Mercedes-Benz yönetiminin işçi haklarını budamaya yönelik girişimleri gündem olmaya devam ediyor. Gündemi kendi hisse sahiplerinin çıkarları doğrultusunda belirlemeye çalışan şirket yönetimi sadece biz işçilerin kazanılmış haklarına el uzatmıyor aynı zamanda hükümete de yapması gerekenleri söylüyor. Öne çıkarılan argüman ise „yoksa işyerleri kapanır“ olmakta.
Mercedes yönetimi yaz tatiline hazırladığımız günlerde İşyeri İşçi Temsilciliği’nin kapısını çalarak, haftalık çalışma saatlerinin ödeme olmaksızın uzatılması, ekstra ödemeler olan izin, yılbaşı ve kâr payı ödemelerini, ödemesi yapılan molaların (Steinkuehlerpause) kaldırılması, T-Zug’un yok edilmesi gibi bir dizi talebi iletmişti. Bu talep listesini, 21 Ekim’de yapılan ve sadece Sindelfingen’de 20 bin işçinin katıldığı eylem sonrasında yapılan İşyeri toplantısında da kürsüye çıkarak tekrarladı. Peki yönetimin derdi ne? Geçen yıl gerçekleştirdiği 10 milyar euroluk karın, özellikle Çin pazarındaki düşüşle beraber azalmış olmasının faturası işçilere saldırı olarak kesiliyor.
Hükümete yapılan uyarılarda da vergilerin azaltılmasından, elektrikli araçların dolumunun ucuza mal edilmesine kadar talepler ve çalışma saatlerinin uzatılması için yasal düzenlemelerin yapılması bulunuyor.
İşçiler toplu sözleşmelere hazırlık yaptığı dönemde, İşyeri İşçi Temsilciliği Ergün Lümali başta olmak üzere Keşkemet’te (Macaristan) görüşmeye çağrılıyor. Burada yapılacak bir (TİS’ler öncesinde) anlaşma, yukarıda saydığımız ve birçoğu toplu sözleşmeler ve mücadelerle kazanılmış hakların yok olması anlamına gelecektir.
Mercedes yönetiminin üretimi Almanya’dan Macaristan gibi ülkelere kaydırma niyeti gizli bir bilgi değil. Örneğin Untertürkheim Mercedes’te bulunan dökümhanenin 2035 yılına kadar kapatılması gündemde. Bunun yanı sıra, Fahrzeugsbereitstellung (trenlerle yapılan bitmiş arabaların transferi) bölümünün de kiralık bir firmaya verildiği (Schuon firması) konuşuluyor. 1 Ekim günü yapılan grup toplantısında işçiler bu konu başta olmak üzere, yukarıdaki saldıranlara karşı olduklarını, toplantıya katılan İşyeri İşçi temsilcisine tepkileri ile gösterdiler.
İşyeri İşçi Temsilciliği’nin „ne şiş yansın ne kebap“ yaklaşımına karşı işçiler geçtiğimiz günlerde sokağa çıkarak gösterdiler ve grev dahil her türlü mücadeleye hazır oldukları mesajı verdiler.
Geçtiğimiz yıl üretim dışındaki bölümlerde çalışan (büro, IT, ustabaşılar vb.) paralı çıkış verilmiş ve 5500 kişi bu şekilde ayrılmıştı. Çin pazarındaki daralma nedeniyle ilk ağızdan yapılan açıklama ile (Ola Kallnius) aralık ayında yine buralarda çalışan emekçilere mektuplar gönderilerek, paralı çıkış için tekliflerin yapılacağı belirtiliyor.
Gelişmeler gösteriyor ki, gündemi tek taraflı olarak patronlar belirlemeye devam ettiği takdirde Mercedes işçilerinin yaşadığı zorluklar da artarak devam edecektir. Bunun tek alternatifi, mücadele ve taleplerimizle biz işçilerin gündem olmasıdır.
Mercedes Benz’den bir işçi

