Ekim’den daha güçlü geçecek. “Gen Z regelt” inisiyatifinin temsilcileri şimdiden eylemlere katılma çağrısında bulundu. Daha önce 31 Ekim eylemlerine mesafe koyan öğrenci örgütlerinin çoğu 20 Kasım’daki eylemlere katılacağını duyurdu.

