Göçmen Kadınlar Birliği Hannover tarafından düzenlenen etkinlikte savaşların kadınlar üzerindeki yıkıcı etkileri, kadın emeği, militarizm ve barış mücadelesi ele alındı. Kadınların dayanışmasının ve örgütlü mücadelesinin önemi vurgulandı.
Etkinlik, Dernek Başkanı Güneş’in açılış konuşmasıyla başladı. Güneş, derneğin çalışmalarını tanıtarak göçmen kadınların ortak sorunlarına karşı birlikte hareket etmesinin ve dayanışmanın önemine değindi.
Ardından Göçmen Kadınlar Birliği Hannover adına Seyhan Nacakoglu söz aldı. Seyhan , Savaşın Kadın Bedenleri Üzerindeki Etkisi ve Barış Mücadelesi başlıklı konuşmasında savaşların yalnızca şehirleri değil, kadınların yaşamlarını, umutlarını ve geleceklerini de yıktığını belirtti. Filistin, Ukrayna ve Sudan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde kadınların şiddet, yoksulluk, cinsel saldırılar ve zorunlu göçün ağır bedelini ödediğine dikkat çekti.
Kadın bedeni bir savaş alanı değildir!
Kadın bedeni bir ganimet değildir! sözleriyle kadınlara yönelik savaş şiddetine karşı sesini yükselten Seyhan, kadınların yalnızca savaşın mağdurları değil, aynı zamanda direnişin, dayanışmanın ve barışın güçlü savunucuları olduğunu vurguladı.
Almanya’da yaşayan göçmen kadınların da ırkçılık, ayrımcılık, düşük ücretler ve sosyal güvencesizlikle mücadele ettiğini belirten Seyhan, Bizler için barış yalnızca silahların susması değildir. Barış, eşitliktir, özgürlüktür, sosyal adalettir diyerek kadınların örgütlü mücadelesinin ve uluslararası dayanışmasının önemine dikkat çekti.
Bahar Kılıç : Kadınlar barışın ve yeniden inşanın öznesidir
Etkinliğin ana sunumunu Bahar gerçekleştirdi. Yıkım ve İnşa Arasında Kadınların Yeniden Üretim Emeği ve Barış Mücadelesi başlıklı sunumunda savaşların ekonomik ve toplumsal nedenlerini, kapitalizm ve militarizm arasındaki ilişkiyi ele aldı.
Bahar, savaşların bedelini en ağır biçimde kadınların, çocukların ve emekçilerin ödediğini belirterek silahlanmaya ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenlik gibi alanlara yönlendirilmesinin önemini vurguladı.
Kadınların savaş dönemlerinde ailelerini ayakta tutmak, çocuklarını korumak ve yıkılan yaşamları yeniden kurmak için büyük bir emek harcadığını anlattı. Kadınların görünmeyen bakım emeğine dikkat çekerek onların yalnızca savaşın mağdurları olarak değil, barışın kurulmasında söz ve karar sahibi bireyler olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Bahar, savaşların kadınlar üzerindeki etkilerinin çatışmalar sona erdikten sonra da devam ettiğine dikkat çekti. Yerinden edilme, yoksulluk, işsizlik ve sosyal güvencesizliğin kadınların yaşamını daha da zorlaştırdığını belirtti. Kadınların hem savaşın yarattığı yıkımla mücadele ettiğini hem de ailelerin ve toplumun yeniden inşasında büyük sorumluluk üstlendiğini anlattı. Kalıcı bir barışın ancak kadınların eşit katılımıyla, sosyal adaletin sağlanmasıyla ve örgütlü dayanışmanın güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı.
Sunumda Arjantin’deki Plaza de Mayo Anneleri ve Türkiye’deki Cumartesi Anneleri’nin adalet mücadelelerine de değinildi. Kadınların barış ve adalet arayışının sınırları aşan ortak bir mücadele olduğu vurgulandı.
Sorular ve dayanışma mesajları
Konuşmaların ardından katılımcılar tarafından sorular yöneltildi. Savaşların kadınlar üzerindeki etkileri, barış mücadelesi ve kadın dayanışması üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
Etkinlik, Savaşa karşı barış, militarizme karşı yaşam, ırkçılığa karşı eşitlik! Yaşasın kadınların uluslararası dayanışması! çağrısıyla sona erdi. (YH)

