Written by 09:57 DÜNYA

Hayaller bitti, acı gerçekler kaldı: Ukrayna savaşının 4 yılında neler oldu?

Rusya’nın 24 Şubat 2022’deki saldırısıyla fiili olarak başlayan Ukrayna savaşının arkasında her emperyalist gücün ayrı bir hayali vardı. Dördüncü yılın sonunda kazananın silah tekelleri, emperyalist ülkeler, kaybedenin Ukrayna olduğu söylenebilir.

YÜCEL ÖZDEMİR

Rusya’nın 24 Şubat 2022 günü düzenlediği saldırılarla fiili olarak başlayan Ukrayna savaşı bugün 4. yılını geride bırakıyor. Gelinen aşamada bir taraftan geçen hafta Cenevre’de yapılan “barış müzakereleri”ne devam edileceği ifade edilirken, diğer tarafta cephede savaş sürüyor. Kışın bastırmasıyla özellikle savaş hattında ve Ukrayna’da insanlık dramının yaşandığına dair haberler Alman basınına yer alıyor.

Rusya’nın etki alanını daraltma adına, geçmişi 2004’teki Turuncu Devrimi’ne kadar uzanan Batılı emperyalist devletlerin Ukrayna sahasındaki güç mücadelesi, gelinen aşamada büyük bir felakete, yıkıma ve insanlık dramına yol açmış durumda. Die Tageszeitung (TAZ) gazetesinin değişik kaynaklardan derlediği habere göre, savaşın başlamasından bu yana Ukrayna cephesinde en az 100 bin, Rusya cephesinde ise bir buçuk milyon askerin hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Kiev resmi olarak 55 bin askerin öldüğünü açıklasa da çok sayıda askerin de kayıp olduğu belirtiliyor.

Dördüncü yılın sonunda Rusya, Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20’sini tamamen veya kısmen kontrol altına almış durumda. Ancak asker kaybının çok fazla olduğu ileri sürülüyor. Rus silahlı kuvvetleri tahminen her ay 20 bin asker kaybediyor. Rusya’nın asker kaybını telafi etmek için Hindistan, Kuzey Kore, Nepal ve 36 Afrika ülkesinden paralı askerler getirdiği iddialar arasında.

Masadaki emperyalist hesap Ukrayna sahasına uymadı

Geriye dönüp baktığımızda ilk görülen, hem Batı hem de Rusya cephesinde Ukrayna’ya dair yapılan hesapların tutmadığıdır. Batı’nın öngörüsü, Ukrayna’yı kışkırtarak Rusya’nın Donbass bölgesinden vazgeçebileceği, dolayısıyla Batı’dan kuşatmanın devam edebileceği yönündeydi. Ancak öyle olmadı. Rusya’nın kazanımlarını kaybetmeme adına Ukrayna sınırına yaptığı askeri yığınak, zamanla Kiev’in düşürülebileceği fikrini güçlendirdi. Nitekim, 24 Şubat 2022’da başlatılan “operasyon”un ilk hedefi Kiev’di. Ancak ne istenilen ilerleme sağlandı, ne de içeriden Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e karşı bir darbe girişimi gerçekleşti.

İlk hesaplar tutmayınca savaş uzadı. Bunu belirleyen ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği askeri ve mali destek oldu. Savaşın mümkün olduğu kadar zamana yayılmasına dayanan bu yaklaşımın merkezinde ise “Rusya tehdidi”ni kullanarak Avrupa’yı militarist temelde yeniden yapılandırma vardı. Bu konuda kısmen ilerleme sağlandı. Avrupa ülkelerinin çoğu askeri harcamalarını NATO’nun daha önce belirlediği yüzde 2 sınırına çıkardı. Bununla da kalınmadı, temmuz 2025’te Lahey’de yapılan zirvede askeri harcamaların yüzde 3.5’e çıkarılması karara bağlandı.

Artan askeri harcamalardan asıl kazananlar ise ABD, İngiliz, Alman ve Fransız silah tekelleri oldu. komşu Baltık ülkeleri ve Polonya olmak üzere, pek çok ülke devasa silah siparişlerini söz konusu ülkelerin tekellerinden yaptılar. Buna bir de Avrupa’nın Rus petrol ve doğal gazını durdurması nedeniyle kazanan enerji tekellerini eklemek gerekiyor. Savaş ve yıkımdan en çok kazanan Batılı emperyalist tekeller oldu. Bu dört yıl içinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi yapılması, Batı’nın birlik halinde hareket etmesi, NATO’nun yeniden dirilmesi de bu cephenin siyasi kazanımlar hanesinde yazıldı.

Barış şansı var mı?

Savaşın tetikçisi durumundaki ABD’de kasım 2024’te yapılan seçimlerde Donald Trump’ın kazanması savaşın kısa biteceğine dair iddiaları getirdi. Trump seçim meydanlarında, göreve geldiğinde savaşı çok kısa bir süre içinde bitireceğini propaganda etmişti. Ancak öyle olmadı, bir yıldır değişik düzeylerde ve yerlerde yapılan görüşmelerden henüz çok fazla bir ilerleme sağlanabilmiş değil. En son geçtiğimiz hafta çarşamba günü Cenevre’de, ABD’nin arabuluculuğunda Ukrayna ve Rusya arasında görüşmeler gerçekleşti. Ancak yine bir sonuç çıkmadı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Rusya’yı müzakereleri uzatmakla suçladı. Daha önce Abu Dabi’de iki tur görüşme ve kasım ayından bu yana bir dizi diplomatik toplantı da sonuçsuz kalmıştı.

Trump, savaşı, kasımda ilan ettiği 28 maddelik planla bitirmek istediğini açıkladı. Plan, Ukrayna ordusunun büyük ölçüde küçültülmesini ve NATO üyeliğinin engellenmesini ve Rusya’ya kontrol ettiği toprakları almasını öngörüyordu. Ayrıca ABD’ye bu iki ülkeden ekonomik kazanımlar ve kontrol yetkisi veriyordu. Plan, kasım sonunda ABD, Ukrayna ve Avrupa zirvesiyle revize ederek 20 maddeye düşürüldü. Avrupa, Ukrayna’nın mali ve güvenlik garantileri sorumluluğunu üstlendi. Ancak aralık başında Moskova’da ABD ve Rusya arasında 20 madde üzerinde yapılan ikili görüşmeler sonuçsuz kaldı. Zelenskiy, Trump ile yaptığı görüşmede 20 maddelik planı, olası cumhurbaşkanlığı seçimleriyle eş zamanlı olarak düzenlenebilecek bir referandumda oylamasına izin vereceğini duyurdu.

Barış için diplomatik çabalar sürmesine rağmen savaş devam ediyor. Rusya talepleri kabul edilmeden ateşkese olumlu yanıt vermiyor. Bu arada Ukrayna’nın enerji altyapısını vuruyor. Son 15 yılın en soğuk kışında, savaşın dördüncü yılının sonunda birçok Ukraynalı ısıtma, elektrik ve su olmayan evlerde yaşıyor.

Ukrayna’da AB ve ABD ‘işgali’

Gelinen aşamada, toprak kaybını kırmızı çizgi ilan eden, hatta Kırım’ı da geri almayı hedefleyen Ukrayna açısından bunların gerçekçi olmadığı görüldü. Bu savaşın sonunda Ukrayna’nın toprak kaybıyla küçüleceği anlaşılıyor. Referandum da asıl olarak bunun için gündemde. İlk olarak ABD tarafından dile getirilen “Toprak kaybına karşılık güvenlik garantileri” adım adım üzerinde anlaşmaya varılacak bir plan olarak görülüyor. Güvenlik garantileri arasında NATO üyeliği yok. Asıl olarak, Avrupa’n “himaye edeceği” bir Ukrayna söz konusu olabilir. Bu arada Ukrayna’nın nadir elementlerinin yarısının 50 yıllığına ABD tarafından el konulduğunu hatırlatmak gerekiyor. Barış anlaşmasının nasıl ve ne zaman olacağından bağımsız olarak, bugüne kadar olup bitenler savaşın en büyük kaybedenin Ukrayna ve halkı olduğu açıkça gösteriyor.

Rusya, ekonomik, askeri ve insani açıdan ağır darbeler aldı. Ama, topraklarına yeni topraklar katarak, Ukrayna’yı NATO üyesi yapmayarak hedeflerine kısmen varmış görünüyor.

Asıl kazananlar ise Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtan Batılı emperyalist devletler ve onların savaştan beslenen tekelleri oldu. Kasalarını dolduran, Rusya’nın çevrelenmesi konusunda önemli adımlar atan, Ukrayna’yı kendilerine öncesine göre çok daha fazla bağımlı hale getiren Batılı ülkeler, şimdi “barış” için Ukrayna yönetimini tavizler vermeye zorluyorlar. Batının desteği olmadan savaşı sürdüremeyeceğinin farkında olan Zelenskiy, günün sonunda önüne konulan planlardan birisine “Evet” demek zorunda bırakılacak. Bunun çok uzak olmadığı söylenebilir.

Close